<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet.net.in</title>
	<atom:link href="http://www.sohbet.net.in/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbet.net.in</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 20:21:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Gaziantep</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/gaziantep-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/gaziantep-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Gaziantep, halk arasındaki eski adıyla Antep, Türkiye&#8217;nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasında bulunan aynı adlı ilin merkez şehridir. Güneydoğuda şehir olarak en fazla nüfusu barındırır.[2] Sanayi ve gelişmişlik bakımındandan birincidir. Gaziantep, Şehitkamil,Şahinbey olmak üzere iki metropol ilçeye ayrılmıştır. Gelişmişlik açısından Türkiye&#8217;nin 20. büyük ilinin merkez ilçesidir.[3] Ayrıca Gaziantep, Türkiye&#8217;nin hâla yaşanılan en eski [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Gaziantep-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Gaziantep-Sohbet.jpg" alt="Gaziantep Sohbet Chat" title="Gaziantep Sohbet" width="293" height="172" class="alignleft size-full wp-image-3507" /></a>Gaziantep, halk arasındaki eski adıyla Antep, Türkiye&#8217;nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasında bulunan aynı adlı ilin merkez şehridir. Güneydoğuda şehir olarak en fazla nüfusu barındırır.[2] Sanayi ve gelişmişlik bakımındandan birincidir. Gaziantep, Şehitkamil,Şahinbey olmak üzere iki metropol ilçeye ayrılmıştır. Gelişmişlik açısından Türkiye&#8217;nin 20. büyük ilinin merkez ilçesidir.[3] Ayrıca Gaziantep, Türkiye&#8217;nin hâla yaşanılan en eski kenti olup, Dünya&#8217;nın da hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biridir.[4] Bunların yanında Gaziantep, Türkiye sanayisi ve ticaretinde de çok önemli bir yer tutar. Bunun sebepleri arasında Gaziantep&#8217;in Anadolu ile Orta Doğu arasında bir konumda bulunması ve liman kentlerine yakınlığı sayılabilir. Gaziantep&#8217;in simgeleri arasında Gaziantep Kalesi, baklava ve antepfıstığı sayılabilir.</p>
<p> Etimoloji Gaziantep&#8217;in bilinen en eski adı Romalılar tarafından verilen Antiochia ad Taurum&#8217;dur. &#8220;Antiochia ad Taurum&#8221;, Latince &#8220;Toroslar&#8217;ın karşısındaki Antakya&#8221; anlamına gelir. Daha sonra şehri ele geçiren Araplar şehre Ayıntap demiştir.[5] Ayıntap adının kökenine ilişkin rivayetlerden birkaçı;[6]</p>
<p>Ayıntap ismi, Hitit dilinde &#8220;han toprağı&#8221; anlamına gelen &#8220;Hantap&#8221;tan türemiştir. Bu ad söylene söylene Ayıntap olmuştur.<br />
Ayıntap, Farsça pınarı bol anlamına gelir.<br />
Ayın, Arapça göz, tap ise pınar anlamına gelir. Yani Ayıntap Arapça pınarın gözü anlamına gelir.<br />
Ayıntap, adını eskiden bu yörede yaşamış bir kral olan Ayni&#8217;den almıştır.<br />
Ayıntap adı parlayan şehir anlamına gelir.<br />
Ancak bu rivayetlerden hiçbirinin doğruluğu kesin değildir. Ayıntap adı zaman içinde Antep, Entep ve Antap gibi değişik haller alır. Bu adlardan en yaygını Antep&#8217;tir. 1921&#8242;de (Antep Savunması&#8217;ndan sonra) çıkarılan bir yasa ile Antep&#8217;e Gazi ünvanı verilir.[7]</p>
<p> Tarih ] İlk çağlar<br />
Zeugma antik kentinden çıkarılan ve şu anda Gaziantep Arkeoloji Müzesi&#8217;nde sergilenen &#8220;Çingene Kızı&#8221; mozaiği. Mozaikteki kişinin Yunan mitolojisindeki yeryüzü tanrıçası Gaia olduğu düşünülmektedir.Günümüzdeki Gaziantep&#8217;in yakınlarında bulunan Dülük (Dolikhe ya da Doliche) bu yöredeki en eski kenttir. Arkeolojik kazılarından bu kentte Paleolitik dönemden beri insanların yaşadığı bilinmektedir.[8][9] Ancak, Dülük Erken Tunç Çağı&#8217;ndan sonra bir sürekli yerleşim yeri hâline gelebilmiştir.[10] Bu kent, İpek Yolu üzerinde bulunduğu için çok gelişmiştir.<br />
İlk kurulduğuda Babil yönetimi altında kalan kent, M.Ö. 1700&#8242;lü yıllarda Hititler&#8217;in eline geçer. Hititler&#8217;den sonra Mısır yönetimine geçen kent,[11] M.Ö. 700-M.S. 546 arasında ise kronolojik sırayla Medler, Asurlular ve Persler tarafından yönetilir. İ.Ö. 6. yüzyılda ise kent sırası ile Makedonya, Selevkos ve Komagene uygarlıklarının yönetimi başlar. Gaziantep ve Şanlıurfa, tarih boyunca, Diyarbakır eyaletine bağlı sancaktı.[11]</p>
<p> Yeni bir kent Romalılar, Dülük yakınlarına Antiochia ad Taurum adında yeni bir kent kurar. Bu kent İsa&#8217;nın havarilerinden Yuhanna&#8217;nın Hıristiyanlık&#8217;ı yaymak için seçtiği merkezlerden biri olmuştur. Kent, M.S. 395 yılında Bizans İmparatorluğu&#8217;nun eline geçer.[8] M.S. 636 yılında halife Ömer bin Hattab, İslamiyet&#8217;i yaymak için Ayıntap) ve Hatay yöresini Bizanslıların elinden alır. Bu şekilde Ayıntap halkı İslamiyet&#8217;i kabul eder. Bu arada Dülük, hızla eski önemini yitirmektedir.<br />
1071 yılında Alp Arslan&#8217;ın Malazgirt Savaşı&#8217;ndaki zaferinden sonra kent Selçuklu yönetimine geçer. Bir dönem Eyyübilerin eline geçen kent,[11] 1270 yılında Moğolların Ayıntap&#8217;a saldırmasıyla, 1389 yılında Dulkadiroğulları&#8217;nın ve 1471 yılında Memlük Devleti&#8217;nin egemenliğine geçmiştir.</p>
<p> Osmanlı yönetimi 1516 yılında Yavuz Sultan Selim&#8217;in Mercidabık Muharebesi&#8217;ndeki zaferinden sonra Ayıntap, Osmanlı yönetimine geçer. Osmanlılar döneminde kente çok sayıda cami, medrese, han ve hamam inşa edilmiştir. 1516–1596 yılları arasında kent, üretim, ticaret ve el sanatları yönünden de çok gelişmiştir. 1641 ve 1671 yıllarında iki defa kenti ziyaret eden Evliya Çelebi, kentte 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han, hamam ve bir de kapalı çarşı olduğunu yazar ve seyahatnamesinde aynen &#8220;Dünya yüzünden geniş bir ili, göz alıcı büyük yapıları her yerden aranan eşyası, birçok mezraları, bolluk ve verimliliği, bitimsiz yiyecek ve içecek pınarları ve ırmaklarıyla burası &#8216;Şehr-i Ayıntab-ı Cihan&#8217;dır&#8221; der.[12] Osmanlı döneminde Ayıntap, asla kendi eyaletinde olmayıp, önce Maraş (bugünkü Kahramanmaraş), sonra Halep eyaletinde yer almıştır. Buna rağmen Ayıntap&#8217;ın kültürü Arap kültüründen fazla etkilenmemiştir.[13]</p>
<p> Antep savunması<br />
9 Şubat 1921&#8242;de Antep&#8217;in teslimiyle Fransızlara esir düşen TürklerDaha çok bilgi için: Antep Savunması<br />
I. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Mondros Antlaşması&#8217;yla Osmanlı devleti parçalanır. 17 Aralık 1918 yılında Antep, Birleşik Krallık&#8217;a bırakılır. Antep, 5 Kasım 1919&#8242;da Fransa&#8217;ya bırakılır[11]. Ermeni Lejyonu da bu savaşta görev almıştır.<br />
Antep halkı, 1920 yılında, Fransız birliklerinin Antep&#8217;e yerleşmesi üzerine direnişe başlar. 1920 yılının Ocak ayında Karayılan komutasındaki çeteler, Fransızların bir süvari birliğini pusuya düşürür. Şahin Bey, 200 kişilik milis gücüyle 1920 yılının Mart ayına kadar Antep&#8217;teki Fransız askerlerine karşı savaşır. Antep halkı, 9 Şubat 1921&#8242;de teslim olur. Savaş tam 10 ay sürer[11]. 25 Aralık 1921&#8242;de Ankara Anlaşması gereğince Fransız birlikleri şehri boşaltır.</p>
<p> Belediye başkanları Gaziantep belediye başkanları[14]<br />
Belediye Başkanın Adı Görev Yılı<br />
Dr. Asım Güzelbey 2004 &#8211; günümüz<br />
Celal Doğan 1989-2004<br />
Ömer Arpacıoğlu 1984-1989<br />
Ahmet Turan Ertuğ 1980-1984<br />
Esat Kaya Turgay 1973-1980<br />
İbrahim Tevfik Kutlar 1963-1968 </p>
<p> Valiler Gaziantep valileri [15]<br />
Valinin Adı Görev Yılı<br />
Süleyman Kamçı 2006 &#8211; günümüz<br />
Mehmet Lütfullah Bilgin 2003-2006<br />
Erhan Tanju 2000-2003<br />
Muammer Güler 1994-2000<br />
Recep Birsin Özen 1992-1994<br />
Erhan Tanju 1991-1992 </p>
<p> Coğrafya Kahramanmaraş Kahramanmaraş Yavuzeli g • t • d </p>
<p>İslahiye  Nizip<br />
   (merkez şehir)     </p>
<p>Nurdağı Kilis Oğuzeli </p>
<p>İl merkezi, kuzeyde ve kuzeybatıda Kahramanmaraş, kuzeydoğuda Yavuzeli, doğuda Nizip, güneydoğuda Oğuzeli, güneyde Kilis, güneybatıda Nurdağı ve batıda İslahiye ile çevrilidir.<br />
Gaziantep&#8217;te çok sayıda pınar bulunmasına karşın hiç doğal göl bulunmamaktadır. Bu yüzden şehrin bir çok yerine yapay göller ve barajlar inşa edilmiştir. Gaziantep şehri, Gaziantep Platosu üzerine kurulmuştur. Gaziantep&#8217;ten geçen Alleben Deresi iki merkez ilçeyi birbirinden ayırır. İl merkezinin yakınında hiç doğal orman bulunmaz. Bu yüzden il yakınına kızılçam ağaçlarından oluşan bir yapay orman eklenmiştir. İl merkezi 2. derece deprem bölgesindedir.[16]</p>
<p> İklim Konumu sebebiyle Gaziantep&#8217;te Akdeniz iklimi ve Karasal iklimin bir karışımı görülmektedir. Hava özellikle Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çok sıcaktır. Aralık, Ocak ve Şubat aylarında ise çok soğuktur. Gaziantep&#8217;te ölçülen en yüksek sıcaklık 42 °C, en düşük sıcaklık ise -13 °C&#8217;dir.[17]<br />
Haziran-Eylül arasında Gaziantep, en az yağışı alır. En çok yağışı ise Aralık-Şubat arasında alır. Mevsim değişirken gündüz ve gece arasında çok büyük bir sıcaklık farkı vardır. Denize kıyısı olmaması sebebiyle kentte nem oranı çok düşüktür. Bu yüzden hava çok sert değildir.</p>
<p>Ortalama Veriler<br />
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Arl<br />
Rekor Sıcaklık (°C) 19 21 26.6 32.8 37.8 39.6 44 42 40.8 34.4 27.3 22.2<br />
Ortalama En Yüksek (°C) 8 9.5 14.1 19.8 25.6 31.3 35.6 35.4 31.3 24.3 16 9<br />
Ortalama En Düşük (°C) -0.3 0 3 7.5 12 17 21 20.8 16.2 10.4 4.5 1.2<br />
Rekor en düşük (°C) -9.6 -13 -11 -2.5 3.2 7.1 11.8 12.7 6.4 0 -7 -10<br />
Ortalama Güneşlenme Süresi (s.) 3.7 4.6 5.5 6.9 8.5 10.5 10.7 10.1 8.9 7.1 5.4 3.6<br />
Ortalama Yağışlı Gün Sayısı 13 12.3 12.1 10.8 7.3 2.5 1.7 1.4 2 6.8 9.2 12.5<br />
Kaynak: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü[18] </p>
<p> Nüfus Gaziantep, nüfus bakımından Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin en büyük ilidir, Türkiye&#8217;nin ise 6. en büyük ilidir. Gaziantep&#8217;te nüfus 1.912.223 kişidir. Nüfus yoğunluğu, merkez ilçelerde kilometrekarede 421 kişiyi aşmaktadır.[kaynak belirtilmeli]</p>
<p>1927 yılı nüfus sayımında 214.499 olan il nüfusu geçen 70 yıl içerisinde %534 oranında artış göstermiştir. Bu artış oranı aynı dönem için Türkiye genelinde % 317 olmuştur. Gaziantep uzun yıllar dikkate alındığında Türkiye nüfus artış hızının çok üzerinde bir nüfus artışı göstermiştir. Bunun sebebi aşırı derecede göç almasıdır.[kaynak belirtilmeli]</p>
<p>Gaziantep&#8217;in nüfusu (1927-2010)<br />
Yıl 1927 1940 1950 1960 1970 1980 1985 1990 1997 2000 2007 2008 2010<br />
Nüfus 213.499 306.906 328.343 434.579 606.540 808.697 966.490 1.140.594 1.127.686 1.385.249 1.560.023 1.612.223 1.700.763<br />
Kaynak: Gaziantep Valiliği[19] </p>
<p> Ekonomi<br />
Gaziantep deyince çoğumuzun aklına ilk gelen şey antepfıstığıdır (Pistachio vera).Daha çok bilgi için: Gaziantep&#8217;in ekonomisi<br />
Gaziantep ulaşım olanakları ve liman kentlerine yakınlığı sebebiyle ekonomik açıdan Türkiye&#8217;nin en zengin kentlerindendir. Gaziantep&#8217;teki en önemli geçim kaynakları, tarım, hayvancılık, enerji kaynakları, el sanatları, sanayi ve ticarettir. Güneydoğu Anadolu Projesi&#8217;nin tamamlanması ile kentte tarımın daha gelişmesi planlanıyor.<br />
Maden kaynakları açısından son derece fakir olan Gaziantep&#8217;te fosfat, manganez ve boksit çıkarılır.[20]</p>
<p> Tarım ve hayvancılık Gaziantep&#8217;teki Yaklaşık Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvan Türü ve Sayısı<br />
Türü Sayısı<br />
Koyun 130.000<br />
Keçi 76.000<br />
Sığır 15.000<br />
At 5.000<br />
Eşek 3.000<br />
Katır 325 </p>
<p>Gaziantep&#8217;in ekonomisinde tarım çok önemli bir yer tutmaktadır. Ancak özellikle yaz aylarında yağış az olduğu için tarım gerektiği kadar gelişememiştir. Gaziantep&#8217;teki en önemli tarım ürünü antepfıstığıdır. Türkiye&#8217;deki antepfıstığı üretimin büyük bölümü ise Gaziantep&#8217;ten sağlanır. Öyle ki, 2007 yılında sadece Gaziantep&#8217;te 60.000 ton antepfıstığı üretilmiştir.[21] Zaten antepfıstığı adını bu kentten almaktadır. Hatta Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü de Gaziantep&#8217;tedir.[22] Gaziantep&#8217;te antepfıstığı kadar zeytin ve üzüm de önemli tarım ürünlerindendir. Bu şekilde Gaziantep, tarımsal açıdan da çok gelişmiştir.<br />
Tarım kadar olmasa da hayvancılık da Gaziantep ekonomisinde çok önemli bir yer tutar. İlde mera alanları çok olsa da verimsiz olduğu için kentte daha çok küçükbaş hayvan yetiştirlir. Kentte en çok yetiştirilen hayvan koyundur. Ancak verimli ırk olmadıkları için yeterince ürün elde edilememektedir. Kentten Arap ülkelerine çok sayıda canlı hayvan ihraç edilir.[20]</p>
<p> Sanayi ve Ticaret Gaziantep, sanayi ve ticarette çok gelişmiştir. Kentteki bütün gelişme özel sektörün çabaları ile oluşmuştur. Gaziantep&#8217;te Türkiye&#8217;nin en büyük sanayi sitesi bulunur.[23] Ayrıca Gaziantep, Türkiye&#8217;nin sanayi ve ticaretinde 5. sıradadır.[23][24] Yakın zamana kadar ticareti büyük ölçüde sınır kaçakçılığına dayanan Gaziantep, şimdi gelişmiş bir ticaret merkezi hâline gelmiştir.[20] Gaziantep&#8217;teki en önemli sanayi dalları pamuk ve akrilik iplik, halı, un, irmik, makarna, gıda maddeleri, bitkisel yağ, plastik, deterjan üretimi ve deri üretimidir.<br />
Gaziantep&#8217;in ülke çapında ihracat payı %13&#8242;tür. Ayrıca kent, antepfıstığı üretim ve ihracatının %90&#8242;ı, kuruyemiş işleme ve ihracatının %85&#8242;ini, makarna işleme ve ihracatının %60&#8242;ını, pamuk ipliği imalat ve ihracatının %45&#8242;ini ve havlu imalat ve ihracatının %10&#8242;unu elinde tutmaktadır.</p>
<p> Gaziantep kültürü<br />
Gaziantep mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden baklava El sanatları [değiştir]Gaziantep&#8217;te çok çeşitli el sanatları mevcuttur. Geçmişte Gaziantep&#8217;teki en yaygın el santları dericilik, bakırcılık, yemenicilik, kilimcilik, el işlemeciliği ve kuyumculuktur. Bunlardan el işlemeciliği, bakırcılık ve kilimcilik önemini hâlâ korumaktadır. Özelikle Gaziantep&#8217;in kendine özgü motifleri olan kilimleri ve bakır ürünleri çok meşhurdur. Gaziantep&#8217;e özgü kilim çeşitleri Baklava dilimleri, Habbap ayağı, Kuş Kanadı, Zincir Göbek, Dirsek göbek, Pençe Göbek, Çarkı felek, Parmak göbek ve Atom Göbek&#8217;tir.[25] Ayrıca hanımların hemen her evde yaptığı Antep işi, dantel ve örgü gibi başka el sanatları da mevcuttur.</p>
<p> Gaziantep mutfağı Daha çok bilgi için: Gaziantep Mutfağı<br />
Gaziantep&#8217;in çok zengin bir mutfağı toplamda 512 çeşit yemeği vardır. Yemek çeşidi olarak da en çok yemek çeşidi ile Türkiye&#8217;de birinci sırayı alır.[kaynak belirtilmeli] Bu mutfak seneler boyunca çeşitli geleneklerin harmanlanmasıyla zenginleşmiştir. Antep mutfağı özellikle kebap ve et yemekleri ile meşhurdur. Alaca çorba, altı ezmeli kebap, arap köftesi, baklava, beyti, börk aşı, çağla aşı, cağırtlak kebap, doğrama, ekşili taraklı kebap, erik tavası, firik pilavı, kavurma, kuşbaşı kebap, küşneme, lahmacun, patlıcan kebabı, sarımsak kebabı, simit kebabı, soğan kebabı, şiveydiz, yuvarlama ve yeni dünya kebabı Gaziantep mutfağına özgü yemek ve tatlıların sadece çok azıdır.[26]</p>
<p> Antep ağzı [değiştir]Güneydoğudaki bir çok ilde olduğu gibi Gaziantep&#8217;in de kendine özgü bir şivesi vardır. Halk arasında &#8220;Antep ağzı&#8221; ya da &#8220;Antepçe&#8221;</p>
<p>Antep ağzı ile İstanbul ağzı arasındaki farklar Türkçe Antepçe<br />
kalın galın<br />
lezzet /n&#8217;æz.zet/<br />
baklava peklova<br />
bugün bööğn/<br />
gök göv/<br />
dükkân düven<br />
bahçe bahça<br />
elbet /h&#8217;el.bet/<br />
büyük böyyyk<br />
mevsim /m&#8217;œʊ.sym/<br />
hamarat /&#8217;a.ma.ɾat/<br />
buğday buuda </p>
<p>adıyla çağırılan bu konuşma şekli özellikle kırsal kesimde yaşayanlar ve yaşlılar arasında daha çok görülür. En belirgin özellikleri &#8220;r&#8221; ve &#8220;y&#8221; harflerinin söylenmemesi, &#8220;h&#8221; ve &#8220;k&#8221; harflerinin değişime uğraması ve<br />
&#8220;-iyor&#8221; eki ile bâzı şahıs eklerinin yok olmasıdır.[27][28] Antep ağzının Uygurca ile de benzer özellikler gösterdiği hemen fark edilir. Bazı örnekler yandaki tabloda yer alır.</p>
<p> Türküler ve halk oyunları Gaziantep yöresine özgü çok çeşitli türküler vardır. Bu türküler kahramanlık, aşk, göç ve oyun türküleri ve ağıtlar olarak beşe ayırılabilir. Bu türkülerden Karayılan, Şirinnar, Allı Yemeni, Ezo Gelin, Bahçalarda Mor Meni, Evlerinde bir İpekten halı var, Bahçalarda Zerdali, Emmoğlu ve Deriko sadece çok az bir kısmıdır.[29]<br />
Gaziantep, halk oyunları yönünden de çok zengindir. Bu oyunlar ise ağır halaylar, oynak halaylar ve mizanseli oyunlar olarak üçe ayrılır.</p>
<p> Tarihi yerler ve müzeler Daha çok bilgi için: Gaziantep&#8217;teki müzeler ve tarihi yerler listesi</p>
<p>Gaziantep Kalesi kenti izleyen bir tepeye kuruludur.Kentin tam merkezinde tarihi Gaziantep Kalesi yer alır. Kalenin güneyinde târihi Naib Hamamı bulunmaktadır.[30] Kalenin kuzeyinde ise çok sayıda tarihi han (Bayaz Han, Büdeyri Hanı ve Şire Han gibi) bulunmaktadır. Hanların kuzeyinde bakır işlemeleriyle ünlü tarihi Bakırcılar Çarşısı yer alır. İlde Boyacı Camii, Kurtuluş Camii ve Şirvan Camii gibi çok sayıda tarihi cami yer alır. Bey Mahallesi&#8217;nde ise tarihi Antep evleri yer alır. İldeki görülecek bir diğer yer ise Aziz Bedros Kilisesi&#8217;dir. Bu cümleden önce adı geçen bütün yerler ödüllü &#8220;Kültür Yolu Projesi&#8221; adı altında restore edilmiştir.[31]</p>
<p>Gaziantep, ilinde çok sayıda müze vardır. Yapılmakta olan müzelerle beraber Gaziantep tam bir müzeler kenti olacaktır. Aşağıda Gaziantep&#8217;teki müzelerin bir listesi yer almaktadır.</p>
<p>Gaziantep Arkeoloji Müzesi<br />
Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi<br />
Şahinbey Savaş Müzesi[32]<br />
Medusa Cam Müzesi[33]<br />
Hasan Süzer Etnografya Müzesi<br />
Zeugma Mozaik Müzesi[34]<br />
 Parklar ve bahçeler Gaziantep birçok park ve mesire yerine ev sahipliği yapar. 100. Yıl Parkı, Türkiye&#8217;nin en büyük parkıdır ve şehri baştan aşağı dolaşır. Ayrıca Celal Doğan Parkı, Masal Parkı ve Hayri Tütüncüler bunlardan birkaçıdır.[35] Ayrıca kentte Harikalar Diyarı[36] gibi eğlence yerlerinin sayısı hiç de az değildir. Ayrıca Gaziantep&#8217;te Türkiye&#8217;nin en büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi bulunur. Bu hayvanat bahçesi Orta Doğu ve Balkanlar&#8217;ın en büyük, Dünya&#8217;nın ise 6. en büyük hayvanat bahçesidir.[37] Gaziantep&#8217;te gezilecek diğer yerlere hâlâ inşaat halinde olan planetaryum[38] ve botanik bahçesi örnek verilebilir.</p>
<p> Eğitim Cumhuriyetin ilk yıllarında ildeki okuma yazma oranı %8&#8242;di. Şimdi ise ildeki okur yazarlık oranı %90&#8242;ı aşmıştır.[39] İlde çok sayıda okul bulunmaktadır. 1988 yılında ilde 6&#8242;sı özel 162 ilköğretim okulu, 5&#8242;i özel 14 genel lise, 19 mesleki ve teknik lise, 3 fen lisesi, 2 halk eğtim okulu, 2 çıraklık eğitim merkezi, 1 eğitim araçları donatım merkezi, 1 rehberlik ve araştırma merkezi ve 1 sağlık eğitim merkezi bulunmaktadır. Ayrıca 27 özel kurs ve 1 öğretmenler evi bulunmaktadır.<br />
Ayrıca Gaziantep&#8217;te şu an 3 tane üniversite bulunmaktadır. Bunlar Gaziantep ve Gazikent Üniversiteleri ve daha yeni açılan Zirve Üniversitesidir.[40] Gaziantep Üniversitesi, Kilis ili ve Nizip ve Oğuzeli ilçelerine de yayılarak 17 fakülte, 12 yüksekokul, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, 12 enstitü ve 9 meslek yüksekokuluna sahiptir.[41]<br />
Gaziantep&#8217;te 3 adet kütüphane vardır. Bunlar Gaziantep İl Halk Kütüphanesi, Şahinbey İlçe Halk Kütüphanesi ve Şehitkamil Bilgi Yılı İlçe Halk Kütüphanesi&#8217;dir.[42]</p>
<p> Spor Gaziantep&#8217;te çok çeşitli spor aktiviteleri yapılmaktadır. Bunlar arasında futbol, basketbol, voleybol, tenis, yüzme, boks, karete, judo, tekvando, güreş ve dağcılıktir.[43]</p>
<p> Futbol Gaziantep&#8217;te en çok rağbet görülen spor, diğer çoğu ildeki gibi futboldur.[44] Gaziantep&#8217;te amatör takımlar dışında 3 futbol takımı yer alır. Bunlardan Gaziantepspor, Türkiye&#8217;de Turkcell Süper Lig&#8217;de oynayan çok az takımdan biridir.Ayrıca 2000-2009 yılları arası Süper lig puan durumuna bakıldığında Gaziantepspor 4 büyük takımdan sonra 5. sıradadır.[45] Diğer bir takım olan Gaziantep Büyükşehir Belediyespor ise Bank Asya 1. Lig&#8217;de oynamaktadır. Kentteki başka bir takım ise Gaskispor&#8217;dur. Bu takım Türkiye Futbol Federasyonu 3. Lig&#8217;de oynamaktadır. Bu üç takım da 16.981 kişilik kapasitesi ve gece aydınlatması olan Kamil Ocak Stadı&#8217;nı kullanmaktadır.[46] Ayrıca stadın bir koşu parkuru da bulunmaktadır.[47].</p>
<p> Ulaşım<br />
Gaziantep caddelerinden manzaraGaziantep, Anadolu ile Mezopotamya arasında yer aldığı için tarih boyunca hep ticaret yolları üzerinde yer almıştır. Bunlardan en önemlisi İpek Yolu&#8217;dur. Bu sebepten dolayı ilde kara ve hava ulaşımı çok gelişmiştir. Gaziantep&#8217;in denize kıyısı olmadığı için kentte deniz ulaşımı yapılamamaktadır. En yakın liman kenti İskenderun&#8217;dur.</p>
<p> Kara ulaşımı Gaziantep, tarih boyunca önemli ticaret yolları üzerinde olduğu için kara ulaşımında da çok gelişmiştir. Özellikle Avrupa&#8217;dan Asya ve Afrika&#8217;ya geçişi sağlayan E-24 otoyolu, kentin gelişiminde önemli rol oynar. Ancak ildeki en önemli yol Gaziantep-Adana-Tarsus Otoyolu&#8217;dur. Gazintep Çevre Yolu ise hâlâ inşaat hâlindedir.[48]<br />
Gaziantep kentinden her gün Adana, Ankara, Birecik, Elazığ, İstanbul, Kahramanmaraş, Karkamış, Malatya, Nizip, Nusaybin ve Osmaniye&#8217;ye demiryolu seferleri yapılır. 1954 yılında hizmete giren gar, hâlâ ulaşımda önemli bir yere sahiptir. Başka bir terminal ise 2001 yılında hizmete açılmıştır.[48]<br />
Kentte halk ve belediye otobüsleri, dolmuş ve taksiyle ulaşım yapmak mümkündür. Ayrıca hafif raylı sistemde aktif durumdadır.[49]</p>
<p>Gaziantep&#8217;e önemli kentlerden karayolu mesafeleri<br />
Şehir İstanbul Ankara İzmir Adana Bursa Antalya Konya Samsun Mersin Kayseri Diyarbakır Balıkesir Van<br />
Uzaklık (km) 1126 673 1106 206 1043 764 562 726 275 353 313 1100 690<br />
Karayolları Genel Müdürlüğü[50] </p>
<p> Hava ulaşımı Gaziantep, hava ulaşımı bakımından da çok gelişmiştir. Kentte Gaziantep Oğuzeli Havaalanı adında uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Hava alanı şehirden yaklaşık 20 km. uzaktadır.[51] Her gün İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya&#8217;ya tarifeli uçak seferleri yapılmakla beraber, diğer illere de Ankara bağlantılı uçak seferleri yapılmaktadır. Ayrıca Almanya, Hollanda ve Fransa&#8217;ya direkt uçuşlar vardır.[52]</p>
<p> Kardeş şehirler Gaziantep&#8217;in 6 kardeş şehri vardır. Bunlar;</p>
<p> Duisburg, Almanya[53]<br />
 Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti[54]<br />
 Halep, Suriye[55]<br />
 Karlstad, İsveç[56]<br />
 Kuveyt, Kuveyt[55]<br />
 Nijmegen, Hollanda[57]</p>
<p> Popüler kültürde Gaziantep aziantep&#8217;i Yunanistan&#8217;da tanıtan &#8220;Yabancı Damat&#8221; adlı bir dizidir ve dizi Yunanca Τα σύνορα της Αγάπης (Aşkın Sınırları) olarak bilinir. Ayrıca Ezo Gelin ve Zerda dizileride Gaziantep&#8217;te Çekilmiştir. [58]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/gaziantep-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eskişehir</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/eskisehir-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/eskisehir-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:17:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Eskişehir, Türkiye&#8217;nin İç Anadolu Bölgesinde bulunan aynı adlı ilin merkezidir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi&#8217;nin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir. 2009 yılının verilerine göre şehir merkezinin toplam nüfusu 625.453&#8242;dür. Bu nüfusun 309.750&#8242;si erkek, 315.703&#8242;ü kadındır.[1] Met helvası, Nuga helva, Haşhaşlı çörek, Kalabak suyu, Çibörek ve Lületaşı ile meşhurdur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Eskişehir-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Eskişehir-Sohbet.jpg" alt="Eskisehir Sohbet Chat" title="Eskişehir Sohbet" width="186" height="139" class="alignleft size-full wp-image-3504" /></a>Eskişehir, Türkiye&#8217;nin İç Anadolu Bölgesinde bulunan aynı adlı ilin merkezidir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi&#8217;nin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir. 2009 yılının verilerine göre şehir merkezinin toplam nüfusu 625.453&#8242;dür. Bu nüfusun 309.750&#8242;si erkek, 315.703&#8242;ü kadındır.[1]</p>
<p>Met helvası, Nuga helva, Haşhaşlı çörek, Kalabak suyu, Çibörek ve Lületaşı ile meşhurdur. İşlenebilir lületaşı, Türkiye&#8217;de yalnız Eskişehir&#8217;de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak bilinir. Türkiye&#8217;de Eskişehir ve Sivrihisar dolaylarında yetişen bir çoban köpeği olan akbaş da şehre ait önemli değerlerdendir.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;na bağlı 1. Hava Taktik Komutanlığı ve 1. Hava İkmal ve Bakım Merkez Komutanlığı da Eskişehir&#8217;de bulunmaktadır. Ayrıca hem askeri hem de sivil havaalanı (Anadolu Üniversitesi Havaalanı) bulunmaktadır.</p>
<p> Kökenbilim Şehir, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kenttir. Yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion &#8211; Şarhöyük&#8217;ün yakınında, harabenin güneyinde kalan bölgede yeni bir yerleşim oluşmuştur. W.M Ramsay&#8217;ın bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandan günümüze ulaşmıştır.[2]</p>
<p> Tarihi İlkçağ&#8217;dan 11.yy&#8217;a kadar [değiştir]<br />
13. yüzyıldan itibaren Moğollar istilasıyla Türkler ile birlikte Orta Asya&#8217;dan gelmiş, yöreye özgü Akbaş çoban köpeği[3]<br />
Seyitgazi yakınlarında Friglerden kalma Yazılıkaya anıtıM.Ö. 14. yüzyılda Hititler Eskişehir merkezli büyük bir devlet kurmuşlardır.[4] Eskişehir‘in önemi ve yeri dolayısıyla Hititler döneminde Eti‘lik (Beylik) olduğu görülmektedir.[5] M.Ö. 12. yüzyılda Anadolu’ya giren Frigler Anadolu&#8217;ya yayılmış ve Dorylaion adı ile bölgeye yerleşmiştir.[5] Friglerden sonra bölgeye Lidyalılar daha sonrada Persler hakimiyeti altına almıştır. M.Ö. 4.yy&#8217;da Makedon kral İskender’in eline geçen Eskişehir, İskender’ in ölüm tarihi olan M.Ö. 323 yılına kadar İskender&#8217;in İmparatorluğu altında kalmıştır. M.Ö. 2. yy&#8217;da Roma İmparatorluğu kontrolüne geçen bölge, Roma’nın ikiye ayrılmasına kadar Roma İmparatorluğu’nun ayrıldıktan sonra da Bizans hakimiyetinde kalmıştır.[5]</p>
<p> Selçuklular Dönemi Yeniden Bizans egemenliğine giren Dorylaion 1074&#8242;te Selçukluların eline geçti. Şehir Anadolu Selçukluları zamanında, Selçuklular ile Haçlılar arasında yapılan savaşlara sahne olmuştur. Bu zamanda şehrin adı &#8220;Sultanönü&#8221; olarak anılmaktadır. Şehir içinde Selçuklulara ait pek çok eser vardır.[6]</p>
<p>Arap coğrafyacı İbn Said (علي بن موسى المغربي بن سعيد, &#8216;Ali ibn Musa ibn Sa&#8217;id al-Maghribi); Antalya &#8211; Marki (Fethiye) Körfezi arasındaki Cibâlu’t Türkmân (Türkmen Dağları) adı verilen dağlık bölgede 200.000, Kastamonu yöresinde 100.000, Sultan Önü &#8211; Kütahya &#8211; Emirdağ &#8211; Karahisar-ı Sahip &#8211; Sivrihisar yörelerinde 200.000 ve Ankara ’nın kuzeyindeki Karabuli denilen dağlık bölgede 30.000 çadırlık Türkmen kitlelerinin yığıldığını kaydetmektedir.[7]</p>
<p> Osmanlı Dönemi 1289&#8242;da Anadolu Selçukluları Eskişehir&#8217;i Osman Gazi&#8217;ye verdi. Orhan Gazi döneminde Karamanlıların eline geçen Eskişehir&#8217;i, 1. Murad yeniden Osmanlı topraklarına kattı.</p>
<p>Fatih&#8217;in ilk zamanlarına kadar şehir Ankara Beyliği&#8217;ne bağlı olarak kalmıştır. 1451 yılından sonra Kütahya&#8217;nın Beylerbeylik haline gelmesi üzerine Anadolu İdari Teşkilatında değişiklik olmuş, bu arada Ankara&#8217;ya bağlı bulunan Eskişehir, Kütahya Beylerbeyliği&#8217;ne bağlanmıştır.[5]</p>
<p>Kent 1601&#8242;de bir süre Celali Deli Hasan ve yandaşlarının eline geçti. Hüdavendigâr (Bursa) Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Eskişehir&#8217;e demiryolu 1890&#8242;lı yıllarda ulaştı.[8]</p>
<p>Demiryolu&#8217;nun Eskişehir&#8217;e gelmesi ile şehirde ticaret canlandı.[8] 19. yüzyıl boyunca yöreye Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristan&#8217;dan gelen göçmenler yerleştirildi.[6]Şehir 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra muhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber gelişmeye başlamıştır.[5] Mondros Ateşkesi&#8217;nin maddelerinden biri olan İtilaf Devletleri&#8217;nin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki önemli noktaları güvenlik gerekçesiyle işgal edebilecekleri maddesine dayanarak 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul&#8217;a çıkan İngiliz kuvvetleri, İstanbul-Bağdat demiryolu hattı boyunca önemli gördükleri yerleri işgal etmeye başladılar, bu işgalden 1919 yılının Ocak ayı sonlarında Eskişehir İstasyonu çevresinde karargahlarını kurdu.[8]</p>
<p> Kurtuluş Savaşı Dönemi Daha çok bilgi için: Kütahya-Eskişehir Muharebeleri</p>
<p>Yunan Ordusunun Eskişehir&#8217;e girişi (1921)21 Haziran 1920 günü saat 11:00&#8242;de Millî Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü ile tren istasyonuna gelmiştir.[8] Yunan taarruzunun aldığı vaziyeti, sınıf arkadaşı ve Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile burada görüşmüştür. Aynı gece de Ankara’ya hareket etmiştirler.</p>
<p>Eskişehir&#8217;de Türk Kurtuluş Savaşı&#8217;nın 5 önemli meydan muharebesinin üçü geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı&#8217;nın önemli muharebelerinden biri olan I.İnönü Savaşı Eskişehir topraklarında gerçekleşmiştir. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kilit nok­talarından birini oluşturduğundan, savaşta maddi ve manevi olarak çok yıpranmıştır.[9]</p>
<p>I. Dünya Savaşı sonrasında demiryolu hattını denetlemek amacıyla 23 Ocak 1919&#8242;da Eskişehir İstasyonunu işgal eden İngiliz kuvvetleri, 20 Mart 1920&#8242;de Kuvay-ı Milliye&#8217;nin baskısıyla işgale son verdi. 1921 yılında Eskişehir&#8217;e 40 km. uzaklıktaki İnönü&#8217;de, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri yapıldı.[8][10]</p>
<p>20 Temmuz 1921&#8242;de Yunanların işgal ettiği Eskişehir bir süre Yunan ordularının karargâhı oldu. Eskişehir-Kütahya Savaşları sonunda Türk Ordusu Sakarya&#8217;nın doğusuna çekildi. 23 Ağustos 1922&#8242;de Yunanlılar yeniden saldırdı. 30 Ağustos 1922&#8242;de başlayan Büyük Taarruz ile düşman püskürtülmeye başladı ve 2 Eylül 1922 günü, Seyitgazi yönünden gelen Türk Süvarileri Tekkeönü&#8217;nden Eskişehir&#8217;e inerek düşman kuvvetlerini Eskişehir&#8217;den çıkardılar. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın son aşaması olan Büyük Taarruz sonrasında 2 Eylül 1922&#8242;de kurtarıldığında yıkıntı hâlinde harap bir kasabaydı.[6][11]</p>
<p> Cumhuriyet Dönemi<br />
21 Eylül 1925&#8242;te Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü&#8217;nün Eskişehir Garı&#8217;nda karşılanması.Atatürk&#8217;ün 15 Ocak 1923&#8242;de Eskişehir hakkındaki sözü[12]:</p>
<p>“ Eskişehir&#8217;i ve Eskişehirlileri çok iyi tanırım. Millî Mücadele yıllarında büyük vatanseverlik ve üstün bir cesaretle mücadelemizin daima yanında olmuş, bu mücadeleye çok geniş yardımlarda bulunmuşlardır. Gördüğüme göre halk aydın ve faaldir. Toprak verimlidir. Az zamanda zayiatı telafi ve fedakârlıklarıyla iftahar edecektir. ” </p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923&#8242;te Hükümet Konağında yaptığı konuşmada vurguladığı gibi Eskişehir, savaşın kazanılmasında büyük katkı yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu nedenle kentin imarıyla yakından ilgilenmiştir. Cumhuriyet döneminde yapılan yatırımlarla kısa zamanda modern bir kent yaratılmaya çalışılmıştır.[8]</p>
<p>Cumhuriyet ilan edildikten sonra Eskişehir 1925 yılında il olmuştur.[13] 1926 yılında Eskişehir&#8217;in, Sivrihisar, Mihalıçcık ve Seyitgazi olmak üzere üç ilçesi bulunmaktadır. 1954 yılında çıkarılan kanunla Çifteler ve Mahmudiye, 1957 yılında çıkarılan diğer bir kanunla da Sarıcakaya ilçe haline getirilmiş ve ilçe adedi 6&#8242;ya çıkmıştır.[13]</p>
<p>Daha sonra 1987 tarihinde 3392 sayılı kanunla Alpu, Beylikova ve İnönü; 9 Mayıs 1990 tarih ve 3544 sayılı kanunla Günyüzü, Han ve Mihalgazi ilçe haline getirilmiş, böylece ilçe sayısı 12&#8242;ye çıkmıştır.[13] 22 Mart 2008 tarihli resmi gazetede yayınlanan 5747 sayılı yasa ile de Merkez ilçe kaldırılarak Odunpazarı ve Tepebaşı adıyla 2 yeni ilçe daha kurulmuş ve ilin toplam ilçe sayısı 14&#8242;e ulaşmıştır.</p>
<p> Eskişehir Depremi 20 Şubat 1956&#8242;da Eskişehir&#8217;de oluşan şiddetli yer sarsıntısıdır. Şiddeti Richter ölçeğine göre 6,0 olan bu depremde, 1.379 bina ağır, 1.486 bina orta, 9.862 bina da hafif derecede hasar görmüştür. Bir kişinin öldüğü depremde 19 kişi de yaralanmıştır. Konumu 39° 89&#8242; kuzey enlemi ve 30° 49&#8242; doğu boylamı, odak derinliği yaklaşık 40 km olan depremin etkilediği alan 350.000 km² olarak hesaplanmıştır. Deprem alanı çeşitli doğrultularda Edirne, İzmir, Konya ve Zonguldak illerine kadar yayılmıştır. Depremin dış merkezinin bulunduğu bölge yerleşim yeri olmadığı için can kaybı fazla olmamıştır. Eskişehir depreminin oluştuğu bölge 3. derecede tehlikeli deprem bölgesidir.[14]</p>
<p> Sel Felaketi 5 Mart 1950&#8242;de Porsuk Çayı&#8217;nın taşması sonucu Eskişehir&#8217;de sel felaketi meydana gelmiş, 50 bin kişi açıkta kalmıştır. 2500 evin yıkıldığı ve 6 kişinin boğulduğu felaketzedelere Marshall Planı&#8217;ndan yardım gelmiştir.[15]</p>
<p> Coğrafya Ana madde: Eskişehir coğrafyası</p>
<p>EskişehirEskişehir&#8217;in Türkiye&#8217;deki konumuEskişehir, İç Anadolu Bölgesi&#8217;nin kuzeybatısında yer almaktadır. İl merkezi kuzeyinde Mihalgazi ve Sarıcakaya doğusunda Alpu ve Ankara güneyinde Mahmudiye, Seyitgazi ve Afyon, batısında ise İnönü ve Kütahya sınırları ile çevrilidir.[16]</p>
<p>İç Anadolu stepleri, Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu ormanları şehrin bitki örtüsünü oluşturur. Sündiken Dağları&#8217;nın güney yamaçlarında 1000 metreden sonra meşe çalılıkları, daha yükseklerde bodur meşeler görülür. 1300 metreden sonra yer yer kara çamlar bulunur. Bazı bölgelerde karaçamların arasında, kızılçamlar da görülür. Eskişehir&#8217;in güneyindeki platolarda orman bulunmamakta fakat bölgesel step bitkileri vardır. Porsuk ve Keskin Dereleri&#8217;nin kenarlarında söğütler, kavaklar, karaağaçlar ve koruluklardan oluşan bitki örtüsü bulunur.[17]</p>
<p>Eskişehir&#8217;den geçen iki önemli akarsudan ilki Sakarya Nehri ikincisi ise Porsuk Çayı&#8217;dır. Bu akarsuların il sınırları içerisinde kalan arazisinde 2 adet baraj bulunmaktadır. Porsuk Çayı üzerinde Porsuk Barajı, Sakarya Nehri üzerinde ise Gökçekaya Barajı bulunmaktadır.</p>
<p> İklim ehrin iklimi İç Anadolu tipi Karasal iklim&#8217;dir. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve yağışsızdır. Yağışlar (dağlık kesimler hariç) az ve kısa sürelidir. Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları en az yağışı olan aylardır. Yıllık yağış ortalaması 373,6 mm&#8217;dir. Bir yılın 90-100 günü yağışlı geçmektedir. Sıcaklık rejimi karasal niteliktedir. Örneğin 800 metre yükseklikte kurulmuş olan Eskişehir il merkezinde en sıcak ve en soğuk ayların ortalamaları 21,5 °C ve -0,8 °C (Temmuz ve Ocak), kaydedilen maksimum ve minimum değerler ise 39,1 °C ve -26,3 °C&#8217;dir. Bitki örtüsü İç Anadolu Bölgesi&#8217;nin tipik bitkisel örtüsü olan bozkırdır.[18]</p>
<p>Ortalama Veriler<br />
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Arl<br />
Ort.En Yüksek °C 3.9 6.2 11.2 16.4 21.8 25.9 29.2 28.9 25 19.8 12.4 5.5<br />
Ort.En Düşük °C -4.1 -3.9 -1.5 2.8 6.9 10.4 13.1 13 8.4 4.4 0.3 -2<br />
Ort. Güneşlenme Süresi (saat) 2.7 4.1 5.5 6.3 8.7 10.3 11.1 10.6 8.8 6.3 4.3 2.2<br />
Ortalama Yağışlı Gün Sayısı 11.5 11.4 10.9 11.8 9.3 6.9 4.1 3.7 4.7 7.6 9.6 12.8<br />
Kaynak: meteor.gov.tr </p>
<p> Nüfus Eskişehir ili, Bulgaristan göçmenlerinin de buraya yerleşmesiyle özellikle 1950-55 ve 1965-70 dönemlerinde büyük bir nüfus artışı gösterdi. İlin 1950&#8242;de 210 bin olan nüfusu 1960&#8242;ta 553 bine, 1970&#8242;te 786 bine, 1980&#8242;de 912 bine, 1990&#8242;da 1,3 milyona ulaştıktan sonra 2010&#8242;da 1 buçuk milyonu aşmıştır.[19]</p>
<p>2009 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre ilin toplam nüfusu 1.655,427&#8242;dir. İl nüfusunun 1.517.215‘i merkeze, geriye kalan 138.212’si ilçeler ve köylere yerleşmiştir. Şehir nüfus oranı %82, köy nüfus oranı ise %18&#8242;dir[20]. İlin yıllık nüfus artış hızı binde 13,61&#8242;dir. Şehir nüfus artış hızı binde 21,41, köy nüfus artış hızı binde –9,52&#8242;dir. Nüfus sayımı bilgilerine bakılınca, köylerden kent merkezine göç oranının arttığı ortaya çıkmaktadır. Nüfus yoğunluğu il genelinde 65, il merkezinde 495&#8242;tir[21].</p>
<p>BM raporuna göre yaşanabilirlik açısından Türkiye&#8217;deki kaliteli yaşanabilecek ikinci şehri olan Eskişehir&#8217;in demografik yapısı şu şekildedir. [22]</p>
<p>Eskişehir&#8217;de il nüfusu 1927-2000<br />
Yıl 1927 1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000<br />
Nüfus 141.327 156.730 170.894 190.593 300.724 438.314 576.360 600.332 745.905 892.110 943.923 1.004.236 1.377.436 1.457.028<br />
Kaynak: Eskişehir Valiliği[23] </p>
<p>Doktorlar Caddesi&#8217;nden bir görünüm<br />
Haller Gençlik MerkeziEskişehir Demografisi[24]<br />
Madde Türkiye Oranı Eskişehir Oranı İller Arasında Sırası<br />
Yılık nüfus artış hızı (binde): 18,3 9,6 21<br />
Net iç göç oranı (binde): &#8230; 17,8 8<br />
Toplam doğurganlık 55 44 78<br />
Bağımlılık oranı (yüzde) 2,5 1,7 80<br />
Bebek ölüm oranı (binde) 43 40 79<br />
Okur yazarlık oranı (yüzde) 98,7 99 2<br />
Üniversite mezunlarının oranı (yüzde) 7,8 8,6 2<br />
Doktor başına kişi sayısı 764 630 3<br />
Hastane yatağı başına kişi sayısı (2001) 430 245 2 </p>
<p> Yeraltı zenginlikleri Kalabak suyu [değiştir]Eskişehir ile özdeşleşmiş bir içme suyudur. Atatürk&#8217;ün bir seyati esnasında ikram edilen suyun tadını beğenmeyerek, şehre su araştırma talimatı vermesi üzerine Türkmen Dağı eteklerinden bulunarak şehre getirilen sudur. Daha önceleri tankerlerde satılan su, son yıllarda damacana sistemi ile dağıtılmaktadır. [25].</p>
<p> Lületaşı<br />
Lületaşından ürünlerLületaşı&#8217;nın Türkiye’de işlenebilir olanı yalnız Eskişehir’de bulunmaktadır. &#8220;Beyaz altın&#8221;, &#8220;Deniz köpüğü&#8221; ve &#8220;Eskişehir taşı&#8221; gibi adlandırmalar lületaşının değerini, rengini, çıkış merkezini anlamlı bir biçimde ortaya koymaktadır.[26] Lületaşı, magnezyum ve silisyum esaslı ana kaya parçalarının yerin muhtelif derinliklerindeki başkalaşım katmanları içinde, hidrotermal etkilerle hidratlaşması sonucunda oluşmuş değerli bir taştır. Lületaşı ve benzer minerallere, Yunanistan&#8217;daki bazı adalar, Moravya, Fransa, İspanya ve Fas ve ABD&#8217;de de rastlanmaktadır.[27]</p>
<p>Eskişehir ilinin Karatepe, Sarıkavak, Türkmentokat, Gökçeoğlu köylerinde bulunan sahalarda, yüzeyle 300 metreyi aşan derinlikler arasında, içinde dağınık yumrular halinde lületaşı bulunan başkalaşım katmanlarına rastlanır[28].</p>
<p>Arkeolojik çalışmalar, lületaşının yaklaşık beşbin yıl öncesinden bilindiğini ve değişik amaçlarla kullanıldığını göstermiştir.[27] Günümüzde Lületaşı süs eşyası ve özellikle pipo yapımında kullanılmaktadır. Ayrıca radyasyon emici özelliğinden dolayı uzay gemilerinde izolasyon malzemesi olarak kullanılır.[29]</p>
<p> Bor Madeni<br />
Boraks kristali<br />
Mayıslar bölgesinde bulunan mavi kalsedonBölge, bor madeni yönünden de önemli rezervlere sahip olup, Kırka&#8217;da bulunan Tinkal madeni, işlenerek %33 oranında Borik Oksid (B2O3) elde edilmektedir. [30] Perlit, Manyezit, Kalsedon, Krom, Toryum ve Torit Eskişehir&#8217;de bulunan diğer madenlerdir.[31].</p>
<p> Termal Kaynaklar Eskişehir, bulunduğu yerleşim yeri itibariyle sıcak su kaynaklarının tam üzerinde bulunmaktadır. Şehir merkezinde, &#8220;Sıcak Sular&#8221; olarak isimlendiren bölgede, doğal termal kaynaklar bulunmakta, çok sayıda hamam hizmet vermektedir. Sıcak sular Porsuk Çayı&#8217;nın güney kısmında geniş bir alan içinde bulunmaktadır. Suyun merkezinde 47 °C &#8216;yi bulan sıcaklık bazı alanlarda 35 °C &#8216;ye kadar düşmekte, bazı alanlar ise 55° ye kadar yükselmektedir. Hamamlardaki su hafif demirli ve kükürtlüdür.[32]</p>
<p>Bu bölgede çarşı içerisindeki tulumbalardan sıcak su akmakta olup, su bir dönem yakın bölgelerdeki evlere de verilmiştir. Yine il sınırları içerisinde Sakarı Ilıcaları, Hasırca, Kızılinler, Uyuzhamam-Alpu, Alpanos-Seyitgazi, Çardak(Hamamkarahisar)-Günyüzü, Yarıkçı-Mihalıççık bilinen kaplıcalardır. [33]</p>
<p> Ulaşım<br />
1994 yılında hizmete açılan Türkiye&#8217;nin ilk modern otogarlarından biri, Eskişehir Otogarı<br />
Eskişehir Tren İstasyonu<br />
Eskişehir Tren İstasyonu<br />
Eskişehir-Ankara arası çalışan Yüksek Hızlı Tren Eskişehir Tren İstasyonu&#8217;ndaŞehir Türkiye&#8217;deki demiryollarının kavşak noktalarından biridir. Eskişehir Tren İstasyonuna günde dört yönden 60 kadar yük ve yolcu treni uğramaktadır.[34] Haydarpaşa Garı&#8217;ndan, Ankara yönüne giden tüm trenler Eskişehir&#8217;den geçer. Hızlı trenin tamamlanmasıyla Eskişehir-Ankara arası 1 saat 5 dakika; Eskişehir-İstanbul arası 1 saat 30 dakika olacaktır. Eskişehir Anadolu Havaalanı&#8217;na 25 Temmuz 2005´te Brüksel´den ilk sefer yapılmıştır.[35] THY ile İstanbul-Eskişehir uçuşları ise 21 Haziran 2007 tarihinde başlamıştır.[36] Eskişehir’in ana karayolu bağlantısı İstanbul-Eskişehir-Ankara devlet yoludur. Adapazarı&#8217;ndan ayrılan bu yol güneye inerek Bilecik’ten geçer ve Bozüyük’ten doğuya yönelerek Eskişehir il sınırı içine girer. Tüm ili kuzeybatı-güneydoğu yönünde geçen bu yol il ulaşımının omurgasıdır. Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinden geçer ve Sivrihisar bu yol üzerinde yer alır. İl’in diğer karayolu bağlantıları bu yoldan ayrılır. Eskişehir’de ulaşımı olmayan köy bulunmamaktadır. [37]</p>
<p> Yüksek Hızlı Tren 14 Mart 2009 tarihinden itibaren Yüksek Hızlı Tren Ankara &#8211; Eskişehir arasında tarifeli seferlerine başlamıştır. YHT, Ankara&#8217;dan 07.00, 09.00, 11.10, 13,00, 15.00, 18.00 ve 20.00&#8242;da, Eskişehir&#8217;den 07.00, 09.05, 11.15, 13.00, 15.10, 18.10, 20.00 ve 21.52&#8242;de hareket etmekte, yolculuk 80 dakika sürmektedir. Ayrıca Ankara’dan Bursa&#8217;ya gidecek yolcular YHTile Eskişehir’e gelerek Eskişehir Garı’ndan otobüslerle Bursa’ya devam edebilmektedir. YHT yolcuları bağlantılı kombine taşımacılık kapsamında Eskişehir-İstanbul arasında konvansiyonel trenlerden ve Eskişehir-Kütahya hattında da ray otobüslerden faydalanılabilmektedir. [38] Ayrıca Ankara-İstanbul hızlı tren etabının 2. etabı olan Eskişehir-İstanbul arası hızlı tren hattı yapım çalışmaları devam etmektedir. Ankara-İstanbul YHT projesi tamamlandığında yaklaşık 7 saat olan seyahat süresi 3 saate ve Eskişehir-İstanbul arası seyahat süresi 2 saate inmiş olacak. Ayrıca devam eden Konya Hızlı tren hattı tamamlandığında ise Eskişehir-Konya arası seyahat süresi 1 saat 26 dakikaya inecek. [39]</p>
<p> Önemli kentlere mesafeleri Eskişehir&#8217;e demiryolu mesafeleri<br />
 Mesafe Saat<br />
Eskişehir-İstanbul 330 km. ~4 saat<br />
Eskişehir-Ankara 245 km. ~3 saat 15 dakika<br />
Eskişehir-Ankara(Hızlı Tren) 264 km. ~1 saat 15 dakika<br />
Eskişehir-İzmir 500 km. 10 saat<br />
Eskişehir-Kütahya 70 km. ~1 saat<br />
Eskişehir-Mersin 823 km. ~19 saat<br />
Eskişehir&#8217;e karayolu mesafeleri<br />
 Mesafe Saat<br />
Eskişehir-İstanbul 315 km. ~4 saat<br />
Eskişehir-İstanbul(Esenler) 315 km. ~5,5 saat<br />
Eskişehir-Ankara 234 km. ~3 saat<br />
Eskişehir-İzmir 400 km. ~6 saat<br />
Eskişehir-Bursa 140 km. ~2 saat 15 dakika<br />
Eskişehir-Afyonkarahisar 126 km. ~1 saat 45 dakika<br />
Eskişehir-Kütahya 70 km. ~1 saat </p>
<p> Kent içi ulaşım Daha fazla bilgi: Eskişehir Tramvay Hattı</p>
<p>Eskişehir Tramvay Ağı<br />
Şehrin önemli ulaşım aracı EstramKent içi toplu ulaşım Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sorumluluğundadır. Toplu ulaşım hizmetlerinin hat ve güzergâhları ile birbirini tamamlaması için otobüs ile tramvayda ulaşım hizmet bütünlüğü sağlanmıştır. Tüm toplu taşıma araçlarında bilet yerine geçen Eskart adlı elektronik bir kart Eskişehir ulaşımının bütünlüğünü sağladığı gibi ulaşımı hızlandırmaktadır.</p>
<p>Belediye otobüsleri vasıtasıyla şehrin hemen her yerine ulaşım sağlanabilir. Belediye otobüslerinden aynı biletle 60 dakika içinde aynı yöne giden tramvaya ücretsiz aktarma da mümkündür. Bu sayede toplu taşıma araçları ile tek biletle şehrin her yerine ulaşım mümkündür. Eskişehir Tramvay Hattı iki hattan oluşan ve şehrin iki üniversitesini birbirine bağlayan toplam 26 duraktan oluşan ulaşım ağıdır. Toplam hat uzunluğu 15 km&#8217;dir ve şehiriçi ulaşımda önemli bir yeri bulunmaktadır[40].</p>
<p>Şehirde ayrıca Porsuk nehri üzerinde gezen gezi amaçlı botlar da bulunmaktadır.</p>
<p> Ekonomi ve sanayi<br />
İlk Türk otomobili Devrim , Eskişehir&#8217;de bugünkü Tülomsaş&#8217;da üretilmiştir.[41]Sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Türkiye&#8217;nin önde gelen illerinden biri olup, 32 Milyon m² alanı içinde 228 kuruluş ile faaliyet gösteren Türkiye&#8217;nin en büyük Organize Sanayi Bölgeleri&#8217;nden birine sahiptir.[42] 1950&#8242;lelerin sonundan bu yana il ekonomisinin temelini oluşturan sanayisinin geçmişi, Bağdat Demiryolu&#8217;nun yapımı sırasında 1894&#8242;te kurulan Cer Atölyesi&#8217;ne kadar uzanır ve bu atölye 1924 yılında TCDD işletmesine devredilmiştir. [43]</p>
<p>İlde büyük devlet işletmelerinin yanı sıra 1960 sonrasında hız kazanan yerel sermaye yatırımlarıyla gerçekleşmiş çok sayıda özel kuruluş bulunur. Başlıca sanayi dalları gıda, tekstil, lokomotif, makine imalat, tuğla, kiremit ve çimentodur. Sanayi kuruluşlarının hemen hemen hepsi şehir merkezinde toplanmıştır.[44] Ayrıca kentte lokomotif ve motor , basma, şeker, çimento tuğla ve kiremit, un, bisküvi ve şekerleme, beton direk, uçak bakımı ve onarımı(tusaş), sirke ve şarap, sunta ve mobilya, buzdolabı ve soba fabrikaları mevcuttur. Ayrıca bu fabrikalardan başka organize sanayi bölgesinde değişik üretimler yapacak fabrikalar bulunmaktadır. Küçük sanayi sitesinde, ağaç işleri, madeni eşya, dökümcüler ve çeşitli imalat ve iş tezgahları vardır. İlin sanayi çarşısında, oto motor tamir ve bakım atölye ve tezgahları mevcuttur. 2006 yılı sonu itibariyle şehirde çalışan sendikalı işçi sayısı ise 48.790 dır.[45]</p>
<p>İl 2007 yılında yaptığı 472 milyon 118 bin dolarlık ihracatıyla ülke genelinde 19. sırada yer aldı. 2007 yılında yapılan ihracatın yaklaşık 7 milyon doları tarım, 450 milyon doları sanayi ve 15 milyon doları da madencilik sektörlerinde yapılmıştır. [46]</p>
<p> Ticaret<br />
Eskişehir&#8217;in ilk fabrikalarından Eskişehir Şeker Fabrikası.Kuruluş tarihi:1939Şehrin dışarıya sattığı başlıca ticari mallar tarım ürünleri, ham ve konsantre halde çeşitli cevherler, şeker, bisküvi, çimento, buzdolabı, motorlu kara taşıtları, hava araçlarına ait parçalar, seramik ürünler ve lületaşından yapılmış hediyelik eşyalardır. Başlıca ithal malları ise kazanlar, makineler, mekanik cihazlar; elektrikli makine ve cihazlar; kara taşıtları; plastikler ve mamulleri; dericilikte ve boyacılıkta kullanılan malzemelerdir. [47]</p>
<p> Madencilik Yer altı zenginliği Eskişehir&#8217;in önemli ekonomik kaynaklarından biridir. Madencilik ilin sanayisinin gelişmesinde ve yıllar içinde ihracatın artışında önemli bir yere sahiptir. İl genelindeki önemli maden rezervlerinden bazıları; manyezit, krom, bor, kil, mermer ve lületaşıdır.</p>
<p>Lületaşı yıllar boyunca yurt dışına işlenmeden ihraç edildikten sonra, 1970&#8242;lerde ham olarak ihracatının yasaklanmasıyla birlikte, ildeki atölyelerde işlenerek pipo ve süs eşyası haline getirilmiş ve işlenmiş şekilde ihraç edilmeye başlanmıştır. Sepiolit madeni de Eskişehir&#8217;in önemli yer altı zenginliklerindendir.</p>
<p>Krom madeni, Eskişehir&#8217;in diğer önemli yer altı zenginliklerinden biridir. Çelik ve diğer maddelerin kaplanmasında, savunma sanayisinde, refrakter malzeme üretiminde ve çeşitli kimyasallarda kullanılmaktadır.</p>
<p>İldeki önemli bir maden ise Etibank Kırka Boraks İşletmesi tarafından çıkarılan bor tuzlarıdır.</p>
<p>Ayrıca tuğla, kiremit ve seramik üretmek için kullanılan kil, ilin sahip olduğu önemli rezervlerden biridir.[48]</p>
<p> Medya Daha çok bilgi için: Eskişehir&#8217;de yerel medya<br />
Şehirde günlük olarak çıkan 8 yerel gazete bulunmaktadır. [49] Bu gazeteler şehirde ve bölgede yaşanan haberlere yer vermektedir. Ayrıca haftalık yayın yapan bölgesel ücretsiz Midas Gazetesi, Haber 26 ve aylık yayın yapan Objektif ve Eskişehir&#8217;e Bakış gazeteleri bulunmaktadır. Eskişehirspor&#8217;un dergi ve gazetesi aylık medya araçlarındandır. Şehrin Kanal 26, Es TV ve TVA (Televizyon Anadolu &#8211; Anadolu Üniversitesi Televizyon Kanalı) adında üç adet yerel tv kanalı bulunmaktadır. Ayrıca yurt genelinde yayın yapan atv, NTV, Show TV ve TRT kanallarının temsilcilikleri şehirde bulunmaktadır. 10 ulusal gazetenin temsilciği bulunmaktadır. [49]</p>
<p> Kültür ve sanat<br />
Köprübaşı&#8217;nda Tramvay<br />
Haller Gençlik Merkezi önünde faytonlar<br />
Kızılcıklı caddesinin başında bulunan Kanatlı AVM<br />
Eski kiremit fabrikası arazisine yapılan Espark AVM<br />
Köprübaşı<br />
Eskişehir&#8217;den bir görünüm<br />
Porsuk nehri üzerinde gezen gezi amaçlı EsBot.Eskişehir, üniversite kenti olması nedeniyle sosyal aktivite yönünden oldukça zengindir. Şehirde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları&#8217;nın 3 sahnesi vardır. Birincisi Haller Gençlik Merkezi Tepebaşı Sahnesi&#8217;dir. 27 Mart 2001 Dünya Tiyatrolar Gününde açılmıştır. Tek sahneye sahip olup salon 202 kişiliktir[50]. Şehir Tiyatrolarının Oyunları sergilenmektedir. Bir diğeri İki Eylül caddesinde bulunan B.S.M. Turgut Özakman Tiyatro Salonu &#8216;dur. 9 Nisan 2002 tarihinde açılmıştır. Sahne 178 kişiliktir[50]. Şehir Tiyatrolarının etkinlikleri gerçekleşmekte olup ayrıca fuaye, sergi, seminer ve toplantı amaçlı da kullanılmaktadır. Sonuncusu ise Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Tiyatro Salonu &#8216;dur ve 569 kişiliktir[50]. Merkezde Şehir Tiyatroları etkinlikleri gerçekleşmekte ve ayrıca Devlet Opera ve Bale etkinlikleri gerçekleşmektedir.</p>
<p>Ayrıca şehirde 3 adet kültür merkezi bulunmaktadır. İlki İki Eylül Caddesi&#8217;nde bulunan Yunusemre Kültür Merkezi&#8217;dir. Çeşitli tiyatro, seminer ve gösterilerin yapıldığı bir merkezdir. Bir diğeri eski hal olan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından kültür merkezine çevrilen Anadolu Üniversitesine yakınlığından dolayı öğrenciler tarafından da büyük rağbet gören Haller Gençlik Merkezi&#8217;dir. Diğer bir kültür merkezi ise Atatürk Kültür Merkezi&#8217;dir.</p>
<p>Şehir sinema salonu yönünden de oldukça zengindir. Şehirde Yapay Sinemaları (Kanatlı AVM), Eskişehir Kültür Merkezi, Eskişehir AFM Migros, Cinebonus Sinemaları(Neo AVM), Sinema Anadolu (A.Ü&#8217;ne aittir.) ve Cinebonus (Espark AVM) sinema salonları bulunmaktadır.[51]</p>
<p>İlin Akarbaşı mahallesinde bulunan Halk Eğitim Merkezinde halkın ihtiyacı ve isteği doğrultusunda ücretsiz kurslar verilmektedir. Açılan bazı kurs programları şunlardır: Biçki-dikiş, çiçek yapma, seramik, fotoğrafçılık, yabancı dil, müzik, halk oyunları , bilgisayarlı muhasebe , bilgisayar işletmenliği&#8230; Bu kurslarda 60 kadar eğitimci ve öğretmen görev yapmakta olup, yılda 3000 kişi yararlanmaktadır.[52]</p>
<p> Uluslararası Eskişehir Festivali Ana madde: Uluslararası Eskişehir Festivali<br />
Uluslararası Eskişehir Festivali , Zeytinoğlu Eğitim, Bilim ve Kültür Vakfı tarafından ilk kez 1995 yılında düzenlenmiştir. Klasik müzik, Klasik Türk müziği, Türk Halk müziği, Caz, Blues, Rock, Tiyatro, Çağdaş dans ve bale, Sinema, Çocuk etkinlikleri, Fotoğraf, resim, heykel sergileri, Konferans ve söyleşiler alanlarında yer veren; her yıl ekim ya da kasım ayında düzenlenip 9 gün sürmektedir. 2001 yılından beri Zeytinoğlu Vakfı ile Eskişehir Kentsel Gelişim Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirmektedir.[53] Uluslararası Eskişehir Festivali yapıldığı 14 sene boyunca toplam 4.877 yerli ve yabancı sanatçıya ev sahipliği yapmış ve festivali 14 yılda 163.469 kişi izlemiştir.[53]. Başlangıcından bu yana 2002 yılında İspanya, 2003 yılında Avusturya, 2004 yılında İtalya, 2005 yılında Rusya Federasyonu, 2006 yılında Finlandiya, 2007 yılında Portekiz ve 2008 yılında Almanya festivale konuk ülke olarak katılmıştır. Eskişehir&#8217;de festivalin düzenlendiği mekanlar:</p>
<p>Anadolu Üniversitesi[53]<br />
Atatürk Kültür Merkezi Opera ve Bale Salonu (kapasite: 482)<br />
Sinema Salonu (kapasite: 400)<br />
Spor Salonu (kapasite: 870 +)<br />
Kent Merkezi[53]<br />
Büyükşehir Sanat Merkezi Tiyatro Salonu (kapasite: 178)<br />
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Konser Salonu (kapasite: 492)<br />
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Tiyatro Salonu (kapasite: 569)<br />
 Gece hayatı Öğrenci kenti olan Eskişehir’de gece hayatı, eğitim-öğretimin aktif olduğu dönemlerde daha canlıdır. Açılan barlar ile birlikte eski fabrikalar bölgesi gece hayatının merkezi haline gelmiştir. Eskişehir’de gençlere yönelik, canlı müzik yapılan barlar rağbet görmektedir. Canlı müzik yapılan bu barlarda sıklıkla tanınmış sanatçıların konser vermesi, çevre şehirlerden de ilgi görmekte, etkinliklere katılım sağlanmaktadır. Ayrıca birçok fasıl mekanı vardır. Haller gençlik merkezi içinde bir çok kafe, bir şarap evi ve belediyeye ait bir tiyatro salonu barındırır. Şehrin aktif gece hayatı yaşanan yerlerden biride adalar mevkiinde yer alan mekanlardadır. Ayrıca İsmet İnönü caddesinde büyük ölçekli gece kulüpleri bulunmaktadır.</p>
<p> Geleneksel el sanatları Yörede kilim, halı, seccade, heybe ve çuval dokunur. Ayrıca çorap, eldiven, kese, takke ve başlık örgüler gelişmiş durumdadır. Çorap örgülerde &#8220;Sıçan dişi, arpalı, bal peteği, kestane kabuğu&#8221; motifleri görülür. Gelişmiş el sanatlarından biride Lületaşı işlemeciliğidir. Lületaşından yapılan kolye, bilezik, ağızlık, pipo turistik eşya olarak ün kazanmıştır. [54]</p>
<p> Yerel etkinlikler Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası: 6-10 Mayıs[55]<br />
Atatürk&#8217;ün Eskişehir&#8217;e Gelişi: 21 Haziran[56]<br />
Eskişehir&#8217;in Kurtuluşu: 2 Eylül[56]<br />
Uluslararası Eskişehir Festivali: Ekim ya da Kasım aylarında düzenlenir ve 9 gün sürer [57]<br />
 Yöresel Yemekleri [değiştir]Kafkas, Kırım, Balkan göçmenleri beslenme düzeninin oluşmasına katkılarda bulunmuştur. Bir bakıma, çeşitli beslenme alışkanlıkları bir diğerini etkileşmiştir. Şehrin yemek türlerinden bazıları:</p>
<p>Sütlü Ovmaç Çorbası, Haşhaşlı Dolama, Haşhaşlı Bükme, Toyga Çorbası<br />
Göceli Tarhana, Islat Tarhana, Düğü Köftesi Çorbası, Kelem Dolması, Harşıl, Katlama Böreği<br />
Mercimekli Mantı, Kuzu Sorpa, Üyken Börek, Kaşık Börek, Çibörek,Köbete, Sarıburma, Cantık, Kavurma Börek, Kıygaşa (Kırım &#8211; Tatar mutfağı<br />
Ayrıca met helvası ve nuga helvası ilin kendine özgü damak tatlarındandır.[58]</p>
<p> Gelenek ve görenekler Evlenme törenleri temel çizgileriyle aynı kalmakla birlikte il merkezinde ilçe ve köylerde bazı değişiklikler gösterir. İl merkezinde söz kesme, nişan, nikah,kına gecesi ve düğünle evlenme töreni tamamlanır.</p>
<p>Söz Kesme: Oğlan evinin kız evine dünür gitmesi ve olumlu sonuç almasıdır. Söz kesmeden önce iki aile arasındaki ilişki(dünür) tabir edilen elçiler aracılığı ile kurulur.<br />
Nişan: Genellikle kız evinde yapılır. Oğlan ve kız evinin akraba ve dostları katılır. Davetliler önünde oğlan ve kıza nişan yüzükleri takılır. Geline çeşitli hediyeler verilir.<br />
Kına Gecesi:Genellikle kız evinde veya düğün salonlarında yapılır.Geline kına yakılır,eğlenceler düzenlenir.Damatta buluna bilir.Genellikle gelinler bindallı giyer ama başka yöresel kıyafette giyebilir.</p>
<p>Nikah: Genellikle Belediye nikah salonunda nikah memuru nikah şahitleri ve davetliler huzurunda yapılır. Nikah defterine imza töreninden sonra gelin ve damat tebrik edilir. Davetlilere nikah şekeri dağıtılır.<br />
Düğün: Nikah akşamı düğün salonunda yapılır. Davetlilere pasta, meyve ve meşrubat ikram edilir. Geline çeşitli hediyeler verilir. Düğün salonunda hazırlanan program izlenir. Oyunlar edilir, dans edilir. Davetliler gelin ve damadı tebrik eder ve düğün töreni sona erer.[59]<br />
Şehirde sevilen ve beğenilen yöresel halk oyunları şunlardır: Yoğurdum, Kırka Zeybeği, Eskişehir Kadınlar Zeybeği.[60]</p>
<p> Turizm Şehirde 2008 yılı içinde 136.952&#8242;si yerli, 2.987&#8242;si yabancı turist olmak üzere toplam 143.599 turist konaklamıştır.[61]</p>
<p> Frig Vadileri Ana madde: Frig Vadisi</p>
<p>Küçük Frigya<br />
Frig Vadisi, YazılıkayaFrigler tarihlerinde siyasi ve kültürel olarak Yukarı Sakarya Vadisi&#8217;nde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında kalan, klasik dönemde Küçük Frigya olarak adlandırılan bölgede en güçlü ve etkin olmuşlardır[62].</p>
<p>Antik Frigya&#8217;nın kalbi olan Midas Anıtı ya da diğer adıyla Yazılıkaya, Eskişehir il merkezine 80 km uzaklıkta olup, Han ilçesi sınırları içerisindedir. Bölgede kapadokya bölgesindeki peribacalarını andıran bir çok anıt ve doğal coğrafik yontuya rastlamak mümkündür.</p>
<p>Frig Vadileri, Eskişehir&#8217;in güneydoğusunda, Türkmen Dağı&#8217;nın güneyindeki, Midas &#8211; Yazılıkaya Vadisi ve Kümbet Vadisi; Eskişehir&#8217;in güneyinde, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya il sınırlarının kesiştiği, Türkmen Dağı&#8217;nın güneyindeki, Köhnüş Vadisi ve Karababa Vadisi; Eskişehir&#8217;in güneybatısında, Eskişehir ve Kütahya il sınırlarının birleştiği, Türkmen Dağı&#8217;nın kuzeyindeki küçük vadilerden oluşmaktadır.</p>
<p> Odunpazarı evleri Ana madde: Odunpazarı Evleri</p>
<p>Eskişehir Odunpazarı EvleriOdunpazarı semtinde koruma altına alınan tarihi Osmanlı evleridir. Genel olarak arsayı tümüyle kaplayan bahçesiz konutlar, yan bahçeli, arka bahçeli ve ön bahçeli konutlar olarak planlanmıştır. Çoğunlukla 2,kısmen 3 katlıdır. Dönemin geleneksel izlerini taşıyan evler aile büyüklüğü ve yaşam biçimi nedeniyle oldukça geniş tasarlanmıştır.[63] Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi kapsamında Beyler Sokak’ta bulunan 27 evin çatı ve dış cephe restorasyonu yapılmıştır.[64] Yapılacak 2. Etap çalışmalarında 3 sokakta 13&#8242;ü tarihi eser niteliği taşıyan 37 binanın sağlıklaştırma ve restorasyon çalışması yapılacaktır. Çalışmalar sonucunda Eskişehir&#8217;e yılda 250 bin turist, 5 bin kişilik istihdam ve 50 milyon YTL&#8217;lik ekonomik girdi sağlaması planlanmaktadır.[65] Hayata geçirilmeye başlanan proje kapsamında Odunpazaraı semti 2008 yılı içinde 100 bin turist ağırlamıştır.[66]</p>
<p> Gezilecek yerler<br />
Çağdaş Cam Sanatları Müzesi<br />
Bilim Sanat ve Kültür ParkıKentte birçok mesire alanı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Fidanlık orman içi dinlenme yeri, bademlik, Musaözü Barajı, şelale (kalabak) orman içi dinlenme yeri, karataş orman içi dinlenme yeri, çatacık orman içi dinlenme yeri, hasırca, kalabak başı, şoförler çeşmesi, regülatör.[67]</p>
<p>Odunpazarı semtinde bulunan Kurşunlu Külliyesi Osmanlı dönemi eseridir. Külliyenin güneydoğusunda Eskişehir Mevlevihanesi bulunur. Külliye, 1525 yılında Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın veziri Çoban Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami çevresinde medrese ve kervansaray vardır. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beyin kayınpederi olan Şeyh Edebali&#8217; nin türbesi şehrin Odunpazarı semtindeki Odunpazarı mezarlığı&#8217;nın içinde bulunmaktadır. Türbe, II. Abdülhamit tarafından restore edilmiştir.[68]</p>
<p>Kent Park&#8217;ta bulunan plaj ve olimpik yüzme havuzuPorsuk Çayı&#8217;nın ıslah çalışmaları sonucu şehrin merkezinden geçen kısmı düzenlenerek Köprübaşı semtinde çay üzerinde Venedik tipi gondol ve Amsterdam tipi tekne seferleri düzenlenmektedir.[69]</p>
<p> Müzeler Şehirde çeşitli müzeler de bulunmaktadır. Bunlardan biri şehirde bulunan antik eserlerin yer aldığı Eskişehir Arkeoloji Müzesi&#8217;dir. Ayrıca Bilim Sanat ve Kültür Parkı, Kent Park, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Pessinus Müzesi, Seyitgazi Müzesi, Yunus Emre Müzesi, Eskişehir Atatürk ve Kültür Müzesi, Tayyare Müzesi/Hava Müzesi, Osmanlı Evi Müzesi, Karikatür müzesi ve İnönü Savaşları Karargah Müzesi bulunmaktadır.[70][71]</p>
<p> Parklar Boşaltılan Muttalip Mezarlığı’nın yerine yapılan ve üç adadan oluşan Büyük Park’ın ardından, Kent Park ile Bilim Sanat ve Kültür Parkı ve son olarak Çevre Yolu Polis Okulu Kavşağı ile Ulu Önder mahallesi arasındaki alana yapılmakta olan göletli parkla şehirde bulunan park sayısı 4&#8242;e çıkmıştır.[72] Kent Park’ta 350 metrelik yapay plaj yer almaktadır. Porsuk’tan bir kol alınarak oluşturulan plaj, yaz aylarında klorlanan artezyen suyu ile yüzmek için sağlıklı hale de getirilmektedir. Ayrıca parkta yapay plajın haricinde açık ve kapalı yüzme havuzları, restoranlar, büyük bir gölet, çocuk oyun alanları, at binme alanları gibi bir çok sosyal donatı da yer almaktadır.[73]</p>
<p> Eğitim Daha çok bilgi için: Eskişehir&#8217;deki kütüphaneler</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ilk 6 Maarif Koleji&#8217;nden biri Eskişehir Anadolu LisesiEskişehir&#8217;de okuma yazma oranı %99,9, ilköğretimde okullaşma oranı %100 dür. Kadın okur-yazar oranı ise %89 dur.[74] Eskişehir; Ankara, İstanbul, İzmir ve Mersin gibi birden fazla üniversiteye sahip olan illerdendir. Eskişehir&#8217;de 2 adet devlet üniversitesi bulunur. Eskişehir&#8217;de halka açık faaliyet gösteren ve Turizm İl Müdürlüğü&#8217;ne bağlı 2 adet kütüphane bulunmaktadır. Eskişehir İl Halk Kütüphanesi 1 Haziran 1926&#8242;da kurulmuştur. Kütüphanedeki kitap sayısı 53.438&#8242;dir.[75] Diğeri Osmangazi İl Halk Kütüphanesi Osmangazi mahallesindeki eski bir binada faaliyet göstermektedir.</p>
<p>İlde 27 adet anaokulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 2.116 öğrenci bulunmaktadır. Şehirde 156 adet anasıfı bulunmaktadır. Bunlardan 150&#8242;si resmî anasınıfı, diğer 4&#8242;ü ise özel anasınıfıdır. Bu sınıflarda 2152&#8242;si erkek, 1994&#8242;ü kız olmak üzere toplam 4146 öğrenci bulunmaktadır. Okul öncesi okullaşma oranı %29,59&#8242;dur.[76]</p>
<p>İlde 266 ilköğretim okullarında toplam 87.359 öğrenci okumaktadır.[76]</p>
<p>İlde 49 genel Lise, 35 mesleki ve teknik lise olmak üzere 84 lise, 12 anadolu lisesi, 1 anadolu güzel sanatlar lisesi, 1 fen lisesi, 1 sosyal bilimler lisesi, 1 spor lisesi, 2 anadolu öğretmen lisesi, birçok sayıda meslek lisesi ve 7 özel lise bulunmaktadır. Okul öncesi, İlköğretim ve Ortaöğretimde toplam öğrenci sayısı 122.449 [77]</p>
<p> Üniversiteler<br />
Anadolu Üniversitesi KütüphanesiŞehirdeki Yükseköğretimin temelleri, 1958 yılında Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinin kuruluşu ile atılmıştır. Akademinin kuruluşu ile şehir büyük hareketlilik kazanmış, kabuk değiştirmeye başlamıştır. 1982 yılında kurum Anadolu Üniversitesi&#8217;ne dönüşmüştür.[78] Osmangazi Üniversitesi ise 1993 yılında tıp, mühendislik, mimarlık ve fen edebiyat fakültelerinin Anadolu Üniversitesinden ayrılmasıyla kurulmuştur. Anadolu Üniversitesi&#8217;nin 12 fakültesi, 6 yüksekokulu, 1 Devlet Konservatuarı, 3 Meslek Yüksekokulu ve 9 enstitüsü; Osmangazi Üniversitesi&#8217;nin ise 7 fakültesi 3 yüksekokulu bulunmaktadır. İldeki üniversitelerde örgün öğretimde 40.502 öğrenci eğitim görmektedir.[79] Anadolu Üniversitesi&#8217;ndeki Açıköğretim öğrenci sayısı 1.342.502&#8242;dir. Eskişehir&#8217;e kültürel ve sosyal bir canlılık getiren üniversiteler üniversite dışına açık bu tür etkinlikleri devam ettirmekte şehre ayrı bir canlılık kazandırmaktadır..[80]</p>
<p>İldeki üniversiteler:</p>
<p>Anadolu Üniversitesi<br />
Osmangazi Üniversitesi<br />
(*)Veriler 2009 yılı verileridir.</p>
<p> Sağlık ve sosyal hizmetler<br />
Eskişehir Devlet Hastanesi Sağlık kuruluşları Kent merkezinde toplamda 2882 yatak kapasitesine sahip 6 adet kamu, 3 adet özel hastane bulunmakta, 2 özel hastanenin de inşaatı devam etmektedir. Ayrıca 16 adet Toplum Sağlığı Merkezi, 56 adet Aile Sağlığı Merkezi, 208 adet Aile Sağlığı Birimi, 61 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 ÜSEM (AÇ-SAP) ve 1 Halk Sağlığı Laboratuarı mevcuttur.[81]</p>
<p> Göstergeler Şehirde doktor başına düşen nüfus 630 kişi olup[82], 1996&#8242;daki sosyo-ekonomik gelişmişlik araştırmalarındaki bilgilere göre, bebek ölüm oranı binde 64, diş hekimi başına düşen nüfus 5450, eczane başına düşen nüfus 3090, hastane yatağı başına düzen nüfus ise 370&#8242;dir. .[83]</p>
<p>Şehir ayrıca Aile Hekimliği uygulamasında pilot il olarak seçilmiş, Türkiye&#8217;de sistem ilk kez Eskişehir&#8217;de uygulanmıştır.[82]</p>
<p> Spor Şehirde 114 adet tescilli spor kulübü bulunmaktadır.[84] Bu kulüplerde atıcılık, atletizm, basketbol, boks, bisiklet, eskrim, futbol, güreş, halter, judo, karate, tekvando, tenis, voleybol ve yüzme gibi spor dallarında faaliyet yapılmaktadır. Şehirde bu branşlardaki lisanslı sporcu sayısı toplam 12.762&#8242;dir.[85] 23 Aralık günü düzenlenen basın toplantısı ile 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası&#8217;na aday olan Türkiye planlanan 8 şehir arasında Eskişehir&#8217;de yer almıştır.[86] Bu kapsamda yapılacak olan yeni stad için Eskişehir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehirspor arasında protokol imzalandı. Yapılacak olan stadyumun 33 bin kişi kapasiteye sahip, yaklaşık 80 milyon Avro&#8217;ya mal olacağı yapılan toplantıda açıklandı.[87]</p>
<p> Eskişehirspor Daha çok bilgi için: Eskişehirspor</p>
<p>Ağustos 2008 Eskişehir Atatürk Stadı Eskişehir-Hacettepe karşılaşmasıEskişehir&#8217;de futbol önemli bir yer tutmaktadır. Kırmızı Şimşekler takma ismini kullanan ve başarılı olduğu yıllardan, tüm Türkiye&#8217;de taraftar kitlesi bulunan Eskişehirspor, şehrin üst düzeyde tek takımıdır. Eskişehirspor Spor Toto Süper Lig &#8216;de mücadele etmektedir. Karşılaşmalarını 18.608 kişilik Eskişehir Atatürk Stadı&#8217;nda oynamaktadır. Türkiye&#8217;nin ışıklandırmalı statlarındandır.[88]</p>
<p>Eskişehirspor Türkiye 1. Liginde (Süper Ligde) hiç şampiyon olamamış fakat 3 defa 2.lik, 2 defa 3.lük ve 2 defa da 4.lük alarak diğer Anadolu takımları için kırılması güç bir rekora imzasını atmıştır. 1 Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası bulunmaktadır. Avrupa kupalarında en iyi başarısı ise 1974-75 sezonunda elde ettiği Balkan Kupası 2.liği olmuştur. [89] 12 yıldır 2. ligde mücadele eden takım, 2007-2008 sezonunda playoff şampiyonu olarak Turkcell Super Lig&#8217;e yükselmiştir.Ayrıca İspanya&#8217;nın en iyi takımlarından biri olan Sevilla FC.yi UEFA Kupası&#8217;nda (deplasmanda 1-0 yenilmiş, evinde 3-1 kazanmış) elemiştir. Anadolu&#8217;dan çıkan ilk en iyi takım, ilk şampiyonluğa en yaklaşan takım ve Avrupa&#8217;da başarı yakalayan ilk Anadolu takımı olmuştur.[90]</p>
<p> Yerel yönetim<br />
Eskişehir Valiliği<br />
1930&#8242;lu yıllardaki Porsuk Oteli&#8217;nin, yeni görüntüsü: Tepebaşı Belediyesi(Ocak 2006)<br />
2008 yılında hizmet vermeye başlayan Adalet SarayıŞehirde Aralık 2008&#8242;de atanan Mehmet Kılıçlar Eskişehir Valisi olarak görev yapmaktadır.[91] 1854&#8242;te kurulmuş, 9.9.1993 tarihinde yayınlanan 504 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuş Eskişehir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nde ise Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen 1999 yılından beri görev yapmaktadır.[92] Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesi altında Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe belediyelerinin de bulunduğu, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından idari kararlar alınmaktadır.</p>
<p>Eskişehir Belediye Başkanları [93]<br />
İsim Görev Yılı<br />
Selami Vardar 1989-1994<br />
Sezai Aksoy 1984-1989<br />
Hicri Sezen 1977-1984<br />
 ? 1973-1977<br />
Sabahattin Günday 1965-1973<br />
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanları [94]<br />
İsim Görev Yılı<br />
Yılmaz Büyükerşen 1999-<br />
Orhan Soydaş 1997-1999<br />
Aydın Arat 1994-1997<br />
Odunpazarı Belediye Başkanları [95]<br />
İsim Görev Yılı<br />
Burhan Sakallı 2004-<br />
İsmail Haşim Ateş 1999-2004<br />
M. Ayhan Boyer 1994-1999<br />
Tepebaşı Belediye Başkanları [96]<br />
İsim Görev Yılı<br />
Ahmet Ataç 2009-<br />
Mehmet Tacettin Sarıoğlu 2004-2009<br />
Ahmet Ataç 1999-2004<br />
Ömer Eker 1997-1999<br />
Orhan Soydaş 1994-1997 </p>
<p>12 Haziran 2011&#8242;de yapılan genel seçimlerde Eskişehir altı milletvekilini Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ne göndermiştir.[97]</p>
<p>Bu milletvekilleri ve partileri şöyledir:</p>
<p>Nabi Avcı (AKP)<br />
Salih Koca (AKP)<br />
Ülker Can (AKP)<br />
Süheyl Batum (CHP)<br />
Kazım Kurt (CHP)<br />
Ruhsar Demirel (MHP)<br />
 Kardeṣ ṣehirler [değiştir] Celalabad Bölgesi, Kırgızistan<br />
 Gudauta, Abhazya<br />
 Kazan, Tataristan<br />
  Sudak (Cydak), Kırım Özerk Cumhuriyeti<br />
 Semerkant, Özbekistan]<br />
 New Jersey Eyaletinin Paterson Şehri, ABD<br />
  Oral, Kazakistan<br />
 Paju Belediyesi, Güney Kore<br />
 Jiangsu Eyaletinin Changzhou Şehri, Çin<br />
  Bodrum Belediyesi, Türkiye</p>
<p>[98] Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Resmi Sitesi</p>
<p> Yargı Yapımı tamamlanan Adliye binasıyla şehre 2. ağır ceza, 1. çocuk, 4. sulh ceza ile 3. icra mahkemeleri kuruldu. Ayrıca şehirde 31 savcı ve 37 hakim görev yapmaktadır.[99].</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/eskisehir-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurum</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/erzurum-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/erzurum-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:14:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Erzurum Türkiye&#8217;nin Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir şehir. Tarihin ilk dönemlerinden beri bir yerleşim yeri olan Erzurum günümüzde de Türkiye&#8217;nin 14. ve Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük kentidir. İl nüfusunun yaklaşık 200.000&#8242;ini öğrenciler oluşturur. Toplam nüfus 1.060.000 kişi, büyükşehir nüfusu 603.810 kişidir[1]. Tarihi yapısı ve tarihi eserler bakımından bölgede çok önemli rol üstlenmektedir. Kökenbilim Erzurum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Erzurum-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Erzurum-Sohbet.jpg" alt="Erzurum Sohbet Chat" title="Erzurum Sohbet" width="259" height="194" class="alignleft size-full wp-image-3501" /></a><br />
Erzurum Türkiye&#8217;nin Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir şehir. Tarihin ilk dönemlerinden beri bir yerleşim yeri olan Erzurum günümüzde de Türkiye&#8217;nin 14. ve Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük kentidir. İl nüfusunun yaklaşık 200.000&#8242;ini öğrenciler oluşturur. Toplam nüfus 1.060.000 kişi, büyükşehir nüfusu 603.810 kişidir[1]. Tarihi yapısı ve tarihi eserler bakımından bölgede çok önemli rol üstlenmektedir.</p>
<p> Kökenbilim Erzurum isminin açıklaması şöyledir: Şehir, Selçuklu Sultanlarının bölgeye gelmesiyle Anadoluda ilk ele geçirdikleri yerlerden biri olmuştur. O dönemde Anadolu, Romalıların (Rum) ülkesi olarak bilindiğinden Selçuklular bu şehrin adını Arapçadaki karşılığı &#8220;Arz-u Rûm&#8221; yani &#8220;Rum Toprağı&#8221; olarak isimlendirmişlerdir.[2]</p>
<p> Tarihçe Doğu Anadolu&#8217;nun en büyük kenti olan Erzurum&#8217;un MÖ 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Erzurum&#8217;u da içine alan bölge tarih boyunca Urartu&#8217;lar, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Partlar, Romalı&#8217;lar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Moğollar, İlhanlılar ve Safaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiştir. 1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir.</p>
<p>Milli mücadele, milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919&#8242;da Erzurum&#8217;da toplamıştır.</p>
<p>Erzurum&#8217;un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II. Theodosius&#8217;a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis&#8217;ti ve şimdiki Erzurum&#8217;un yerinde kurulmuştu. 4. yüzyıl sonuna doğru Roma İmparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios&#8217;un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos&#8217;a göre bu şehir Garin mıntıkasında, Fırat&#8217;ın kaynağına yakın bir yerde (Belazurî) bulunuyordu. Bölgeye hakim olan Ermenyakos&#8217;un ölümü üzerine, yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali&#8217;nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala&#8217;yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. 10. yüzyıl İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali&#8217;nin (halının) burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud Alalam&#8217;ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarını ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir.</p>
<p> Tarih Öncesi Çağlar Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı&#8217;ndan itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu ağım bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede MÖ 4. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.</p>
<p> Nüfus Türkiye&#8217;nin 10. büyük kenti olan Erzurum büyükşehir statüsüne kavuştuktan sonra Merkez ilçe 2008 yılında 5747 sayılı kanun ile Palandöken, Aziziye ve Yakutiye olmak üzere 3 ilçeye ayrılmış, yine aynı kanun ile daha önce ilçe olan Ilıca&#8217;nın ismi Aziziye olarak değiştirilmiş ve Büyükşehir Belediyesine bağlanmıştır.</p>
<p>İl genelinde değişik etnik gruplar ve kültürler görülür. Genelde dadaş diye tabir edilen Türk nüfus Erzurum merkez olmak üzere Ilıca, Pasinler, Köprüköy, Narman, Oltu, Çat&#8217;ın bir kısmı gibi ilçerde; Kıpçak Türkleri ise daha çok Tortum, Uzundere, Oltu,Olur ve Şenkaya ilçelerinde belli oranda mevcuttur.İspir ve Pazaryolu ilçelerinde azda olsa Bayındır ve Çepni Türkü aileler vardır. Kürtler ise merkezde de belli bir nüfusa sahip olmakla birlikte güney ilçeleri olan Karayazı, Tekman, Hınıs, Karaçoban, Çat, Horasan gibi ilçelerin büyük çoğunluğunu oluştururlar.ayrıca Oltu,Şenkaya Tortum Köprüköy,Pasinler ve Narman ilçelerinde &#8216;de Kürt nüfus mevcuttur. Zazalar&#8217; ise Alevi kesimi daha çok Hınıs,Aşkale,Tekman,ve Çat ilçelerinde belli oranda vardır.[3] Hemşinliler ilde az nüfüsa sahip olmalarına rağmen, kültürleri ve yaşam tarzları dikkat çekiçi bir topluluktur. Müslüman Ermeniler olarak da bilinen, Osmanlı döneminde hıristiyanlıktan müslümanlığa geçirilen Hemşinliler, 1850&#8242;li yıllardan sonra Rize&#8217;nin İkizdere ve Çamlıhemşin ilçelerinin dağlık ve yüksek kesim Hemşin köylerinden aileler halinde gelip yerleşmişlerdir. Başta Tortum ve İspir&#8217;in belli bir bölümünde olmak üzere ilin merkez ve ova köylerinde yerleşiktirler. İlde Poşa diye adlandırılan Romanlar il merkezinde, Oltu, Olur, Şenkaya ve Uzundere ilçelerinde bulunmaktadırlar.</p>
<p>Şehir merkezinin nüfus verileri de yıllara göre aşağıdaki gibidir:</p>
<p>Yıllara göre merkez nüfus veriler<br />
2011 783.810<br />
2010 688.551<br />
2009 649.551<br />
2000 502.588<br />
1990 462.501<br />
1980 342.881<br />
1970 240.548<br />
1960 100.056<br />
1955 85.763<br />
1950 59.057<br />
1945 50.091<br />
1940 47.916<br />
1935 33.425<br />
1927 31.771 </p>
<p> Turizm [değiştir]Erzurum&#8217;da kış turizmi gelişmiştir. Şehrin en önemli turizm kaynağı Çifte Minareli Medrese ve merkeze üç kilometre uzaklıktaki Palandöken Dağı&#8217;dır. Palandöken Dağı 2011&#8242;de Üniversite Oyunları&#8217;na ev sahipliği yapmıştır.</p>
<p>Mecidiye Tabyasından Erzurum Panoramik Görüntüsü Coğrafi Özellikleri [değiştir]Erzurum&#8217;un Bir Bölümü Karadeniz Bölgesindedir. Diğer bir bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yer almaktadır. Anadolu&#8217;da deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikteki tek büyük yerleşim yeri olan Erzurum yüksek bir yaylanın güney batı bölümünde yer alır. Yerleşme alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde bulunur. Bölge kuzeyde Dumlu, güneyde Palandöken Dağları ile çevrilmiştir. Buradan geçen İpek Yolu ve verimli ovaları bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu arada yer yer şiddetli depremlere maruz kalan şehir ve çevresi önemli ölçüde zarar görmüştür.</p>
<p> Erzurum Merkez&#8217;de Bulunan Bazı Tarihi Eserler Çifte Minareli Medrese<br />
Orhan Gazi Camii<br />
Lala Mustafa Paşa Camii<br />
Murat Paşa Camii<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı<br />
Ulu Camii , Atabey Camii<br />
İbrahim Paşa Camii<br />
Erzurum Kalesi<br />
Yakutiye Medresesi<br />
Tarihi Erzurum Evleri<br />
 Kültür ve Sanat ]Şehirde bir çok kültürel faaliyet imkânı bulunmaktadır. Erzurum Devlet Tiyatrosu birçok oyun sergilemektedir. Şehirde 3 sinema salonu bulunmaktadır. İhsan Doğramacı Vakfı Özel Bilkent Erzurum Laboratuvar Lisesi her ay Bilkent Senfoni Orkestrası&#8217;nın konserlerine ev sahipliği yapmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/erzurum-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzincan</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/erzincan/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/erzincan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:11:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Erzincan ili Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde dokuz bir ilçeden oluşan bir ildir. Bunlar Refahiye, Kemah, Kemaliye, Tercan, Çayırlı, İliç, Otlukbeli ve Üzümlü&#8217;dür. Tarihi ipek yolunun üzerinde yer alır. Tarihçe Erzincan&#8217;ın, Otlukbeli ilçesinde 11 Ağustos 1473 tarihinde ünlü Otlukbeli Savaşı gerçekleşti. Fatih Sultan Mehmed ile 100.000 Osmanlı askeri ve Uzun Hasan Sultan ile 70.000 Akkoyunlu asker Otlukbeli&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Erzincan-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Erzincan-Sohbet.jpg" alt="" title="Erzincan Sohbet" width="217" height="119" class="alignleft size-full wp-image-3497" /></a><br />
Erzincan ili Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde dokuz bir ilçeden oluşan bir ildir. Bunlar Refahiye, Kemah, Kemaliye, Tercan, Çayırlı, İliç, Otlukbeli ve Üzümlü&#8217;dür. Tarihi ipek yolunun üzerinde yer alır.</p>
<p> Tarihçe<br />
Erzincan&#8217;ın, Otlukbeli ilçesinde 11 Ağustos 1473 tarihinde ünlü Otlukbeli Savaşı gerçekleşti. Fatih Sultan Mehmed ile 100.000 Osmanlı askeri ve Uzun Hasan Sultan ile 70.000 Akkoyunlu asker Otlukbeli&#8217;de savaş meydanında savaşa karşı karşıya geldiler.</p>
<p>Sarıkamış Savaşı&#8217;nın galibi General Nikolay Yudeniç Rus Kafkasya Ordu komutanı olarak 1915 yılının yaz aylarında Anadolu&#8217;ya taaruza geçti ve Erzincana kadar Rus ordu birlikleri ile ilerlendi.</p>
<p>27 Aralık 1939&#8242;da Erzincan depremi oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/erzincan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elazığ</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/elazig/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/elazig/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:08:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Elazığ (eski adı: Mamuret&#8217;ül Aziz, El Aziz), Elazığ ilinin merkezi olan şehir. Türkiye&#8217;nin Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin Yukarı Fırat Bölümü&#8217;nde yer almaktadır. Merkez nüfusu 2009 sayımları itibarıyla yaklaşık 381.715&#8242;dir.[2] Elazığ&#8217;ın toplam nüfusu ise 547.562&#8242;dir. 1927&#8242;de 20.000 olan şehir nüfusu, 1990&#8242;da 204.603&#8242;e, 2000&#8242;de 266.495&#8242;e, 2009&#8242;de 375.000&#8242;e çıkmıştır. Elazığ, 380.000&#8242;e yaklaşan Kent Merkezi, 560.000&#8242;e yaklaşan toplam nüfusuyla Türkiye&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Elazığ-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Elazığ-Sohbet.jpg" alt="Elazıg Sohbet Chat" title="Elazığ Sohbet" width="186" height="139" class="alignleft size-full wp-image-3494" /></a><br />
Elazığ (eski adı: Mamuret&#8217;ül Aziz, El Aziz), Elazığ ilinin merkezi olan şehir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin Yukarı Fırat Bölümü&#8217;nde yer almaktadır. Merkez nüfusu 2009 sayımları itibarıyla yaklaşık 381.715&#8242;dir.[2] Elazığ&#8217;ın toplam nüfusu ise 547.562&#8242;dir. 1927&#8242;de 20.000 olan şehir nüfusu, 1990&#8242;da 204.603&#8242;e, 2000&#8242;de 266.495&#8242;e, 2009&#8242;de 375.000&#8242;e çıkmıştır.</p>
<p>Elazığ, 380.000&#8242;e yaklaşan Kent Merkezi, 560.000&#8242;e yaklaşan toplam nüfusuyla Türkiye&#8217;nin 20.Büyük kentidir. Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin, Erzurum&#8217;dan sonraki en büyük şehridir.</p>
<p> Etimoloji Elazığ ili, MÖ 3000&#8242;li yıllarda kurulduğu sanılan, Harput kentinin oradaki devamıdır. Bu nedenle yıllarca Harput denmiştir. Büyük Selçuklu hakimiyetinin Anadolu&#8217;ya kayması ile Harput&#8217;un Türk yurdu olmasında en önemli savaşın Malazgirt Meydan Muharebesi olduğuna şüphe yoktur. Nitekim Harput ve çevresi Malazgirt muharebesinden sonra Türklerin eline geçmiş olup yörede Büyük Selçuklu Devletine bağlı olarak Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur (1085). Harput&#8217;un Türkler tarafından alınmasına kadar sadece müstahkem bir kale hüviyetinde kalan bu yer Türklerle beraber büyüyen bir şehir haline gelmiştir. Çubukoğulları Beyliği nin ömrü uzun sürmemiş (1110) yılında Artukoğulları dönemini başlatmıştır. Bir müddet sonra Harput Artukluları diye bilinen bağımsız bir beylik kurulmuştur. Harput, (1230) yılında Moğolların eline geçmiş (1234) yılından itibaren ise Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;nin hakimiyeti altına girmiştir. (1507) yılında Safevilerin eline geçen Harput, 1515 yılında ise Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı hakimiyetine girmiştir (1516). Mezra denilen bugünkü yerleşim yerine 1834&#8242;de taşınan Elazığ&#8217;a 1862 yılında Sultan Abdulaziz&#8217;in tahta çıkısının 5. yılında Hacı Ahmet İzzet Paşa devrinde buraya tayin edilen Vali İsmail paşanın teklifi ile Mamuret-ül Aziz ismi verilmiştir. Fakat telaffuzu güç olduğundan halk arasında kısaca El&#8217;aziz olarak söylenegelmiştir. Zaman içinde bölgeye eyalet merkezliği yapan şehre 1937 yılında Atatürk tarafından tahıl ambarı bolluk ve bereket anlamına gelen El&#8217;azık adı verilmiş olup, zamanla Türkçe ses uyumuna uygunluğu ve söyleniş kolaylığı nedeniyle Elazığ olarak kullanılır olmuştur.</p>
<p>Elazığ Öğretmenevi Coğrafya Geçmişte karasal iklimin hüküm sürdüğü Elazığ, yapılan ve yapılmakta olan barajların etkisi ile ılıman bir iklime geçiş yapmıştır. Bu sürecin sonucunda özellikle önceleri çok soğuk ve yoğun kar yağışlı geçen kışlar nispeten daha ılıman geçmektedir. Elazığ, toprağı verimli bir ovaya kurulmuştur</p>
<p> Ulaşım[değiştir] Türk Hava Yolları Her gün 09:50 ve 21:00 Elazığ-İstanbul(Atatürk Havalimanı)<br />
Her gün 7:20 ve 18:20 İstanbul-Elazığ seferi mevcuttur.<br />
 Medya [değiştir] Yerel TV Kanalları<br />
KANAL 23<br />
KANAL E<br />
KANAL 9<br />
FIRAT TV (Fırat Üniversitesi)<br />
 Yerel Radyo Kanalları [değiştir]EZGİ FM (88.0)<br />
RADYO FIRAT (89.2) (Fırat Üniversitesi)<br />
FM 23 ELAZIĞ (88.5)-(93.5)<br />
RADYO E (90.2)<br />
RADYO 2000 (90.8)<br />
RADYO HAZAR (92.0)<br />
ELAZIĞ ALEM FM (95.4)<br />
RADYO KULÜP (96.0)<br />
ERT FM (96.8)<br />
YAĞMUR FM (99.0)<br />
HİT FM (99.9)<br />
ELAZIĞ POLİS RADYOSU (104.0)<br />
 Yerel gazeteler ELAZIĞ HABER GAZETESİ<br />
GÜNIŞIĞI GAZETESİ<br />
AYIŞIĞI GAZETESİ<br />
ELAZIĞ STAR HABER GAZETESİ<br />
EL AZİZ GAZETESİ<br />
ELAZIĞ YENİ UFUK GAZETESİ<br />
ELAZIĞ YENİÇAĞ GAZETESİ<br />
NURHAK GAZETESİ<br />
ULUOVA GAZETESİ<br />
TURHAN GAZETESİ<br />
ELAZIĞ POLİS HABER GAZETESİ (Elazığ Emniyet Müdürlüğü Tarafından çıkarılan Aylık Gazete)<br />
Şehirde medya gelişim sürecindedir. Şehir&#8217;de yayın yapan 4 yerel tv kanalı, vardır. Elazığ&#8217;dan yayın yapan KANAL 9 Uydu aracılığı ile tüm yurtta ve avrupada izlenebilnektedir. Bunun dışında Günışığı, Uluova, Ayışığı gibi birçok yerel gazete yayın hayatını sürdürmektedir. Elazığ&#8217;da 12 Adet Yerel Radyo Kanalı bulunmaktadır.</p>
<p> Kültür ve sanat Elazığ köklerini Harput&#8217;tan aldığı bir kültür birikimine sahiptir. 2008 yılında şehirde Devlet Tiyatrosu kurulmuştur. Ayrıca,şehirde faaliyet gösteren birçok mahalli tiyatro grupları vardır. 2009 yılında 17.&#8217;sı düzenlenecek Uluslararası Hazar Şiir Akşamları kentin en büyük ve etkin kültürel faaliyetleri arasında gösterilebilir. Ayrıca bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan Çayda Çıra Film Festivali kültürel değeri olan bir diğer etkinliktir. Şehirde ayrıca kısa film festivalleri de yapılmaktadır.[</p>
<p>Elazığ&#8217;dan bir görünüm Spor Kentin futbol takımı Elazığspor, şu anda Bank Asya 1. Ligde yer almaktadır.Elazığspor en büyük başarısı 2002-2004 yılında süperligde oynayarak elde etti. Kentte Elazığspor, Elazığbelediyespor, ve birçok amatör takım kentte bulunmaktadır.</p>
<p> Kardeş şehirler Astana, Kazakistan<br />
 İstanbul, Türkiye<br />
 Leeuwaarden, Hollanda<br />
 Ankara, Türkiye<br />
 Eskişehir, Türkiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/elazig/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/edirne-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/edirne-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:04:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Edirne ili, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Marmara Bölgesi&#8217;nin Trakya yakasında, doğuda Kırklareli ve Tekirdağ, güneyde Çanakkale ve Ege Denizi, batıda Evros (Yunanistan) ve kuzeyde Haskovo (Bulgaristan) ile çevrili ildir. Edirne ilinin geneli düzlük olup il sınırları içerisindeki herhangi bir yükselti 500 m&#8217;yi aşmadığı için ilde dağ bulunmamaktadır. Korudağ Edirne&#8217;de bilinmesine rağmen bu yanlış bir bilgidir. %25&#8242;i ormanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Edirne-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Edirne-Sohbet.jpg" alt="Edirne Sohbet Chat" title="Edirne Sohbet" width="138" height="141" class="alignleft size-full wp-image-3490" /></a><br />
Edirne ili, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Marmara Bölgesi&#8217;nin Trakya yakasında, doğuda Kırklareli ve Tekirdağ, güneyde Çanakkale ve Ege Denizi, batıda Evros (Yunanistan) ve kuzeyde Haskovo (Bulgaristan) ile çevrili ildir.</p>
<p>Edirne ilinin geneli düzlük olup il sınırları içerisindeki herhangi bir yükselti 500 m&#8217;yi aşmadığı için ilde dağ bulunmamaktadır. Korudağ Edirne&#8217;de bilinmesine rağmen bu yanlış bir bilgidir. %25&#8242;i ormanlık olan ve topraklarının %57&#8242;sinde tarım yapılan ilin en önemli akarsuyu, Karaağaç hariç olmak üzere Türk-Yunan sınırını çizen Meriç&#8217;tir.</p>
<p>İlin iklimi güneyden kuzeye doğru çıkıldıkça sertleşir; Ege Denizi&#8217;ne kıyısı olan güney kesiminde daha çok ılıman Akdeniz iklimi yaşanırken, il merkezinin de bulunduğu kuzey kesiminde sert kışlarıyla kendini gösteren karasal iklim hakimdir.</p>
<p> Tarih<br />
Edirne Şehir Girişi<br />
1835 yılında EdirneEdirne il merkezini oluşturan kenti, bölgeye adlarını veren ve Hint-Avrupa kökenli bir kavim olan Traklar kurmuştur. Bilinen en eski ismi aynı zamanda bir Trak boyu adı olan Odrysai&#8217;dir. Uscudama ismiyle de anılan şehir yaklaşık M.Ö. 170 senesinde Romalıların hakimiyetine geçer. MS 125 yılında Roma İmparatoru Hadrianus&#8217;un buyruğuyla tekrar bayındırlaştırılan kente Hadrianopolis ismi verilir. Roma İmparatorluğu&#8217;nun bölünmesiyle Doğu Roma İmparatorluğu, ya da diğer adıyla Bizans&#8217;ın payına düşen şehir, bir süreliğine Avarlar, Bulgarlar ve Haçlıların eline geçse de kentin 1361 yılında Türklerce fethine değin Bizans&#8217;ta kalır. 1365 senesinde Osmanlılarca başkent yapılan Edirne, 1453&#8242;te İstanbul&#8217;un başkent olmasından sonra da önemini kısmen yitirse de, padişahların gözde yerlerinden biri ve canlı bir ticari ve idari merkez olarak kalmıştır. 18. yy.da yangınlar ve depremle sarsılan kentin gelişimine en büyük darbeyi, bir zamanlar avantaj teşkil eden Balkanlara açılan kapı olma niteliğinin Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun gerilemeye başlamasıyla dezavantaja dönüşmesi vurmuştur. Yabancı işgalini ilk olarak 1828-29 yılındaki Osmanlı-Rus harbinde yaşayan şehir, 93 harbi&#8217;nde (1877-1878) tekrar Ruslar, Balkan Harbi&#8217;nde (1912-1913) ise Bulgarlar tarafından işgal edilmiştir. Birinci Balkan harbinden sonra kabul edilen barış anlaşmasıyla Bulgaristan&#8217;a geçen kent, daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan patlak veren İkinci Balkan savaşından sonra tekrar Türk topraklarına katılmıştır. I. Dünya Savaşı&#8217;ndan Osmanlı Devleti&#8217;nin yenilgiyle çıkmasının ardından Edirne, Temmuz 1920&#8242;de Yunan işgaline uğramış, Kurtuluş Savaşı&#8217;nın başarıyla sonuçlanmasıyla 25 Kasım 1922&#8242;de nihai olarak Türk egemenliğine girmiş ve Lozan Anlaşması&#8217;yla Yunanistan&#8217;dan savaş tazminatı olarak alınan Karaağaç&#8217;ın 15 Eylül 1923&#8242;te Türkiye&#8217;ye katılmasıyla ilin sınırı bugünkü halini almıştır.</p>
<p> İsminin kökeni Edirne adı, kentin Latince ve Yunanca ismi olan Hadrianoupolis (Hadrianus&#8217;un kurduğu şehir, Hadrianus&#8217;un şehri) sözcüğünün Türkçede Edrenebol, Edrene ve Edirne olarak evrimleşmesiyle bugünkü halini almıştır. Başka bir ihtimal de, gene Hadrianoupolis&#8217;ten türetilmiş olan, şehrin Bulgarca adı Odrin&#8217;den evrimleşmiş olmasıdır.</p>
<p> Kültür ve eğitim 1357&#8242;den beri düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri yaz aylarında birçok yerli ve yabancı turisti çeker. Cumhuriyet&#8217;in kuruluşu ile beraber Edirne&#8217;de eğitim kurumları da hızlı bir gelişme göstermiş, son yıllarda Edirne, eğitimde gelişmişlik düzeyi açısından Türkiye&#8217;nin önde gelen kentleri arasına girmiştir. Edirne&#8217;de okur-yazar oranı Cumhuriyet Dönemi boyunca Türkiye genelinin üzerinde olmuştur. Son yıllarda gerçekleştirilen kurslarla okur-yazarlık oranı %99&#8242;a ulaşmıştır.</p>
<p> Folklor Edirne ilinde Trakya&#8217;nın diğer illerindeki gibi 9/8&#8242;lik ritmin ağır bastığı halk türküleri yaygındır. Diğer Ardında Sümbüllü Bağlar, Karakuşun Yüksektendir Oyunu, Kızılcıklar Oldu Mu, Püskül Pencereden Uçtu, Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar vardır.</p>
<p>Edirne ilinde yaşayanların, kendilerine özgü kıvrak ezgilerle bezeli ve yöre düğünlerinin ayrılmaz bir parçası olan Roman havaları da Edirne folklorunun tamamlayıcı bir parçasını oluşturur. Bunların en tanınmışları: Güm Güm Teke, Kako Sali, Anako, Yağmur Yağdı, Maşa Satarım gibi.</p>
<p> Görülecek yerler<br />
Selimiye CamiiEdirne il merkezinde tarihi yapılar Türkiye&#8217;nin diğer kentlerine nispeten daha iyi korunmuştur. Kentte görülecek yerler Roma-Bizans dönemi ve Osmanlı-Türk dönemi adı altında iki ayrı başlık altında toplanabilir.</p>
<p> Roma-Bizans Dönemi Kentin tarihinin bu kısmından günümüze ne yazık ki fazla eser kalmamıştır; şehirde bu döneme ait biricik yapı, 19. y.y. sonlarına kadar ayakta kalmış Roma dönemine ait Hadrianopolis surlarının yıkıntıları ve de eskiden üzerinde 1893 yılında inşa edilmiş ve inanılması güç bir vandalizm örneği olarak 1953 senesinde depremde zarar gördüğü ve kentin silüetini bozduğu gerekçesiyle dönemin belediye reisince dinamit kullanılarak yıktırılmış bir de saat kulesi bulunan Makedonya Kulesi&#8217;dir. Makedonya Kulesi adı Osmanlının ünlü seyyahı Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Seyahatname&#8221; adlı eserinde geçmektedir.</p>
<p> Osmanlı-Türk Dönemi Kent bu dönemden kalma yapılar bakımından oldukça zengin olup bunlar dini ve sivil yapılar olmak üzere iki altbaşlıkta toplanabilir.</p>
<p> Dini Yapılar<br />
Eski Camii Dış DuvarıBu yapılar içerisinde en görkemlisi klasik Osmanlı mimarisinin doruk noktası sayılan ve Mimar Sinan&#8217;ın &#8216;ustalık eserim&#8217; dediği Selimiye Camii&#8217;dir (1575). Bunun dışında Eski Cami (1414) ve Üç Şerefeli Cami (1447) klasik dönem öncesi Osmanlı mimarisinin anıtları olarak kent merkezini süslemektedir. Şehirde görülebilecek diğer tarihi camiler Muradiye Camii (1426), Ayşekadın Camii, Darülhadis Camii, Defterdar Camii, Hıdır Ağa Camii, Gazimihal Camii ve Şahmelek Camii&#8217;dir.</p>
<p>Edirne kentinin biraz dışında yer alan İkinci Beyazıt Kulliyesi (1488) mimarisiyle olduğu kadar zihin özürlülerin tedavi edildiği, günümüzde Sağlık Müzesi olarak kullanılan şifahanesi ile de dikkat çekmektedir.</p>
<p>Ayrıca kentte kaleiçinde bulunan İtalyan Kilisesi,kıyıkta bulunan Sveti Georgi Bulgar Kilisesi ve kirişhanede bulunan Sveti Helena-Konstantin kilisesi günümüze kadar gelmiş ve ayinler hala yapılmaktadır.</p>
<p>Ve de Kaleiçinde bulunan Büyük Edirne Sinagogu vardır. Bu sinagog Türkiye sınırları içerisindeki en büyük sinagog olup Avrupa&#8217;nın 2., dünyanın 3. büyük sinagogudur. Fakat yapı günümüzde kullanılmamaktadır.</p>
<p> Sivil yapılar<br />
Edirne BelediyesiSivil yapılar içerisinde anıtsal niteliğe sahip olanların başında kuşkusuz Edirne&#8217;yi bir gerdanlık gibi süsleyen köprüler gelir; bunların en eskisi Tunca ırmağı üzerindeki Gazi Mihal Köprüsü&#8217;dür (1420). Bu köprü yakınında Yıldırım ve Seferşah isminde iki küçük köprü daha bulunur. Kent merkezinden Karaağaç&#8217;a giden yol üstünde ilk karşılaşılan köprü Tunca Köprüsü (1615), ikincisi ise Edirne&#8217;nin en görkemli köprüsü olan Meriç nehri üzerinde kurulu Meriç veya Mecidiye Köprüsü&#8217;dür (1842).</p>
<p>Edirne&#8217;deki en uzun köprü, il merkezi dışında Ergene nehri üzerinde yer alan ve ilçe merkezine ismini vermiş olan Uzunköprü&#8217;dür.</p>
<p>Günümüzde bir kısmı otel olarak kullanılan tarihi Rüstem Paşa Kervansarayı (1554) da Edirne&#8217;nin görülmesi gereken anıtlarından birini teşkil eder. Bu binada yapılan restorasyon çalışması, 1980&#8242;de Ağa Han Ödülü almıştır.[2]</p>
<p>15. yüzyıl&#8217;dan kalma Edirne Sarayı 93 Harbi&#8217;nde cephanelik olarak kullanılmış ve kentin düşeceğinin anlaşılmasından sonra cephaneler Rusların eline geçmesin diye havaya uçurulmuştur. Bu patlamadan sonra sadece Adalet Kasrı denilen kısmı sağlam kalmıştır. Kalıntıları Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin düzenlendiği Sarayiçi semtindedir.</p>
<p>Edirne&#8217;de bulunan sivil tarihi yapılar arasında sayıları hızla azalan eski Edirne evleri de önemli yer tutar. Çoğu Kaleiçi semtinde bulunan ve neredeyse tümü ahşap olan bu evlerin bazıları son yıllarda restore edilmektedir.</p>
<p> Kardeş şehirler Ayrıca bakınız: Kardeş Şehirler<br />
 Yambol, Bulgaristan<br />
 Hasköy, Bulgaristan<br />
 Gümülcine, Yunanistan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/edirne-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/diyarbakir-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/diyarbakir-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Diyarbakır (Osmanlı döneminde: Amid, Diyar-i Bekr), Türkiye&#8217;nin Güneydoğu Bölgesinde yer alan ve tarihî bir şehirdir. Diyarbakır kent merkezi yaklaşık 9 bin yıllık bir geçmişe sahiptir.[kaynak belirtilmeli] Diyarbakır kent merkezi 4 ilçeye ayrılmıştır. Bunlar:Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir&#8217;dir. Etimoloji Diyarbakır şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmıştır. Asur hükümdarı Adad-Nirayi&#8217;ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı &#8220;Amed&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Diyarbakır-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Diyarbakır-Sohbet.jpg" alt="Diyarbakir Sohbet Chat" title="Diyarbakır Sohbet" width="199" height="131" class="alignleft size-full wp-image-3487" /></a><br />
Diyarbakır (Osmanlı döneminde: Amid, Diyar-i Bekr), Türkiye&#8217;nin Güneydoğu Bölgesinde yer alan ve tarihî bir şehirdir. Diyarbakır kent merkezi yaklaşık 9 bin yıllık bir geçmişe sahiptir.[kaynak belirtilmeli] Diyarbakır kent merkezi 4 ilçeye ayrılmıştır. Bunlar:Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir&#8217;dir.</p>
<p> Etimoloji Diyarbakır şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmıştır. Asur hükümdarı Adad-Nirayi&#8217;ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı &#8220;Amed&#8221; ya da &#8220;Amedi&#8221; olarak geçmektedir.[2] Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı &#8220;Amed, O&#8217;mid, Emit, Amide&#8221; şeklinde adlandırıldığı görülmektedir.[2] Diyarbakır sularının taşlarının siyah olmasından dolayı &#8220;Kara Amid&#8221; diye adlandırılan şehir, Arap egemenliği sırasında &#8220;diyār&#8221; (ديار) ve &#8220;Bekr&#8221; (بکر) isimleri ile Diyâr-i Bekr olarak kayıtlara geçmiştir.[3] &#8220;Diyar-ı bekr&#8221; daha sonraları &#8220;Diyarbekir&#8221;; Osmanlı&#8217;nın son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyar-ı Bekr&#8217;in (Diyarbekir) 1867 yılında vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir.</p>
<p>Diyarbekir&#8221;in &#8220;Diyarbakır&#8221; oluşuna dair çalışmalar, Türk Dili dergisinin Haziran 1938 nüshasında özetlenmiştir. 17 Kasım 1937 tarihinde Atatürk&#8217;ün trenle Diyarbakır&#8217;dan Elazığ&#8217;a geçtiği gece yapılan bir dil tartışmasının ardından, Türk Dil Kurumu&#8217;na gönderilen bir telgrafla başladı. Yapılan çalışmaları sonucu şehrin adı Diyarbakır olarak değiştirildi. Türk Dil Kurumu Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen&#8221;e gönderilen telgraf şöyledir.[4]</p>
<p> « Diyarbekir şehrinin isminin etimolojisine dair etüt var mıdır? Esasta bu şehrin ismi &#8216;Bakır memleketi&#8217; manasına olan &#8216;Diyarbakır&#8217; olması gerektir ve artık bu isimle tanınacaktır. Dil Kurumu&#8217;nun bu hususta Tarih Kurumu ile işbirliği yaparak, historik ve lengüistik tetkikatta bulunması emrediliyor. Balıkesir saylavı İsmail Hakkı&#8217;nın da mesai birliğine davet edilmesi faydalı olacaktır. Tetkikatın titizlikle yapılmasını ve mümkün ise neticelerin takiben bildirilmesini saygılarımla dilerim. » </p>
<p> Tarih Mezopotamya ile Anadolu medeniyetlerinin geçiş bölgesinde olan Diyarbakır’ın tarihi çok eski devirlere dayanmaktadır. Yontma taş ve Mezolitik devirlerde Diyarbakır ve çevresinde var olan mağaralardan burada yerleşim olduğu yapılan arkeolojik araştırmalar ile anlaşılmıştır. Eğil-Silvan yakınlarındaki Hassun Dicle Nehri ve kolları üzerinde Ergani yakınlarında Hilar mağaralarında bu çağdan kalma kalıntılar tespit edilmiştir.[5] Şehrin, 65 kilometre kuzeybatısında Ergani ilçesi yakınlarında yer alan Çayönü Tepesi kazılarında, dünyanın en eski köyü bulunmuştur.[6] Çayönü&#8217;ndeki insanlar zamanla göçebelikten yerleşik köy yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçmiştir.</p>
<p>Şehrin kent merkezinde, M.Ö. 3000 Hitit ve Hurri-Mittani egemenliği yaşanmıştır. M.Ö. 1260 yılına kadar egemenliklerini sürdüren Hurri-Mitaniler&#8217;den sonra sırasıyla Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Partlar, Ermeniler, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları, Hamdaniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklular, Eyyübiler, Moğollar, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar Diyarbakır&#8217;a egemen olmuşlardır.[5]</p>
<p>Asurlular döneminde şehir, bölge valilik merkezi olmuştur. Mîlâttan sonra bir ve ikinci asırlarda şehir ve bölgesi için Romalılar ve Partlar arasında savaşlar yapılmıştır. Romalılar!ın hakimiyetine geçen şehir Roma İmparatorluğu&#8217;nun yıkılması ile Bizans yönetime geçmiştir. Ömer döneminde islâm ordusu Diyarbakır&#8217;ı ve çevresini fethetmiştir. Halid bin Velid, Diyarbakır&#8217;a giren ilk islam kumandanıdır.[7] Diyarbakır böylece bir eyâlet olarak İslâm devletine bağlandı.</p>
<p>869-899 yılları arasında Diyarbakır ve çevresinde Şeyhiler Hânedânı hüküm sürmüştür fakat Halîfe Mütazıd bu hakimiyete son vermiştir. Daha sonraki yıllarda Hamdânîler hâkim oldularsa da, 990 yılında bölgeye hâkim olan Mervaniler 1096 yılına kadar saltanat sürdü. Alparslan 1071 Malazgirt zaferinden bir sene önce Diyarbakır’a geldi. Mervânîler, Selçuklular&#8217;a tâbi oldu.[7] Melikşah&#8217;ın vefatından sonra Diyarbakır&#8217;da egemenlik Suriye Selçukluları&#8217;na geçti.</p>
<p>Eyyûbî lideri Melik Kâmil, Selçuklular&#8217;ın yönetimindeki şehri ele geçirdi. 1259’da şehir, İlhanlılar&#8217;a geçti. İlhanlılar, bölgeyi Artukoğulları&#8217;na bıraktılar. 1401 yılında Akkoyunlular yönetiminde, devletin başkenti oldu. Artukluların egemenliğine son veren Safeviler böylece şehri ele geçirdi. Artuklu ve Safevi dönemlerinde kente önemli bir Türkmen kökenli nüfus yerleşimi olmuştur.</p>
<p>1507-1515 yılları arasında Anadolu Beylikleri, Memlûkler İran-Safevî devletleri arasında bu bölge için mücadele devam etti. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim, Diyarbakır’ı ve bütün Güneydoğu Anadolu’yu [7] 15 Eylül 1515&#8242;te Bıyıklı Mehmet Paşa kumandasında Osmanlı egemenliğine kattı.</p>
<p>Diyarbakır, Osmanlılar döneminde önemli eyaletlerden birinin merkezi olmuş, doğuya sefer yapan orduların hareket üssü ve kışlağı görevini görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son dönemlerinde özellikle I. Dünya Savaşı&#8217;nın yakın zamanlarında hastalık, yangın ve sefalet yüzünden büyük sıkıntı çeken Diyarbakır; Cumhuriyet devrinde büyük ve önemli imar, sosyal, kültürel ve ekonomik hareketler yaşamıştır. 1950&#8242;lerden sonra yeni şehir kurulmuş; yollar, hastaneler, okullar ve modern yapılarla gün geçtikçe büyümüş ve gelişmiştir. Yeni şehir kara, hava ve demir yolarıyla Türkiye&#8217;nin dört bir yanına bağlanmış önemli merkezlerden biri haline gelmiştir.[kaynak belirtilmeli] GAP ( Güneydoğu Anadolu Projesi) icinde yeralan Diclebölümü sulama tesisleri tamamlanırsa Diyarbakırda muazzam miktarda arazi sulu tarıma açılacaktır. Bütün tesisler tamamlanırsa bunun Diyarbakır&#8217;a yıılık faydasının 2 milyar USD civarında olması beklenmektedir. Bu sayede Diyarbakır olağanüstü bir tarım gelirine kavuşacak bu da daha sonraları tarıma dayalı bir sanayileşmeyi beraberinde getirecektir.</p>
<p> Coğrafya Jeopolitik konumu Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin orta kısmında, El Cezire&#8217;nin (Mezopotamya) kuzeyinde yer almaktadır. Doğuda Batman ve Muş, batıda Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya, kuzeyde Elazığ ve Bingöl, güneyde ise Mardin illeri bulunmaktadır.[8]</p>
<p> İklim Diyarbakır&#8217;da sert bir kara iklimi egemendir.[9] Yazları çok sıcak geçer fakat kışları Doğu Anadolu Bölgesi kadar soğuk geçmez. Bunun başlıca nedeni Güneydoğu Toroslar yayının kuzeyden gelen soğuk rüzgarları kesmesidir.[10] En sıcak ortalaması 31 derece, en soğuk ay ortalaması ise 1,8 derecedir.[9] Günümüze kadar ölçülen en yüksek sıckalık 46,2 derece ile 21 Temmuz 1937 gününde, en düşük sıcaklık ise -24,2 derece ile 11 Ocak 1933 gününde yaşanmıştır.[11]</p>
<p>Yıllık yağış ortalaması 496 milimetre olan şehirde, bu yağışın %2&#8242;lik kısmı yaz aylarında düşmektedir. Kuzeydeki dağların eteklerine doğru gidildikçe yağışlar da artar.[9]</p>
<p> Bitki Örtüsü Güneydoğu Anadolu&#8217;nun doğal bitki örtüsü olan bozkır, Diyarbakır&#8217;da da egemendir.[12] Bozkır biltki örtüsü içinde otsu bitkiler daha fazladır. Bunlar ilkbaharda kısa bir süre içinde yeşerip çiçeklenir, ama yağışların kesilmesiyle yaz başında kururlar. Çevredeki dağlar, yer yer meşe ormanlarıyla kaplıdır.[9] Ormanlık alanlar ilin toplam yüzeyinin onda birini bile bulmaz.</p>
<p> Akarsular Diyarbakır şehrinin en önemli akarsuyu Elazığ ili sınırları içinden çıkan Dicle nehridir. Nehir, Diyarbakır şehrinin bulunduğu lav sahanlığının doğu kesimine paralel akar. Burada nehir vadisinin tabanı 600 m’ye iner. Diyarbakır’ın güneyinde 8 km mesafede doğuya yönelir.[13] Dicle, Diyarbakır ilindeki akarsuların tümüne yakınını toplar. Yalnızca ilin kuzeybatı köşesindeki küçük bir alanın suları Fırat ırmağına gider.[9]</p>
<p> Nüfus<br />
Diyarbakır surları<br />
Dicle Nehri, DiyarbakırDiyarbakır ilinin nüfusu, TÜİK 2010 nüfus sayımına göre 1.528.958&#8242; dir.[14] (Fakat bu toplam il nüfusudur yani köyleriyle ve ilçeleriyle birlikteki nüfustur. Şehir merkezi yani asıl Diyarbakır kentinin merkez nüfusu ise 843.460&#8242;tır.).[15] =[16] Fakat Diyarbakır kent nüfusu hakkında bazı yabancı kuruluşlar ise nüfusun daha yüksek olduğu şeklinde bazı iddialar ileri sürmüşlerdir.) Nüfusu ile Gaziantep&#8217;ten sonra Güneydoğu&#8217;nun ikinci büyük kentidir. Kilometrekareye düşen insan sayısı Türkiye ortalaması 88 iken Diyarbakır&#8217;da bu sayı 95’tir. 1990-2000 döneminde yıllık nüfus artış hızı binde 21.73, Türkiye ortalaması binde 18,3&#8242;dür. Diyarbakır merkezinini nüfusu ise 843.460&#8242;tır.. TÜİK.[17]</p>
<p>Diyarbakır nüfusunun yüzde 53&#8242;ünü çocuklar oluşturmaktadır.[18] İl genelinde erkek nüfusunun yarısının 17 yaşından, kadın nüfusunun yarısının da 18 yaşından genç kişiler oluşturmaktadır.[19] Diyarbakır nüfusunun yüzde 87&#8242;sini Diyarbakır doğumlular oluştururken, Diyarbakır doğumlu olmayan nüfus için de ilk sayı Mardin, ikinci sırayı Bingöl doğumlular almaktadır. İl merkezinde evli olanlar,toplam nüfusun yüzde 53&#8242;ünü oluşturmaktadır.[19]</p>
<p> Camiler, Kiliseler ve Sinagoglar  Ulu Camii [değiştir]Ana madde: Diyarbakır Ulu Camii<br />
Çok sağlam, kara taştan yapılmış, Anadolu’nun en eski camiilerindendir. M.S. 639 yılında islam orduları Diyarbakır’ı fethedince Mar-Toma Kilisesi’nin camiiye çevrilmesiyle kurulmuştur. islam aleminde 5. Haremşerif olarak tanınmaktadır. Duvarlarında birçok uygarlığın kitabesi bulunmaktadır</p>
<p> Safa Camii Palu (Parlı) Camii ismi de verilen yapı 1532 yı­lında yapılmış bir Akkoyunlu eseridir. Çini ve motiflerle süslen­miş çok zarif olan minaresinin son zamanlara kadar kılıfla muhafaza edildiği söylenmektedir. Batısında büyük Hekim Muslihiddin-i Lari’nin mezarı vardır.</p>
<p> Behram Paşa Camii Ana madde: Behram Paşa Camii<br />
Behram Paşa Camii, 1572 yılında Diyarbakır Valisi Behram Paşa tarafından Mimar sinan’a yaptırılmış Osmanlı eseridir. camiinin yapımına kapısı üzerindeki kitâbesine göre 972 (1564-65) yılında başlamış ve 980 (1572) tarihinde tamamlamıştır. Ayrıntılarıyla Diyarbakır’ın yerel mimarisini yansıtan yapı, boyutlarıyla İstanbul’daki sadrazam camilerinden geri kalmıyor Caminin çok süslü minberi bir sanat harikasıdır. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. tek kubbeli bir yapıdır. Sakıflı son cemaat yeri, aynı üslupta yapılmış önündeki şadırvanı ile sütunlu bir saray girişini anımsatmaktadır. Bu tip sakıflı girişlere Osmanlı Dönemi yapılarında rastlanmakla birlikte burada olanakların sonuna kadar zorlandığını görüyoruz. Güneye özgü taş işçiliğinin eklenmesi, yerel özelliklerin katılmasıyla Osmanlı Mimarisinin ana şemalar kalmakla beraber bulunduğu yerlerde yerli geleneklerle beslenerek, az da olsa değişik bir karaktere büründüğünü izlemekteyiz. Giriş kapısının üstündeki sağ ve sol sahanların ters düzeninin bugünkü in­şaatlarda kullanılan modern sıkıştırma usulünün günümüzden 400 sene önce taş inşaatına tatbiki suretiyle yapılması fen adamları­nın dikkatini çekmekte ve takdirini kazanmaktadır. 5 Mayıs 1828’de Behram Paşa Camisi minaresine yıldırım düştü ve ancak 1930’da onarılabildi.</p>
<p> Nebi Camii Akkoyunlu eseri olup, 15. yüzyıldan kalma taşla örtülü tek kubbeli bir camiidir. Minaresinde Muhammed&#8217;den (Kaalen Nebiye) diye bahseden kitabelerin çokluğundan dolayı Nebi veya Peygamber Camii denildiği sanılmaktadır. 1530 yılında Hacı Hüseyin adlı bir kasap tarafından yaptırılan minare­si 1960 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yeri değiştirilerek onarılmıştır.</p>
<p> Fatihpaşa Camii Kurşunlu Camii’de denilmektedir. 1516-1520 yılları arasında şehrin ilk Osmanlı valisi Diyarbakır’lı Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. ilk Osmanlı eseri­dir. Duvarları çok güzel Osmanlı çinileri ile kaplıdır. Mihrabı ve min­beri görkemli bir sanat yapıtı olan camii’nin ayrıntıları Selçuklu tarzındadır. Cumhuriyet devrinde onarılan camii’nin yanında bir de türbe vardır.Daha once çok geniş olan cami havlusu doksanlarin ortasinda bölunmustur.Cami bunyesinda bir kûmbette bulunmaktadir.</p>
<p>Ulu Cami,Diyarbakır Hüsrevpaşa Camii Osmanlı devri Diyarbakır Valile­rinin ikincisi olan Hüsrevpaşa tarafından 1512-1528 tarihleri ara­sında yaptırılmıştır. Bina önce Üsreviye Medresesi adı ile yaptırılmıştır. Kesme taştan yaptırılmış olan minaresi Selçuklu tar­zında olup, sarkıtlarla süslüdür.</p>
<p> Melik Ahmet Camii Melik Ahmet Paşa tarafından 17. Yüzyılda yaptırılmıştır. Tümü çiniden yapılmış mihrabı çok ilgi çe­kicidir. Minaresine yarıya kadar birbirini görmeyen iki merdiven­le çıkılır, yarıda bu iki merdiven birleşir. Kaidesinin süslemeciliği oldukça inceliklidir. Çini mozaiklerle süslü kabartmalar ince ve ustalıklı bir beğeni örneğidir.</p>
<p> İskender Paşa Camii (Merkez) Diyarbakır’da İskender paşa Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Diyarbakır’da 14 yıl valilik yapan İskender Paşa 1551 yılında yaptırmıştır. Bazı yazmalarda bu caminin Mimar Sinan eseri olduğuna dair bilgiler bulunuyorsa da Mimar Sinan’ın eserlerini derleyen Tuhfetûl Mimarin’de ismi geçmemektedir.</p>
<p>Osmanlı mimarisinde belirli bir plan tipinin uygulandığı bu caminin önünde şadırvanı, doğusunda da türbesi bulunmaktadır. Son cemaat yeri dört sütun ve köşelerdeki L şeklinde ayakların taşıdığı beş bölümden meydana gelmiştir. Sivri kemerlerle birbirine bağlanmış olan sütunların başlıkları oldukça sadedir.</p>
<p>Kare planlı, 14,76 x 14,76 m ölçüsündeki ibadet mekanının üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Buradaki tromplar da çok aşağıdan başlamakta ve ortası bir çizgi ile ikiye ayrılmaktadır. Trompların arası da birer kemerle birbirlerine bağlanmıştır. Bu tromplara dayanan kubbe dışarıdan onaltıgen bir kasnağa oturmaktadır.</p>
<p>Mihrap taştan olup mukarnaslıdır. Osmanlı mihraplarının bir benzeridir. Minber orijinalliğinden uzaklaşmış ahşap bir eserdir.</p>
<p>İskender Paşa Camisi Erken Osmanlı devri mimarisinin özelliklerini taşımasına rağmen, bir bakıma da Diyarbakır camilerinin etkisinde kalarak yapılmıştır. Caminin sol tarafına silindirik gövdeli, tek şerefeli taş minare eklenmiştir.</p>
<p> Dört Ayaklı Minare Akkoyunlu Kasım Han tarafından yaptırılan Şeyh mutahhar Ca­mii’sinin dört ayaklı minaresi yekpare dört sütun üzerinde inşaa edilmiş ilginç anıtlardandır. Minarenin sütunları altından yedi defa geçenin her dileğinin yerine geldiğine inanılır.</p>
<p> Mes&#8217;udiye Medresesi Ulu Camii’nin kuzeyinde ve cami­i’ye bitişiktir. 1198 yılında Artuklu Melikül Mesut Kutbudin Ebu Muzaffer Sokman zamanında inşaasına başlandığı üzerindeki ki­tabeden anlaşılmaktadır. Motif ve kitabeleriyle çok değerli bir sanat eseri olan medresenin avlusundaki mihrabın iki yanına ustaca yer­leştirilmiş döner taş sutünlar binanın herhangi bir yerinde mey­dana gelecek çökmeyi veya kaymayı tespit için konulmuştur. Bina kesme taştan iki katlı olarak yapılmıştır. Mesudiye medresesi içinde öğrenim yapılan Anadolu’nun ilk üniversitesidir.</p>
<p> Zenciriye Medresesi Sincariye Medresesi’de denilir. Bina 1198 yılında yapılmış olup, mimarının adı isa Ebu Dirhem’dir.</p>
<p>Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi&#8217;ndeki Ephrem the Syrian ikonu. Meryemana Kilisesi [değiştir]3. Yüzyıldan kalmadır. Zamanla bir­çok onarım görmüş olup, Bizans devrinden kalma mihrabı, Ro­ma biçimi kapısı ilginçtir. Kilisede bazı azizlerin türbesi bulunmaktadır. Şehrin en güzel Süryani Kadim Yakubi mez­hebi kilisesidir. Diğer bir kilisede Keldani Kilisesidir.</p>
<p> Diğer Önemli Camiler Ömer Şaddat Camii, Kadı Camii, Hacı Büzürk Camii, Arap Şeyh Camii, Lala Kasım Camii, Kurt İsmail Paşa Camii şehrin diğer önemli camileridir.</p>
<p> Müzeler [değiştir] Arkeoloji Müzesi Diyarbakır&#8217;da ilk müze 1934 yılında Ulu Cami&#8217;nin devamı olan Zinciriye Madresesi&#8217;nde açılmıştır.1985 yılında ise Elazığ caddesi üzerinde bulunan Dedeman Oteli arkasında bulunan yeni yapısına taşınmıştır.Müzede Diyarbakır yöresinden kazılar,satın alma ve müsadere yoluyla edinilen eserler,Neolitik Çağ&#8217;dan itibaren Eski Tunç, Asur, Urartu, Helenistik, Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı devirlerine ait eserler kronolojik olarak sergilenmektedir.ayrıca bunlardan başka birçok başka eser de sergilennmektedir.</p>
<p> Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi [Şair Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;nın doğduğu bu ev geleneksel Diyarbakır evlerine güzel bir örnek teşkil etmektedir. 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınıp müze haline getirtilmiştir. Müzede Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;nın eşyaları, mektupları ve kitapları sergilenmektedir.</p>
<p> Ziya Gökalp Müzesi Ziya Gökalp&#8217;in yaşadığı bu ev 1956 yılında müze haline getirtilmiştir. Gökalp&#8217;in eşyaları, mektupları ve kitapları sergilenmektedir.</p>
<p> Sosyal Aktiviteler Diyarbakır ili son dönemlerde önemli atılımlara ev sahipliği yapmıştır. Bunların başında ise bölgenin önemli işadamlarından biri olan Cebeli Dinç&#8217;in temellerini attığı Dicle At Çiftliği gelmektedir. Bölgede bir ilk olması bakımından dikkatleri çekmektedir. Tesisin 2009&#8242;un ortalarında hizmete girmesi bekleniyor.</p>
<p> El Sanatları Diyarbakır&#8217;ın el sanatları içerisinde kuyumculuk, ipekçilik, bakırcılık önde gelmektedir. Diyarbakır el sanatları, I. Dünya Savaşı&#8217;na kadar çok ilşeri bir düzeydeydi. Örneğin Konya&#8217;daki Mevlana türbesinin ikinci kapısı, Bağdat&#8217;taki İmam-ı Azam türbesinin altın ve gümüş işlemeli kapısı ile avize, şamdan ve kandilleri Diyarbakır&#8217;da yapılmıştır.</p>
<p>Eskisi kadar olmamakla birlikte günümüzde önemini koruyan bu el sanatlarında hasır bilezik, kişmiş gerdanlık, gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler Diyarbakır&#8217;ın kuyumcularının beğenilen ürünleri arasındadır. Köylerde el dokumacılığı ve halı, kilim üretimi de yapılmaktadır.</p>
<p> Halk Oyunları Davul, zurna eşliğinde oynanan Diyarbakır oyunları yörenin aşk, ıstırap ve bazen de aşiretlerinin sosyal durumlarını konu alır. Oyunlardan bazıları; Delilo, Halay, Esmer, Çaçan, Tekayak, Çiftayak ve Çepik&#8217;tir. Bu oyunların kendilerine özgü özellikleri, ayrı figür ve hareketleri vardır.</p>
<p> Mutfak Binlerce yıl Arap, Ermeni, Kürt, Süryani, Türk, Yahudi ve Zaza halklarının içiçe yaşadığı Diyarbakır&#8217;da, bu kültürlerin bileşiminden meydana gelen yemek kültürü bir hayli zengindir. Mutfağın temel malzemeleri kuzu eti, yöresel baharatlar (sumak, kişniş, karabiber vs.), pirinç, sakatat çeşitleri, tereyağı ve bulgurdur. Bu nedenle Diyarbakır mutfağı ağır yemeklerden oluşur. Diyarbakır lahmacunu ve kadayıfının yanı sıra peyniri ile de ünlüdür. En ünlü yemekleri kaburga dolması, sac tava, meftune ve ciğer kebabıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/diyarbakir-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizli</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/denizli-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/denizli-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 19:54:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Denizli. Denizli ili, Ege Bölgesinde bir il merkezidir. Denizli 500 Bin&#8217;i aşan merkez nüfusuyla, İzmir&#8217;den sonra Ege bölgesinin en büyük kentidir. Denizli Türkiye&#8217;nin ise en büyük ve en gelişmiş on altı şehrinden biridir (kent merkezi: 537.000). Bir sanayi, ihracat ve ticaret merkezi olan Denizli aynı zamanda otuz bini aşan öğrenci sayısıyla bir üniversite şehridir. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Denizli-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Denizli-Sohbet.jpg" alt="" title="Denizli Sohbet" width="199" height="130" class="alignleft size-full wp-image-3484" /></a><br />
Denizli. Denizli ili, Ege Bölgesinde bir il merkezidir. Denizli 500 Bin&#8217;i aşan merkez nüfusuyla, İzmir&#8217;den sonra Ege bölgesinin en büyük kentidir. Denizli Türkiye&#8217;nin ise en büyük ve en gelişmiş on altı şehrinden biridir (kent merkezi: 537.000). Bir sanayi, ihracat ve ticaret merkezi olan Denizli aynı zamanda otuz bini aşan öğrenci sayısıyla bir üniversite şehridir. Bir yılda milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Denizli bir turizm kenti olmasının yanısıra düzenlenen yerel, ulusal ve uluslararası etkinliklerle (bkz. festivaller) eğitim, kongre, kültür ve sanat merkezi özelliğindedir. Güney Ege Kalkınma Ajansı&#8217;nın (Geka) merkezi de Denizli&#8217;dir.[1]</p>
<p>Akdağ&#8217;ın (Babadağ) kuzey yamaçları eteklerinde, Büyük Menderes&#8217;in kolu olan Aksu çayına kavuşan derelerle hafifçe yarılmış bir plato üzerinde yer alan Denizli, yeni bir kenttir. 11. yüzyıla kadar Denizli Ladik (&#8220;Laodicaea on the Sea&#8221;) olarak adlandırılan ve su bakımından zengin bir yerleşme vardı. Asıl kent buradan 6-7 kilometre kadar kuzeydeki Laodikya (Laodicaea) idi. Selçuklular ve Bizanslılar arasındaki savaşlar sonucu yıkıma uğrayan ve özellikle suyolları bozulan Laodikeia zamanla terk edilmeye başlanmış ve yerleşme 11. yüzyıldan başlayarak bol su kaynaklarının bulunduğu Denizli Ladik&#8217;e doğru yer değiştirmeye başlamıştır. Kent 1702-1703&#8242;teki bir deprem sırasında büyük zarara uğramış ve daha sonra yeniden kurulmuştur. Ege kıyılarından iç kesimlere sokulan doğal bir yol üzerinde bulunan Denizli, özellikle 1950&#8242;li yıllarda karayollarının düzelmesinden sonra, bu konumunun ve çevresindeki tarım etkinliklerinin gelişmesi sonucu hızla kalabalıklaşmış ve 1950&#8242;de 22.000 olan nüfusu, aradan geçen 60 yıl içinde 20 katından fazla artmıştır.</p>
<p>Sanayisi ve ticareti çok hızlı gelişen Denizli, Türkiye&#8217;nin en kalkınmış kentlerinden biridir. Anadolu Kaplanları&#8217;ndandır. Dünya&#8217;da tekstilin en önemli başkentleri arasındadır. Denizli, Türkiye&#8217;nin on büyük ekonomisi arasındadır. Kent, havlu, bornoz ve ev tekstilinde ABD ve AB pazarında iyi bir prestije sahiptir. Havası ve doğası Ege Bölgesi&#8217;nin ortalamalarını yansıtır. Valisi Yavuz Erkmen, Belediye Başkanı Osman Zolan&#8217;dır.</p>
<p>Halk arasındaki deyişiyle kızı ve horoz&#8217;uyla ünlüdür; şehrin birkaç noktasında horoz heykeli bulunur. Dünyaca bilinen doğa harikası Pamukkale de şehrin simgelerinden biridir. Pamukkale, Unesco&#8217;nun dünya kültür mirası listesindedir. Karahayıt da uluslararası termal bir merkezdir. Ayrıca en yüksek dağı Honaz Dağı aynı zamanda Ege Bölgesi&#8217;nin en yüksek dağıdır (2532 m). Şehirde UNESCO&#8217;ya giren Hierapolis, Laodikya, Tripolis vb. birçok antik kent bulunmaktadır. 2011 yılında belediye başkanı Nihat Zeybekçi&#8217;nin milletvekili adayı olmasından sonra koltuğa yine Adalet ve Kalkınma Partisi&#8217;nden Osman Zolan geçmiştir.[2]</p>
<p> Eğitim Denizli ili, okur yazar oranı %94 civarındadır. İldeki eğitime verilen yüksek önem neticesinde, Özellikle ÖSS, SBS gibi ortaöğretim ve üniversiteye giriş sınavlarındaki iller arası başarı sıralamasında her yıl ilk 3 sırada olmak üzere (çoğunlukla 1. sıra) kalıcı bir yere sahiptir. Bu nedenle Denizli ili ülke çapında yüksek eğitim düzeyi ve kalitesi, başarılı öğrencileriyle tanınan bir imaja sahiptir. Ayrıca 3 Temmuz 1992 tarihinde kurulan Pamukkale Üniversitesi, Denizli&#8217;ye sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan ayrı bir dinamizm ve canlılık getirmiştir. 31.000&#8242;i aşkın üniversite öğrencisiyle Pamukkale Üniversitesi her geçen gün daha da büyümektedir. Hızla inşa edilen Pamukkale Üniversitesi Kınıklı kampüsü yakın bir gelecekte Türkiye&#8217;nin en iyi kampüslerinden biri olmaya adaydır.</p>
<p> Ekonomi  Bu maddedeki üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir.<br />
Konuyla ilgili tartışma için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız.<br />
Maddeyi geliştirerek ya da konuyla ilgili tartışmaya katılarak Vikipedi&#8217;ye katkıda bulunabilirsiniz. </p>
<p>Denizli ilinin ekonomisi sanayiye ve ticarete dayalıdır. Denizli, bir ihracat ve sanayi kentidir. Hizmet sektörü de oldukça gelişmiştir. Son 15 yıl da sanayisi müthiş bir gelişme göstermiştir. ABD&#8217;ye bakır tel ihraç etmiştir. Faal nüfusun %45&#8242;i tarım, balıkçılık,Arıcılık,ormancılık ve hayvancılıkla uğraşır. Bütün gelirin %30&#8242;u sanayiden sağlanır. Türkiye&#8217;de Anadolu Kaplanları olarak bilinen ihracatçı şehirlerin başında gelir. Her yıl milyarlarca dolarlık ihracatıyla Türkiye&#8217;nin lokomotif sanayi şehirlerinden biridir. Denizli Türkiye&#8217;de ve dünyada tekstilin başkenti olarak anılıyor olsa da son yıllarda tekstilde yaşanan ekonomik kayıplar nedeniyle ekononik dengeler mermer ve doğal taş sektörü üzerine kaymıştır. Denizli&#8217;den tüm dünya ülkelerine traverten ve türevi olan mermer ve doğal taş ihracatı gerçekleştirilmektedir.</p>
<p> Tarım Denizli tarıma çok elverişlidir. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa, Ceviz, mısır, nohut, tütün, haşhaş, üzüm, İncir ve pancardır. Sebze üretimi ise 250 bin tondur. Üzümden sonra, kavun, karpuz, elma, armut, vişne, kiraz, şeftali, badem, erik ve nar bol miktarda yetişir.</p>
<p>Antepfıstığı üretimi gün geçtikçe artmaktadır. 120.000 zeytin ağacından ortalama 1000 ton zeytin elde edilir. Mevcut su potansiyeli bütün ekili araziyi sulamaya elverişlidir. Ekili arazinin önemli kısmı sulanmaktadır. 95.000 incir ağacı bulunmaktadır&#8230;.</p>
<p>Denizli Belediye Binası Sanayi [değiştir]Sanayi hızla gelişmektedir. Dokuma ve metal sanayi ön sıradadır. Başlıca büyük sanayi işletmeleri ise; Dentaş Ambalaj Sanayi, Er-Bakır Elektrolitik Bakır, Denizli Çimento, Paşabahçe, Kardemir Haddecilik, Eke Metal, Menderes Tekstil, Aynes Gıda, Ayyem Tarım, Tosunoğlu Tekstil, Integro, Tümteks Tekstil, Gökhan Tekstil, Kaynak Group, Abalıoğlu Yem, Ugurlu Oto Cam, Zorlu Holding Taç ve Linens,Lezita, Değirmenci Group, Evliyaoğlu Tekstil, Aysan Dekoratif Raf Sistemleri, Pamukkale Kablo, KONMAK, Erikoğlu Tekstil, DEDA Deri Sanayi, ADA İç Giyim, Deniz Tekstil, FABER, AKÇA Beton, Altınbaşak, İnceoğlu Un Fabrikası, DEPAŞ Prefabrik ,AKMETAL Ferforje&#8230; Bu fabrikaların dışında ayrıca ayakkabı, kablo, somun, civata, tuğla, plastik, sunta, mukavva, oksijen gazı, cam ürünleri, pamuk ürünleri, yem, kuruyemiş, un, kireç, motor parçaları, deri ürünleri, mobilya ve mermer, gıda, levha üreten sanayi şirket ve tesisleri vardır.</p>
<p> Ulaşım İlde Denizli Çardak Havaalanı vardır.THY karşılıklı olarak Denizli-İstanbul seferlerini gerçekleştirmektedir.Hac dönemlerinde direkt Mekke seferleri de yapılmaktadır. Kara ulaşımında İzmir ve Antalya gibi önemli kentlerimizin kavşak noktasında bulunan Denizli&#8217;den birçok otobüs firması geçiş yapmaktadır. İlde 7 tane köprülü kavşak, 2 tane tüp geçit bulunmaktadır.</p>
<p> İdari Yapi Denizli merkeze bagli toplam 8 belde ve 17 köy vardir. Ama bunlar 2010 yılında merkeze bağlanarak Denizli Bütünşehir Belediyesi olmuştur. Yakında da Büyükşehir Belediyesi statüsü kazanacaktır.</p>
<p> Nüfus<br />
Horoz heykeliŞehrin 1927&#8242;de 16.500 olan nüfusu, 1990&#8242;da 203.741&#8242;e, 2000&#8242;de 275.500&#8242;e, 2007&#8242;de 480.000&#8242;e çıkmıştır. 2008 Yılında 479.000 olan nüfus 2010 Yılında 500 Bin&#8217;i geçmiştir. Denizli&#8217;nin 2010 Yılında ki Kent Merkezi nüfusu 537.000&#8242;dir. Toplam il nüfusu ise 1 Milyon&#8217;a Yakındır.(933.000)</p>
<p>İçişleri Bakanlığının 2006/8352 sayılı kararının 12.08.2006 tarih ve 26257 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayınlanması ile; Denizli ili merkez ilçeye bağlı Akkale, Bereketli, Gümüşler, Kayhan, Kınıklı, Servergazi, Hallaçlar, Üçler, Korucuk, Bağbaşı, Gökpınar ve Göveçlik Belediyeleri ile Bozburun, Eskihisar, Goncalı, Hisar, Kadılar, Karakurt, Saruhan, Şirinköy, Güzelköy (Yiğenağa) ve Karakova Köylerinin tüzel kişiliklerinin feshedilerek Denizli Belediyesi sınırları içine katılması 5393 sayılı Belediye Kanununun 11inci maddesi uyarınca uygun görülmüştür. Bu belde belediyeleri 2009 yerel seçimlerine katılamayacaklardır. Bütünşehir yasasının yürürlüğe konmasıyla birlikte kent merkezinin nüfusu 465.000&#8242;e yükselmiştir. Denizli il merkezinin nüfusu 501,000&#8242;dir (2010).</p>
<p>1927: 15.800<br />
1990: 203.800<br />
1995: 230.700<br />
2000: 275.500<br />
2004: 323.231<br />
2007: 389.754<br />
2008: 479.381<br />
2009: 488.768<br />
2010: 550.000<br />
 İklim İlin kuzey kısmı Ege, güney kısmı Akdeniz bölgesine dahildir. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan, kuzey kısımda az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz düşük farklılıklar görülebilir. Denizli&#8217;de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ılık ve yağışlı geçmektedir. İlde yıllık sıcaklık ortalaması 15,8 °C&#8217;dir.</p>
<p> Denizli Türküleri [değiştir]Kale (Davaz) Zeybeği<br />
Yöresi: Kale (Davaz)/Denizli</p>
<p>Zobalarında Kuru da Meşe Yanıyor Efem<br />
Yöresi: Tavas/Denizli</p>
<p>Elindedir Bağlama<br />
Yöresi: Acıpayam/Denizli</p>
<p>Ginede Yeşillendi Acıpayam Yolları<br />
Yöresi: Acıpayam</p>
<p>Bir Yayla İsterim<br />
Yöresi: Acıpayam/Denizli</p>
<p>Yağar Yağmur<br />
Yöresi: Tavas/Denizli</p>
<p>Mendil Verem mi?<br />
Yöresi: Denizli</p>
<p>Al Yazmamı Düreyim<br />
Yöresi: Acıpayam/Denizli</p>
<p>Denizli&#8217;nin Adım Adım Yolları<br />
Yöresi: Denizli</p>
<p>Cemilem<br />
Yöresi: Acıpayam/Denizli</p>
<p>Tellidir Yavrum Anam Tellidir(Asmam Çardakta)<br />
Yöresi: Denizli</p>
<p>Kızılhisar Zeybeği<br />
Yöresi: Serinhisar/Denizli</p>
<p> Bitki örtüsü Denizli&#8217;nin yarısı % 59&#8242;u ormanlarla kaplıdır.Çayır ve meralar % 10, ekili ve dikili arazi % 43&#8242;tir.Ekime müsait olmayan kısmı sadece % 1&#8242;dir.</p>
<p>İlin bitki örtüsünü çoğunlukla orman ağaçları ile Akdeniz iklimine has makiler meydana getirir. Ormanlarda karaçam, kızılçam, sedir, ardıç, meşe, kayın, çınar ve dişbudak gibi ağaçlar bulunur.Ormanların başladığı sınırların altında kalan dağ eteklerindeki geniş alanlar çalılık ve fundalıklarla kaplıdır.[4]</p>
<p> Müzeler<br />
Atatürk ve Etnografya Müzesi<br />
Pamukkale Arkeoloji Müzesi (Hierapolis)<br />
Denizli Arkeoloji Müzesi (Proje halinde)<br />
 Medya [değiştir]Kentte medya oldukça gelişmiştir. Denizli&#8217;de üç tane yerel televizyon bulunur (DRT, DEHA, ART). Ayrıca kentte çok sayıda süreli olarak yayınlanan dergi ve gazete bulunmaktadır.</p>
<p> Festivaller<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Ege Aşıklar Bayramı<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Cam Festivali<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Uluslararası Amatör Tiyatrolar Festivali<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Uluslararası Halk Dansları Festivali<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Liselerarası Tiyatro Festivali<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Uluslararası Türkçe Sözlü Müzik Festivali (Türkçevizyon)<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Geleneksel Türk Spor Oyunları<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Genç Denizli Rock Müzik Festivali<br />
Denizli Belediyesi &#8211; Genç Denizli Film Festivali<br />
Denizli Sanayi Odası &#8211; Avrupa Çocuk Filmleri Festivali<br />
Efes Pilsen Blues Festival<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Uluslararası Aphrodisias-Laodikeia Gençlik,Spor,Kültür ve Sanat Festivali<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Uluslararası Akdeniz Jazz Festivali<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Bahar Şenlikleri<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Hayal Perdesi Oyuncuları Üniversitelerarası Tiyatro Festivali<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Uluslararası Sanat Kolonisi<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Bilim Şenliği<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Üniversitelerarası Dans Festivali<br />
Uluslararası Heykel Kolonisi<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Rock Fest<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Paü Rekreasyon Oyun Şenlikleri<br />
Pamukkale Üniversitesi &#8211; Edebiyat Buluşmaları<br />
Türkçe Şöleni<br />
 Alışveriş Merkezleri<br />
Teras Park Outlet Avm<br />
Forum Çamlık Avm<br />
Sümer Park Avm<br />
Kınıklı Pekdemir Avm<br />
Adres Pekdemir Avm (Yarı aktif-İnşaa halinde)<br />
Koçtaş<br />
Egs Park<br />
 Kongre ve Kültür Merkezleri<br />
Paü Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonu<br />
Denizli Kongre ve Kültür Merkezi (Egs Park)<br />
Ziya Tıkıroğlu Sanat Merkezi<br />
Paü Kongre ve Kültür Merkezi<br />
Çatalçeşme Oda Tiyatrosu<br />
Belediye Sanat Merkezi<br />
Pamukkale Antik Tiyatro<br />
Halk Eğitim Merkezi<br />
 Sinemalar [değiştir]Belediye Sanat Merkezi<br />
Beyaz Sahne &#8211; Kınıklı Pekdemir Avm<br />
Cinebonus 3D &#8211; Forum Çamlık Avm<br />
Avşar &#8211; Teras Park Outlet Avm<br />
7D Cinema &#8211; Teras Park Outlet Avm<br />
Fun Time 6D &#8211; Forum Çamlık Avm<br />
Playland XD Theatre &#8211; Sümer Park Avm (İnşaa halinde)<br />
 Tiyatrolar [değiştir]DKM Tiyatro<br />
Batı Edebiyatları ve Sanat Topluluğu (Pamukkale Üniversitesi)<br />
Tiyatro mu Tiyatro<br />
Ok-Ay Sahne Sanatları<br />
Masal Çocuk Tiyatrosu<br />
Denizli Belediyesi Şehir Tiyatrosu<br />
Denizli Müzik ve Sahne Sanatları Derneği Tiyatro Bölümü (DEMSAD)<br />
Denizli Şekil Tiyatrosu<br />
Denizli Yaşam Tiyatrosu<br />
Edebiyat Dostları Tiyatro Topluluğu<br />
Denizli Kent Tiyatrosu (Denizli Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi)<br />
Tabib&#8217;ül Curcuna (Pamukkale Üniversitesi Tiyatro Kulübü)<br />
Hayal Perdesi Oyuncuları (Pamukkale Üniversitesi Tiyatro Kulübü)<br />
Denizli Tiyatrosu<br />
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Tiyatro Topluluğu<br />
Denizli Sanat Tiyatrosu<br />
Pahoy Tiyatro Grubu<br />
 Denizli&#8217;de Çekilen Film ve Diziler [değiştir]Vali<br />
Çil Horoz<br />
Berzah<br />
Acı ve Kin<br />
Elindedir Bağlama<br />
Japonyalı Gelin<br />
Jendepus<br />
Hayalet Sürücü 2<br />
Yaşamın Kıyısında<br />
 Turizm Pamukkale: Pamukkale, kaynak sularının kirecinden oluşmuş bir cennet köşesidir. Türkiye&#8217;nin en tanınmış doğa harikasıdır. Yılda bir buçuk milyonun üzerinde yerli ve yabancı turist Pamukkale&#8217;yi ziyaret etmektedir. Pamukkale 2700 metre uzunluğunda ve yüksekliği 160 metredir. Parlak beyaz rengiyle Pamukkale&#8217;yi 50 km uzaklıktan görmek mümkündür. Ayrıca Pamukkale&#8217;de Hierapolis antik kenti,antik havuz, antik tiyatro, arkeoloji müzesi gezilmesi gereken yerlerdendir. Tepesinde antik Roma&#8217;dan kalma Hierapolis adlı kutsal antik şehir bulunur. 5-10 km yakınında Laodikya antik kenti bulunur. 5 km ilerisinde ise uluslararası bir termal merkez olan Karahayıt vardır. Denizli&#8217;de bunların dışında çok sayıda antik kent bulunmaktadır. Keloğlan ve Kaklık mağaraları ise mutlaka görülmesi gereken diğer turistik yerlerdendir. Pamukkale ve Karahayıt bölgesinde beş ve dört yıldızlı oteller, pansiyonlar termal turizm ve kaplıca hizmeti vermektedir.</p>
<p> Büyük Parklar<br />
Adalet Parkı<br />
İncilipınar Parkı<br />
Çamlık Park<br />
Kent Orman<br />
Sümer Parkı<br />
Yunus Emre Parkı<br />
Eskihisar Parkı<br />
Bağbaşı Parkı<br />
Sevindik Parkı<br />
 Meşhur yemekleri [değiştir]Tandır kebabı<br />
Keşkek<br />
Çaput Aşı<br />
Sıyırma<br />
Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi<br />
Sura<br />
Kaçamak<br />
Gındıra Çorbası<br />
Tavuklu keşkek<br />
Dirit<br />
Patlıcan dolması<br />
Biber Tatarı<br />
[5]</p>
<p> Denizli&#8217;nin tarihçesi Denizli şehri, ilk defa bugünkü şehrin 6 km kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Bu şehir M.Ö. (261-245) yılları arasında, Suriye Kralı II. Antiyokustheos tarafından kurulmuş ve karısının adına izafeten LAODICIA denilmiştir. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine naklettirmişlerdir.</p>
<p>Üçler , DenizliDenizli adına, tarihi kaynaklarda başka başka isimler olarak rastlamaktayız. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi serciye sicilleri (Ladik), (laodikeia) ismini vermektedir. Ibni Batuta&#8217;nın seyahatnamesi (Tunguzluğ) denilmektedir. Mesalikullebsar&#8217;da da (Tunguzlu) olarak kaydedilmiştir.</p>
<p>Timurlenk&#8217;in zafer namesini yazan, Şerafettin Zemdi (Tenguzlug) ve (Tonguzlug) gibi iki isimden bahsetmektedir. Tensiz kelimesi eski Türkçe&#8217;de Deniz demektir. Tunguzlu ise bugünkü imlasıyla Denizli demektir. Netice olarak Denizli adi, Tunguzlu ve Tunguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan ağıza, Denizli kelimesi haline gelmesiyle bugünkü şeklini almıştır.</p>
<p> 18. ve 19. yüzyıllarda Denizli Anadolu Eyâleti&#8217;nin merkezi Kütahya Sancağı’na 1451&#8242;de bağlanan Denizli Kazası, 16. ve 17. yüzyıllarda, Nahiye-i Lazıkıyye (Merkez), Nahiye-i İbsili, Nahiye-i Kaş-Yenice ve Nahiye-i Aydos olmak üzere dört nahiyeden oluşmaktaydı.</p>
<p>Lazıkıyye merkez nahiyesi, aşağı yukarı bu günkü Denizli merkez ilçesi sınırlarında, İbsili, Buldan ve Güney’in bulunduğu bölgede, Aydos ise Buldan ve Güney&#8217;in kuzeyinde, Uşak iline bağlı Ulubey, Eşme ve Alaşehir&#8217;in güneyinde batıda Kiraz yakınlarına kadar uzanan bir sahayı kapsıyordu.</p>
<p>Bu Nahiyeler 17. yüzyılda kaza haline getirilerek, İbsili Nahiyesi: Ezine, Kaş-Yenice Nahiyesi: Çarşamba (Cıharşamba) adını almıştır. Aydos ise daha 16. yüzyılda Gök-Öyük Kazası adıyla anılmaya başlanmıştır. Adı geçen kazalara Honaz’da katılınca sayıları beşe yükselmiştir.</p>
<p>18. yüzyılın sonlarında, Avarız ve Bedel-i Nüzul, İmdâd-ı Seferiye ve Hazeriye vergileri ile ilgili belgelerde zaman zaman Buldan adının geçtiği de görülmektedir. H. 1213 (1798) tarihli bir salyane defterinde Denizli ve bağlı kazalar şöyle sıralanmaktadır: Kazay-ı Denizli, Kazay-ı Ezine, Kazay-ı Buldan, Kazay-ı Honaz, Kazay-ı Gök-Öyük. Defterde Cıharşamba kazasının yer almadığı onun yerine Buldan’ın yazıldığı dikkati çekmektedir.</p>
<p>Doğa Harikası PamukkaleDenizli Şer&#8217;iye Sicillerinde yer alan tevzi defterlerinde, şehrin yıllık masraflarına ve vergilerine katkıda bulunan 26 adet köy kaydedilmiştir. Karcı köyünün birinci sırada yer aldığını gördüğümüz bu tabloda hissesine en az vergi düşen köy de Bekirli’dir. Karcı, günümüzde Başkarcı adını almıştır. Gelir kaynakları arasında ceviz ağacından yapılan dokuma tezgâhları bulunur ki, Denizli el dokumacılığı yüzyıllarca bu tezgâhlarda üretilen kumaşlarıyla ün salmıştır.</p>
<p>Yukarıda adı geçen köylerin yanında 1781&#8242;den itibaren şer’iye sicillerindeki bazı kanıtlarda Eldenizli, Şamlı Kebir adlı köylerin adları görülmektedir. Yıllık ortalama 50’şer kuruş vergi ödedikleri anlaşılan bu köylerden Eldenizli günümüzde aynı adla varlığını sürdürmekteyken, Şamlı Kebir ve Şamlı Sagir, Aşağı ve Yukarı Şamlı adlarını almışlardır.</p>
<p>18. yüzyıl boyunca Kütahya Sancağı’na bağlı bir kaza olmaya devam eden Denizli, 19. yüzyılda Anadolu Beylerbeyliği’nin bölünmesi üzerine sancak haline getirilerek, yeni kurulan Aydın Sancağı&#8217;na bağlanmıştır. 1867 düzenlemesinden sonra Menteşe ile birleştirilen Denizli tekrar kaza olarak, Aydın Sancağı&#8217;na katıldıysa da 1883&#8242;de Denizli sancağı yeniden kurulunca mutasarrıflık haline getirilmiş ve 1884&#8242;te Tavas, 1888’de Garbi Karaağaç’ın ( Acıpayam ) katılmasıyla Osmanlı dönemindeki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu dönemde 6 kaza ve 1 nahiyeden oluşan Denizli’nin toplam köy sayısı da 385&#8242;e ulaşmıştır.</p>
<p> Kronoloji M.Ö. 4000&#8242;ler Kalkolitik Dönem<br />
M.Ö. 3000-2000 İlk Tunç Çağı<br />
M.Ö. 2000-1200/1100 Orta Tunç Çağı ve Son Tunç Çağları<br />
M.Ö. 1800 Denizli’nin Arzava Siyasal Birliği içinde yer alması<br />
M.Ö. 1200&#8242;ler Deniz kavimleri göçü<br />
M.Ö. 1100&#8242;ler Deniz kavimleri göçüyle Hitit Devleti’nin yıkılması<br />
M.Ö. 546 Ahameniş Kralı II. Kiros’un Lidya Krallığı&#8217;nı ortadan kaldırılması<br />
M.Ö. 360 Hellespontos, Misya, Lidya ve Karya satraplarının Pers Merkezi Yetkesi’ne baş kaldırışı<br />
M.Ö. 334 Büyük ıskender’in Anadolu seferi ile Denizli yöresindeki Pers etkinliğine son verilmesi.<br />
M.Ö. 246 II. Antiokos’un karısı Laodikeia’yı ziyareti sırasında Laodikeia kentinin kurulması.<br />
M.Ö. 188 Roma, Bergama, Selevkoslar arasında barış antlaşmasının yapılması.<br />
649 Muaviye’nin Kıbrıs seferi<br />
1070 Türkler’in Denizli’de ilk kez görülmeleri.<br />
1077 Denizli’nin Türkler tarafından fethi<br />
1097 Denizli’nin Bizans’ın eline geçmesi<br />
1102 I. Kılıç Aslan’ın Denizli’yi fethi<br />
1119 Denizli’nin yeniden Bizans’ın eline geçmesi<br />
1148 Haçlıların Denizli’den geçmeleri<br />
1190 Frederik Barbaros komutasındaki bir Haçlı ordusunun Denizli’den geçmesi<br />
1207 Denizli’nin yeniden Türklerin eline geçmesi<br />
1259 Türkmenlerin, Denizli’nin yönetimini ele geçirmeleri<br />
1288 Denizli’nin Germiyanoğulları egemenliğine girmesi<br />
1300-1368 Denizli’de ınançoğulları egemenliği<br />
1368 Denizli’nin yeniden Germiyanoğulları egemenliğine girmesi<br />
1391 Denizli’nin Osmanlıların eline geçmesi<br />
1403 Timur’un Denizli’yi Germiyanoğulları’na geri vermesi<br />
1429 Denizli’nin kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmesi<br />
1874 Denizli’de ilk rüştiye mektebinin (ortaokul) açılması<br />
1876 Denizli’de ilk belediyenin kurulması<br />
1879 İzmir-Aydın Demiryolu’nun Sarayköy’e dek uzatılmasına ilişkin bir antlaşmanın yapılması<br />
1883 Yapılan yönetim değişikliği ile Denizli’nin Sarayköy, Buldan ve Tavas kazalarının bağlandığı bir sancak haline getirilmesi<br />
1884 Çal kazasının Denizli sancağına bağlanması<br />
1888 Acıpayam Kazası’nın, Denizli sancağına bağlanması, Sarayköy demiryolu hattının Dinar’a dek uzatılmasının kararlaştırılması<br />
1910 Denizli’nin ‘Bağımsız Mutasarrıflık’ haline getirilmesi<br />
22 Mart 1919 İzmir’de toplanan Redd-i ılhak Kongresi’ne Denizli’den bir kurulun katılması<br />
25 Nisan 1919 İstanbul Hükümeti’nin şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığındaki bir öğüt kurulunu Denizli’ye göndermesi<br />
15 Mayıs 1919 İzmir’in Yunanlılarca işgali üzerine, Denizli’de bir protesto mitingi düzenlenmesi<br />
16 Mayıs 1919 Yunan işgalinin protesto edilmesi amacıyla Tavas’ta da bir miting düzenlenmesi<br />
17 Mayıs 1919 İşgale karşı Çal’da bir miting düzenlenmesi<br />
29 Mayıs 1919 Denizli Redd-i ılhak Cemiyeti’nin kurulması<br />
8 Haziran 1919 Sarayköy’de bir Kuva-yi Milliye Cephesi’nin oluşturulması<br />
10 Haziran 1919 Denizli’de Heyet-i Milliye’nin ve Sarayköy cephesinin Oluşturulması<br />
3 Ağustos 1919 İstanbul Hükümetinin Denizli’de incelemelerde bulunmak üzere Jandarma Genel Komutanı Ali Kemal Paşa’yı göndermesi<br />
7 Ağustos 1919 Denizli Mutasarrıfı Faik Bey’in Dahiliye Nezareti’ne bir telgraf çekerek, Kuva-yi Milliye’nin dağıtılması buyruğunu geri çevirmesi<br />
18 Ağustos 1919 Denizli delegelerinin Sivas Kongresi’ne katılmak üzere kentten ayrılması<br />
12 Ocak 1920 Emin Efendi ve Faik Bey’in ıstanbul’da toplanan Meclisi Mebusan’a Denizli milletvekili olarak katılması<br />
21 Haziran 1920 Çopur Musa çetesinin Çivril’i basması<br />
5 Temmuz 1920 Yunanlıların Buldan’a ve Çal’ın bazı köylerine girmesi<br />
8 Temmuz 1920 Demirci Mehmet Efe’nin adamlarından Sökeli Ali Efe’nin Denizli’de öldürülmesi<br />
9 Temmuz 1920 Denizli’ye giren Demirci Mehmet Efe’nin, Sökeli Ali Efe nin ölümünden sorumlu tuttuğu 60 kişiyi öldürtmesi<br />
29 Temmuz 1920 Yarbay Nazmi Bey’in 57. Tümen Komutanı ve Mutasarrıf vekili olarak Denizli’ye gelmesi<br />
18 Ocak 1921 Çivril’in Yunan işgaline uğraması<br />
1 Nisan 1921 Çivril’in ikinci kez bir işgale uğraması<br />
30 Ağustos 1922 Çivril’in Büyük Taarruz neticesinde Yunan işgalinden kurtarılması<br />
3 Eylül 1922 Güney&#8217;in düşman işgalinden kurtarılması<br />
4 Eylül 1922 Buldan&#8217;ın işgalden kurtarılması<br />
 Kardeş Şehirleri<br />
Denizli&#8217;nin Kardeş Şehirleri Muş<br />
 Bursa<br />
 Tokat<br />
 Amasya<br />
 Almelo<br />
 Pavlodar<br />
 İsani<br />
 Braila<br />
 Samara<br />
 Rodos<br />
 Bertzdorf<br />
 Mogilev<br />
 Larisa<br />
 Tiflis<br />
 Muan<br />
 Şam</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/denizli-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çorum</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/corum-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/corum-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 19:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Çorum ili, Türkiye Cumhuriyetinin Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümü&#8217;nde yer alan bir ildir. Çorum, leblebisi ile tanınır. İlde toprak ve makine endüstrisi oldukça gelişmiştir. Şehirin bir bölümü karadeniz bölgesinde bir bölümü ise iç anadoludadır.Çevresinde en gelişmiş şehirdir. Toplam 13 ilçesi bulunmaktadır ve en büyük ilçesi Sungurlu&#8217;dur.Osmancık ilçesinde pirinç üretimi son derece üst seviyededir ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Çorum-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Çorum-Sohbet.jpg" alt="Corum Sohbet Chat" title="Çorum Sohbet" width="273" height="185" class="alignleft size-full wp-image-3480" /></a>Çorum ili, Türkiye Cumhuriyetinin Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümü&#8217;nde yer alan bir ildir.</p>
<p>Çorum, leblebisi ile tanınır. İlde toprak ve makine endüstrisi oldukça gelişmiştir. Şehirin bir bölümü karadeniz bölgesinde bir bölümü ise iç anadoludadır.Çevresinde en gelişmiş şehirdir. Toplam 13 ilçesi bulunmaktadır ve en büyük ilçesi Sungurlu&#8217;dur.Osmancık ilçesinde pirinç üretimi son derece üst seviyededir ve bu seviyeyle birlikde pirinç&#8217;in damak zevki Çorum&#8217;da fazladır. Çorum dünyanın en iyi Leblebi üretimini ve Bölgesinin en iyi Pirinç üretimine sahipdir.Ayrıca Türkiye&#8217;de pek bilinmeyen ama Avrupa ülkelerinin özellikle İspanyanın en önemli geçim kaynağı olan kapari bitkisinin Türkiyedeki anavatanı yine Osmancık ilcesidir.Zira Evliya Çelebi bu ilçeyi ziyaret etmiş ve kitabında bu bitkinin faydalarından oldukça bahsetmiştir.Bu gün bu bitkinin Türkiye ekonomisine katkısını sağlamak amacıyla çalışmalar başlatılmış özel sektör tarafından kapari alım merkezleri kurularak ülke ekonomisine ve bölge halkının geçimine katkı sağlanması amaçlanmaktır.</p>
<p> Yönetim 2010 TUIK verilerine göre ilimizde merkez ilceyle beraber 14 ilce, 24 belde ve 727 köy vardir. İlçeler;</p>
<p>Merkez, Boğazkale , Dodurga, İskilip, Osmancık, Kargı, Sungurlu, Ortaköy, Oğuzlar, Uğurludağ, Laçin, Mecitözü, Alaca, Bayat</p>
<p> İlçeler, 13 adet  1 &#8211; 2 &#8211; Bucaklar, 4 adet [değiştir]Çorum merkez ilçe: Cemilbey, Seydim<br />
Kargı ilçesi: Hacıhamza,<br />
Osmancık ilçesi: Kamil<br />
Dodurga ilçesi Alpağut<br />
1 &#8211; 3 &#8211; Köyler, 732 adet:<br />
1980 yılında ilde toplam 750 adet köy varken, 2001 yılında il resmi kayıtlarına göre bu sayı düşerek 732 adet olmuştur. İlde en çok köy bağlısı olan ilçe, merkez ilçe olan Çorum&#8217;dur; 1980 yılında 208 adet köy vardı, 2001 yılında bu sayı 197 oldu.</p>
<p>İskilip Kalesi, kadim Hatti medeniyeti devrinden günümüze gösterişi olan tüm surları&#8230;Yerden 100 metre yukarıda yekpare kaya üzerine kurulu2 &#8211; İl mahalli idari bölünüş:</p>
<p>Çorum İlinde 2007 yılı sonu itibariyle mahalli idari taksimat/bölünüş olarak 38 belediye ve bu belediyelere bağlı olarak 187 mahelle vardır.</p>
<p>2 &#8211; 1 &#8211; İlin Belediyeleri, 38 adet:<br />
Çorum merkez ilçe: 4 adet; Çorum, Düvenci, Konaklı, Seydim<br />
Alaca ilçesi: 4 adet; Alaca, Alacahöyük, Çopraşık, Büyükhırka<br />
Bayat ilçesi: 3 adet; Bayat, Eskialibey, Kunduzlu<br />
Boğazkale ilçesi: 3 adet; Boğazkale,evci, Evren<br />
Dodurga ilçesi: 2 adet; Dodurga, Alpagut<br />
İskilip ilçesi: 1 adet; İskilip<br />
Kargı ilçesi: 2 adet; Kargı, Hacıhamza<br />
Laçin ilçesi: 3 adet; Laçin, Çamlıca, Narlı<br />
Mecitözü ilçesi: 2 adet; Mecitözü, Elvançelebi<br />
Oğuzlar ilçesi: 1 adet; Oğuzlar<br />
Ortaköy ilçesi: 3 adet; Ortaköy, Aşdağul, Karahacip<br />
Osmancık ilçesi: 2 adet; Osmancık, Başpınar<br />
Sungurlu ilçesi: 7 adet; Sungurlu, Arifegazili, Demirşeyh, Kaledere, Kavşut, Tuğlu, Yörüklü<br />
Uğurludağ ilçesi: 1 adet; Uğurludağ<br />
Dosya:Hitit surları.jpg<br />
Qadim Hitit surları, 2007 yılında aslına sadık aynı teknik ile yeniden inşa edildi2 &#8211; 2 &#8211; İlin Mahelleleri: 187 adet<br />
Çorum merkez ilçe: 23 adet; Çorum 13, Düvenci 4, Konaklı 3, Seydim 3<br />
Alaca ilçesi: 15 adet; Alaca 7, Alacahöyük 3, Çopraşık 2, Büyükhırka 3<br />
Bayat ilçesi: 13 adet; Bayat 5, Eskialibey, Kunduzlu<br />
Boğazkale ilçesi: 9 adet; Boğazkale 3, Evci 3, Evren 3<br />
Dodurga ilçesi: 9 adet; Dodurga 5, Alpagut 4<br />
İskilip ilçesi: 14 adet; İskilip 14<br />
Kargı ilçesi: 10 adet; Kargı 5, Hacıhamza 5 Sinanözü köyü ( www.sinanozukoyu.com )<br />
Laçin ilçesi: 10 adet; Laçin 3, Çamlıca 3, Narlı 4<br />
Mecitözü ilçesi: 11 adet; Mecitözü 8, Elvaçelebi 3<br />
Oğuzlar ilçesi: 5 adet; Oğuzlar 5<br />
Ortaköy ilçesi: 7 adet; Ortaköy 3, Aşdağul 2, Karahacip 2<br />
Osmancık ilçesi: 24 adet; Osmancık 18, Başpınar 4<br />
Sungurlu ilçesi: 31 adet; Sungurlu 12, Arifegazili 4, Demirşeyh 3, Kaledere 3, Kavşut 2, Tuğlu 3, Yörüklü 4<br />
Uğurludağ ilçesi: 6 adet; Uğurludağ 6<br />
Çorum ili mülki &#8211; mahalli idari ve coğrafya istatistik bilgileri (2000 yılı)<br />
İlçe Alan (km²) Yükseklik (m) İlçe merkez nüfus Belde nüfus Köy nüfus Toplam nüfus Belediye sayı Köy sayı Mahalle sayı<br />
Çorum 2178? 801 161.321 4.955 55.423 221.699 4 197 23<br />
Alaca 1.371 950 24.983 6.717 21.493 53.193 4 94 15<br />
Bayat 784 625 7.381 3.654 19.539 30.574 3 36 13<br />
Boğazkale 245 1.036 1.970 3.410 2.810 8.190 3 12 9<br />
Dodurga 214 510 3.431 1.669 5.339 10.439 2 10 9<br />
İskilip 1.481 720 19.648 &#8211; 25.679 45.327 1 65 14<br />
Kargı 1.301 450 5.728 2.468 12.192 20.388 2 57 10<br />
Laçin 209 720 2.153 3.756 3.516 9.425 3 11 10<br />
Mecitözü 959 750 5.787 1.506 18.771 26.064 2 54 11<br />
Oğuzlar 181 650 4.673 &#8211; 4.405 9.083 1 8 5<br />
Ortaköy 300 &#8211; 3.349 5.216 3.255 11.820 3 13 7<br />
Osmancık 1.179 430 28.423 1.905 23.430 53.758 2 54 24<br />
Sungurlu 1.810 780 35.397 15.314 30.129 80.840 7 102 31<br />
Uğurludağ 608 775 7.648 &#8211; 8.617 16.265 1 19 6<br />
Toplam 12.820 &#8212;&#8212; 311.897 50.570 234.598 597.065 38 732 187 </p>
<p> Tarihi Çorum il toprakları tarihi devirlerin en başından beri insan yerleşimine sahip olmuştur. Yanı zamanda kadim devirlerde kurulan ilk merkezi anadolu siyasi birliği ve devleti bu topraklardan çıkıp anadoluya hükmetmiştir. Kadim Hitit&#8217;lerin başkenti Hattuşaş Çorum ilindedir. Tarihi devirlere bakıldığında Alacahöyük, Hattuşaş, İskilip, Kuşsaray, Pazarlı, Eskiyapar,Büyükgülücek ve Balimsultan köyü çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda ve torpaküstü buluntularından anlaşılır ki Kalkolitik Devir ile İlk Tunç Devrine tarihlenen araç, gereç ve siahlar bulunmuştur.</p>
<p>Kadim Hitit Devleti ve başkenti HattuşaM.Ö. ? &#8211; M.Ö. 4000 &#8211; Kalkolitik Dönem<br />
M.Ö. 3000 &#8211; M.Ö. 2000 &#8211; İlk Tunç Çağı, (bu dönemden kalma Bayat ilçesine 15 km uzaklıkta Dere Kutuğun köyünde bakır izabe ocağı (dökümhane) olduğu MTA tarafından bulunmuştur).<br />
M.Ö. 2000 &#8211; M.Ö. 1650 &#8211; Orta Tunç Çağı<br />
M.Ö. 3000? &#8211; M.Ö. 1650 &#8211; Hatti dönemi ve İskilip merkezinde Anadolunun ilk sağlık kültü olan Yivlik kayası ve suyu kenarındaki Asklepios&#8217;un kurulması<br />
M.Ö. 2000? &#8211; M.Ö. 1300 &#8211; Kaşkalar (İskilip ve kuzeyi)<br />
M.Ö. 1650 &#8211; M.Ö. 1460 &#8211; Hitit Krallığı<br />
M.Ö. 1460 &#8211; M.Ö. 1200 &#8211; Hitit İmparatorluğu<br />
M.Ö. 1200 &#8211; M.Ö. 700 Paflagon (Kızılırmak&#8217;ın batısı)<br />
M.Ö. 750 &#8211; M.Ö. 330 Frig<br />
M.Ö. 676 &#8211; İskit akınları<br />
M.Ö. 550 &#8211; M.Ö. 332 &#8211; Pers akınları (Kızılırmak&#8217;ın doğusu)<br />
M.Ö. 300 &#8211; M.Ö. 200 Galat egemenliği, iskilip Galatların ikinci krallık merkezi oldu.<br />
M.Ö. 323 &#8211; M.S. 170 &#8211; Kapadokya (Kızılırmak&#8217;ın doğusu)<br />
M.Ö. &#8211; M.S. &#8211; Pontus<br />
175 &#8211; 395 &#8211; Roma İmparatorluğu<br />
395 &#8211; 1071 &#8211; Bizans İmparatorluğu hükümdarlığı dönemi<br />
3 Eylül 968 &#8211; Çorum, Amasya ve Kastamonu civarında deprem<br />
1050 &#8211; Merkez üssü Amasya olan bir deprem<br />
1074 &#8211; Çorum&#8217;un Bizans İmparatorluğu&#8217;nun elinden alınması.<br />
1075 &#8211; Çorum&#8217;un Bizans&#8217;tan alındığı yıl yaşanan Danişmend depremi<br />
1080 &#8211; Türklerin (Danişmentliler Beyliği&#8217;nin) yöreye kalıcı olarak yerleşmeleri ve şimdiki Çorum şehrini kurmaları<br />
1097 &#8211; 1101 &#8211; Haçlı ordusunun saldırısı<br />
1109 &#8211; Danişmentlilerin yöreye tamamen egemen olmaları<br />
1175 &#8211; Anadolu Selçukluları&#8217;nın eline geçti.<br />
1240 &#8211; Babai ayaklanması<br />
1240+ &#8211; İskilip; Ceceli Aşireti Cece oğullarından Yahya Bey’in idaresinde girer daha sonra Nureddin Caca aşiret beyi olur.<br />
1257 &#8211; İskilip, Ulucami (Çarşı Camii) deprem nedeniyle yıkıldı ve yeniden yapıldı<br />
1272 &#8211; Aslen İskilipli olan Kırşehir Emiri Caca Nureddin (Nureddin Cibril bin Caca) İskilip&#8217;e vakıf olarak medrese, camii ve hamam yaptırdığına dair vakfiyenamesini kaleme alır. İskilip kütüphanesininde yazılı tarih içinde ilk kuruluşuda bu vakfiyede yer alan medrese kitaplığına dayanır.<br />
1283 &#8211; Mecitözü Elvan Çelebi Tekkesi açıldı.<br />
1300 &#8211; iskilip ilçesi merkezli olarak bölge Germiyanoğullarının idaresine girdi.<br />
1344 &#8211; İskilip ilçesi&#8217;nin batısında yer alan dağlık alanlar sınır olmak üzere bölge Eretna Beyliği&#8217;ne dahil oldu.<br />
1352 &#8211; Mecitözü Elvan Çelebi Zaviyesi<br />
1381 &#8211; Çorum havarisi Eretna devletinin el değiştirmesi sonucu Kadı Burhaneddin hükümranlığına dahil oldu.<br />
1391 &#8211; Kısa bir süre için Osmanlı devleti hükümranlığına dahil oldu.<br />
1392 &#8211; Kadı Burhaneddin, Şehzade Ertuğrul komutasındaki Osmanlı devleti ordusunu Çorum yakınlarında (Kırkdilim) yendi ve bu savaşta Yıldırım Beyazıd&#8217;ın taht varisi oğlu Ertuğrul öldü.<br />
1398 &#8211; Akkoyunlu hükümdarı Kara Yülük Osman Bey tarafından Kadı Bürhaneddinin öldürülmesiyle birlikte Çorum ve havarisinin Osmanlı devleti hükümranlığına dahil olması.<br />
1398 &#8211; Çorum, şimdiki Sivas şehirinin merkezi olduğu &#8216;Rumiye-i Suğra&#8217; adını taşıyan Osmanlı eyaletine bağlı sancak merkezi oldu.<br />
1409 &#8211; II. Bayezid zamanında olan deprem 40 gün devam etmiştir.<br />
1416 &#8211; İskilip ilçesi, Çelebi Mehmed tarafından Osmanlı devletine kalıcı olarak dahil oldu.<br />
1419 &#8211; Tekkeköy Abdalata Tekkesi<br />
1423 &#8211; Çorum, şimdiki Amasya şehirinin merkezi olduğu eyalete bağlı sancak merkezi oldu.<br />
1427 &#8211; Yörgüç Paşa, Osmancık ve Çorum&#8217;da asileri yenerek yeniden merkezi otoriteyi sağladı.<br />
1428 &#8211; Osmancık, İmaret Camisi<br />
1435 &#8211; Kara Yülük Osman Beyin iki oğlu Osmanlıya sığınırak önce Mecitözü şimdiki Elvançelebi beldesindeki Elvan Çelebi Dergahına gelirler bunu haber alan devrin padişahı II. Murad, Hasan ve Üveys adlı bu iki kardeşe ve ailelerine İskilipi Tımar olarak verir.<br />
1436 &#8211; Yörgüç Paşa, İskilip şehirine Amasya&#8217;da kurulu vakfına irad/gelir edilmek üzere hamam yaptırdı. vakfiye tarihi</p>
<p>İskilip kaya mezarları1446 &#8211; Deprem, çok şiddetli olur ve halk arasında Danişmend Zelzelesi yahut Küçük Kıyamet denilir. 40 gün aralıklarla sürer </p>
<p>Arslanlı kapı, Hattuşaş1484 &#8211; Osmancık, Sultan II. Bayezıd Köprüsü<br />
1512 &#8211; I. Selim&#8217;in tahta çıkışı esnasında Çorum yöresinde Alevi kalkışması.<br />
1514 &#8211; Şiddetli depremde Çorum&#8217;un üçte biri yıkılırak harap olur. Bu deprem sonrasında halkın çoğunluğu Mısır&#8217;a göç etmek zorunda kalmıştır.<br />
1543 &#8211; 30 kadar evi yıkan bir deprem<br />
1559 &#8211; Gülabibey Camii&#8217;nin de yıkıldığı ve şehire zarar ziyan veren bir deprem<br />
1560 &#8211; Çorum yöresinde medrese talebelerinin kalkışması<br />
1579 &#8211; Deprem, bu depremden halk çok mağdur oldu ve hububatdan alınan vergi o yıl alınmamıştır.<br />
1582 &#8211; Yeşilırmak yöresinde yoğunlaşan ayaklanmaların sonucunda güpegündüz İskilip&#8217;in silahlı ayaklanmacılarca basılması.<br />
1585 &#8211; Çorum ve Amasya depremi<br />
1591 &#8211; Çorum, şimdiki Ankara şehirinin merkezi olduğu eyalete bağlı sancak merkezi oldu.<br />
1595 &#8211; Çorum, şimdiki Amasya şehirinin merkezi olduğu eyalete bağlı sancak merkezi oldu.<br />
1601 &#8211; Celali kalkışmasının elebaşısı Karayazıcı&#8217;nın öldürülmesi.<br />
1601 &#8211; 1610 &#8211; Büyük Kaçgunluk Devri devlet erkinin yörede tümden ortadan kalktığı bu dönemde; İskilip, Merzifon, Osmancık ve Gümüş yerleşimlerine Süleyman, Kara Ahmet ve Musa adındaki şefelerin önderliğinde suhte ve leventlerin baskınlar yaparak insanların mallarını ve erkek çocuklarını kaçırmışlardır.<br />
1692 &#8211; Büyük bir deprem olmuştur, şehirler ve köyler harap olmuştur.<br />
1729 &#8211; Çorum&#8217;da kuşluk vaktinde deprem oldu. Aynı gün altı kere deprem oldu, bir aydan fazla devam etti, İskilip ilçesi&#8217;nin bütün evleri harap oldu<br />
1730 &#8211; Şimdiki İskilip kütüphanesinin ikincil temeli olan; Hocazade, Şeyh Hasip ve Hacıbey kütüphaneleri kuruldu.<br />
1730 &#8211; Dedesli ovasında yer alan alevi köylerinin ilk kez kurulması.<br />
1734 &#8211; Şiddetli bir deprem oldu.<br />
1754 &#8211; Kalınsaz adı ile (Sungurlu) Yozgat&#8217;a bağlı nahiye oldu.<br />
1756 &#8211; Şimdiki Çorum İl kütüphanesinin çekirdeği ve başlangıcı kabul edilen Elhaç Ali Efendi bin Mahmut vakıf kütüphanesi açıldı.<br />
1759 &#8211; Şiddetli bir deprem oldu<br />
1763 &#8211; Çorum&#8217;un Çapanoğlu Ahmed Paşa&#8217;ya arpalık olarak verilmesi.<br />
1793 &#8211; Çorum depremi.<br />
1794 &#8211; Kalınsaz (Sungurlu) nahiyesi Çorum&#8217;a bağlandı.<br />
1800 &#8211; Deprem ve 600 kişi şehiri terk eder. Bu deprem ve sonrası çıkan yangınları sonucu yılgınlığa düşen halkın büyük bir çoğunluğu Mısır&#8217;a göç etmiştir.<br />
1822 &#8211; İskilip, Terzi Bekir kütüphanesi kuruldu<br />
1824 &#8211; Deprem halk uzun süre çadırlarda ikamet etti.<br />
1828 &#8211; İskilip içme suyunun bilinen temellerinden olan Hacı Ali çeşmelerinin vakıf olarak kurulması.<br />
1841 &#8211; Çorum, Sivas eyaletinden alınıp Ankara eyaletine bağlı sancak merkezi.<br />
1848 &#8211; İskilip Camii Kebir (Ulu Camii) kütüphanesi kuruldu.<br />
1863 &#8211; Çorum, sancak merkezi kazaya çevrildi.<br />
1864 &#8211; Çorum, Yozgat sancağına bağlı kaza olarak bağlandı.<br />
1864 &#8211; Osmancık, Amasya sancağına bağlandı.<br />
1866 &#8211; Kalınsaz, Budaközü (Sungurlu) adı ile kaza oldu.<br />
1866 &#8211; Hacıköy (Mecitözü) kaza oldu.<br />
1866 &#8211; İskilip, Amasya&#8217;dan alınarak Çankırı sancağına kaza olarak bağlandı.<br />
1866 &#8211; Ruslar tarafından Kafkasyadan sürgün edilen Çerkezler İskilip&#8217;e geldi.<br />
1871 &#8211; Mecitözü Rüşdiyyesi açıldı.<br />
1872 &#8211; Çorum Rüşdiyyesi açıldı.<br />
1872 &#8211; İskilip belediye teşkilatı kuruldu<br />
1875 &#8211; İskilip, Kastamonu Vilayetine bağlı.<br />
1876 &#8211; Çorum belediye teşkilatı kuruldu<br />
1879 &#8211; İskilip ve Sungurlu&#8217;da Rüşdiyye okulları açıldı.<br />
1890 &#8211; İskilip ilçesi, Amasya sancağına kaza olarak bağlandı.<br />
1891 &#8211; Osmancık belediye teşkilatı kuruldu<br />
1894 &#8211; Çorum, Ankara vilayetine bağlı olarak yeniden sancak merkezi yapıldı ve İskilip, Osmancık ile Sungurlu kazaları Çorum Sancağına bağlandı. Çağımızdaki siyasi idarenin banisi oldu bu durum. Bu durum devirin Osmanlı paşası Yedi Sekiz Hasan Paşa&#8217;ın gayreti ile meydana gelir.<br />
1895 &#8211; Çorum Hasan Paşa Kütüphanesi kuruldu.<br />
1902 &#8211; Çorum İdadi mektebi faaliyete geçirildi.<br />
1905 &#8211; Alaca belediye teşkilatı kuruldu<br />
1908 &#8211; İskilip merkezli büyük yıkıma yol açan deprem<br />
1911 &#8211; Kargı belediye teşkilatı kuruldu<br />
1914 &#8211; Çorum, yeni bir padişah salnamesi ile Ankara&#8217;ya bağlı sancak merkezi olur ve İskilip, Osmancık, Sungurlu, Mecitözü ile Alaca&#8217;da Çorum&#8217;a bağlı kılınır.<br />
1919 &#8211; Hüseyinabad (Alaca) nahiyesi kaza yapıldı.<br />
1920 &#8211; Çapanoğlu, Pontus ve Aynacıoğlu ayaklanmaları. Bu ayaklanmalar Çorum merkez ilçesinin doğu ve kuzeyinde etkili oldu.<br />
1920 &#8211; Çerkez Ethem ve birliklerinin isyancıları yenmesi.<br />
1921 &#8211; Çorum Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin müstakil sancak oldu.<br />
1924 &#8211; Çorum Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin müstakil vilayeti oldu.<br />
1924 &#8211; İskilip Halk kütüphanesi Caca Bey mescidi yanında ilk düzenli yerinde açılır.</p>
<p>Kızılırmak, İskilip &#8211; Çorum yolu üzerinde ilk köprü, Kaymakam Baha Koldaş dönemi 19251925 &#8211; İdadi Mektebi ortaokul yapıldı.<br />
1925 &#8211; Yazılı tarih boyunca Kızılırmak üzerinde bilinen İskilip &#8211; Çorum arası ilk köprü ahşap olarak kullanıma açıldı.<br />
1929 &#8211; Çorum Meteoroloji İstasyonu kuruldu<br />
1932 &#8211; Çorum&#8217;da modern un üretiminin başalngıcı olan Hatap Un Fabrikası üretime başladı.<br />
1932 &#8211; Hüseyinabad kazasının adı Alaca olarak değiştirildi<br />
1932 &#8211; Çorum Kızılay Şubesi açıldı.<br />
1939 &#8211; Merkez üssü Erzincan olan deprem Çorum ve havarisinde yıkıma neden oldu.<br />
1941 &#8211; Alacahöyük Müzesi açıldı<br />
1943 &#8211; Çorum&#8217;da meydana gelen depremde 2554 ev yıkıldı ve 618 kişi öldü.<br />
1945 &#8211; İskilip ilçesine tümü bağlı Dedesli Ovası köylerinin ırmağın doğu yakasında kalanlarının tümü Çorum merkez ilçeye dönemin valisinin ısrarıyla bağlanması.<br />
1946 &#8211; Çorum&#8217;da ilk kez toprak sanayisi olarak Yıldız Kiremit ve Tuğla Fabrikası quruldu.<br />
1953 &#8211; Kastamonu ili ilçesi Kargı, Çorum iline dahil oldu.<br />
1957 &#8211; Çorum Çimento Fabrikası faaliyete başladı.<br />
1958 &#8211; Bayat belediye teşkilatı kuruldu<br />
1958 &#8211; İskilip ilçesinin nahiyesi olan Alagöz, Bayat adıyla ilçe olarak Çorum vilayetine dahil oldu.<br />
1959 &#8211; Mecitözü ilçesinin nahiyesi olan Ortaköy ilçe olarak Çorum vilayetine dahil oldu.<br />
1966 &#8211; Boğazköy Müzesi açıldı.<br />
1966 &#8211; Çorum&#8217;da makina sanayisinin başlangıcı olan Çağıl Makina faaliyete başladı.<br />
1968 &#8211; Çorum Müzesi açıldı.<br />
1969 &#8211; Uğurludağ belediye teşkilatı kuruldu<br />
1973 &#8211; Çorum makina imalat sanayisinin öncülerinden olan Arsan Makina İmalat Tic. A.Ş.<br />
1975 &#8211; İki yıllık yüksek okullar açıldı; Makina Meslek Yüksek Okulu ve Eğitim Enstitüsü.<br />
1975 &#8211; Çorum Yem Fabrikası üretime girdi.<br />
1976 &#8211; ÇOPİKAS A.Ş. kuruldu, kâğıt ve oluklu mukavva fabrikası üretime başladı<br />
1977 &#8211; Çorum Organize Sanayi Bölgesi işletmeye açıldı.<br />
1977 &#8211; Çorum Süt Peynir ve Tereyağı Fabrikası üretime başladı.<br />
1980 &#8211; Tarihe Çorum Olayları diye giren Alevi &#8211; Sunni kışkırtılmasında ölenler oldu ve Çorum merkez ilçede çok sayıda aile Çorum&#8217;dan göç etti.<br />
1981 &#8211; Çorum&#8217;un ilk demir çelik dökümhanesi olan Kızılırmak Döküm Sanayii ve Ticaret A.Ş. açıldı.<br />
1981 &#8211; Ayvaz Kale Kiremit Fabrikası işletmeye açıldı.<br />
1981 &#8211; İlk kez Hitit Festivali düzenlendi (16 Eylül 1981)<br />
1982 &#8211; İl genelindeki kiremit ve tuğla fabrikası sayısı 40 adete ulaştı.<br />
1985 &#8211; Çorum makina imalat sanayisinin öncülerinden olan Altan Makina ve Çelik Döküm Ltd. Şti. faaliyete geçti.<br />
1987 &#8211; Çorum&#8217;da döküm sektörüne yönelik makine modeli imalatı yapan ilk firma Çorum Özmakina Model ve Döküm San.Tic.Ltd.Şti. faaliyete başladı.<br />
1987 &#8211; Çorum&#8217;un ilk yüksek evsaflı krom çelik dökümhanesi olan Duduoğlu Çelik Döküm Sanayii Ticaret A.Ş. faaliyete girdi.<br />
1987 &#8211; Hayat şırınga, Hayat Tıbbi Aletler ve Oluklu Mukavva San. Ve Tic. A.Ş kuruldu.<br />
1987 &#8211; İskilip ilçesinin bucağı olan Uğurludağ ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.<br />
1987 &#8211; Sungurlu ilçesinin bucağı olan Boğazkale ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.<br />
1990 &#8211; Osmancık ilçesinin bucağı olan Dodurga ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.<br />
1990 &#8211; Çorum merkez ilçesinin bucağı olan Laçin ilçe olarak Çorum iline daxil oldu.<br />
1990 &#8211; İskilip ilçesinin kasabası olan Karaören adı değiştirilip Oğuzlar adıyla ilçe olarak Çorum iline dahil oldu.<br />
1996 &#8211; 5.6 ve 5.4 şiddetinde peşpeşe iki deprem olur, can kaybı olmadı.<br />
[değiştir] Kültür Kütüphaneler İlin tümünde 18 halk ve müstakil 2 çocuk olmak üzere toplam 20 kütüphane var. 2006 yıl sonu istatistiklerine göre İlde toplam 228.482 adet kitap vardı. En çok kitap olan kütüphaneler; Çorum Hasan Paşa Kütüphanesi 47.303, İskilip Halk Kütüphanesi 38.046 adet ve Sungurlu Halk Kütüphanesi 19.866 adet geri kalan 123.547 kitap, 17 halk ve çocuk kütüphanesindedir.</p>
<p>İl merkezi olan Çorum&#8217;da beş adet kütüphane var olup, toplam kitap varlığı 72.805 adet diğer 12 ilçe ile 3 belde kütüphanesinde ise 155.677 kitap var olup; İskilip Halk Kütüphanesi 38.046 adet, Sungurlu Halk Kütüphanesi 19.866, Mecitözü Halk Kütüphanesi 14.468, Osmancık 13.106, Kargı 11.575, Alaca 10.023, Bayat 9.566, Boğazkale 7.474, Uğurludağ 7.188, Oğuzlar 6.066, Arifegazili 5.884, Ortaköy 5.006, Alacahöyük 3.349, Dodurga 2.617, Hacıhamza 1.443. Laçin ilçesinde ise kütüphane yoktur.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin toplam 28 adet &#8216;El Yazması Eser&#8217; kütüphanesi vardır. Bu El Yazması Eser kütüphanelerinden Çorum ve İskilip ilçesinde olmak üzere Çorum ilinde iki adet var. İskilip Halk Kütüphanesinde 529 adet, Çorum Hasan Paşa Kütüphanesinde cumhuriyetin ilk yıllarında il ve ilçe merkezlerinden toplanmış olan 3692 adet el yazması kitap vardır.</p>
<p> İskilip İlçesi Halk Kütüphanesi İskilip kütüphanesi yakın coğrafyasında bilinen en eski kütüphane olup; 1258 yılında kurulan Hacıbey, 1272 yılında Cecebey, 1476 yılında Şeyh Habib, 1480 yılında Ebusuud, olan; 1735 yılında Hocazade ile 1818 yılında kurulan Terzi Bekir Ağa ve 1841 yılında kurulan Camii Kebir kütüphanelerinin 1924 yılında kanun ile 1272 yılında vakfedilerek kurulan Cece Bey Medresesi kütüphanesinde toplanarak tek kütüphane çatısı altında faaliyete geçirilerek oluşturulmuştur. İlin en eski kütüphanesi olduğu gibi Türkiyeninde en eski kütüphanelerindendir. İskilip ilçesi Halk Kütüphanesinde tarihi değeri olan 1443 adet Arapça alfebesinde yazılmış taş baskı basılı kitap ve 529 adet el yazması kitap ile 2006 yılında 38.046 adet toplam kitap vardır. İskilip Halk Kütüphanesinde 1996 yılında yaşlılar için özel okuma salonu hizmete açılmış olup bu salon Türkiye genelinde gerçekleştirilen ilk uygulamadır. Kütüphane 1924 yılından bu yana üç değişik yerde hizmette bulunarak günümüzde bulunan yere taşınarak kendisine ait özel binasında faaliyetlerini sürdürmektedir.</p>
<p> Hasan Paşa Halk Kütüphanesi Bahçelievler semtinde hizmet veren Çorum Merkez Hasan Paşa Halk Kütüphanesi Çorum ilinin en köklü kütüphanelerinden biridir.Alt katta depolar,üstte ise okuyucu salonları,idare büroları,yazma eserler bölümü ve bilgisayar bölümü bulunmaktadır.2006 yılında mevcut kitap sayısı 47.303 adet olup bunun 3692 adeti el yazmasıdır.</p>
<p> Çorum İl Halk Kütüphanesi Merkez ilçe olan Çorum şehri,Mimar Sinan Mahallesi&#8217;ndedir.25 Aralık 1991 tarihinde hizmete girmiştir.Çorum ilinin en büyük ve modern kütüphanesidir.</p>
<p> Müzeler<br />
Hattuşaş Yerkapı YokuşuMüze olarak; Alacahöyük, Boğazköy ve Çorum müzeleri vardır. İlave olarak Hattuşaş ören yeri de açık müze olup ziyaretçilere hizmet eder.</p>
<p> Alacahöyük müzesi Alacahöyük müzesi yakın geçmişte köy şimdi belde olan yerde 1935 yılından sonra mahallinde arkeoloji kazılarında çıkarılabilen tarihi eserlerin sergilenmesi için 1941 yılında kuruldu. Müzede milattan önce 4000&#8242;lerden günümüze ulaşabilen tarihi eserler mevcuttur.</p>
<p> Boğazköy müzesi Boğazköy müzesi genellikle kadim Hitit dönemi arkeoloji eserleri bulundurmaktadır</p>
<p>2006 yılı il Müze/Ören istatistikleri<br />
Müze Adı Eser Sayı (adet) Ziyaretçi Sayı (adet)<br />
Çorum 13.804 12.452<br />
Alacahöyük 3.324 12.742<br />
Boğazköy 12.420 5.677<br />
Hattuşaş Yazılıkaya ören yeri 26.738<br />
Toplam 29.548 57.609 </p>
<p> Yerel halk edebiyatı Çorum ilindeki halk edebiyatını, 15. yüzyıldan başlayarak Alevi &#8211; Bektaşi edebiyatı etkilemiştir.</p>
<p>Aşık Ali Açık, Deli Boran, Aşık Haydar, Dedemoğlu, Kasap Mustafa Çarkacı, Kadir Uslu, Aşık Kör Kurtça, Hüseyin Çırakman, Aşık Gülabi gibi ozanlar, Çorum halk edebiyatının önemli ozanlarındandır.</p>
<p>İskilip ilçesinde haftanın günleri de Türkiye Türkçesi&#8217;nden farklıdır; Giravu &#8211; Pazar, Düşembe &#8211; Pazartesi, Deri &#8211; Salı, Bazar &#8211; Çarşamba, Bazitesi &#8211; Perşembe, Cumayı &#8211; Cuma, Cumitesi &#8211; Cumartesi.</p>
<p> Coğrafya [değiştir]Çorum il topraklarının %61&#8242;i dağlıktır. Bu dağlar derin vadilerle yarılarak birbirinden ayrılmışlardır.</p>
<p>Dağlar kuzey-batı yönünde uzanmıştır. Çorum il topraklarının batı kısmı Kuzey batı anadolunun en önemli dağ sırası olan ve batıda Sakarya nehri ile doğuda Kızılırmak nehri arasında uzanan Köroğlu Dağ sırasının en doğu ucunda yer alır. Köroğlu dağ sırasının Kızılırmak havzasına ulaştığı yerde oluşan önemli yerleşmeler; İskilip, Bayat, Kargı, Oğuzlar, Dodurga, Alpagut&#8217;tur.</p>
<p>Çorum ili İç Anadolu bölgesinin kuzey kısmında yer almaktadır.İç Anadolu Bölgesi Karasal iklimi etkisi altındadır. Doğusunda Amasya, güneyinde Yozgat, batısında Çankırı, kuzeyde Sinop, kuzey batısında Kastamonu, kuzey doğusunda Samsun, güney batısında Kırıkkale illeri ile çevrilidir.</p>
<p>Çorum şehir merkezinin diğer şehirlere uzaklığı; Ankara&#8217;ya 244, İstanbul&#8217;a 608, Amasya&#8217;ya 92, Sinop&#8217;a 294, Samsun&#8217;a 172, Tokat&#8217;a ise 188 kilometredir.</p>
<p>İlçelerin il merkezine uzaklıkları; Alaca 52, Bayat 83, Boğazkale 87, Dodurga 42, İskilip 56, Kargı 106, Laçin 29, Mecitözü 37, Oğuzlar 68, Ortaköy 57, Osmancık 59, Sungurlu 72 ve Uğurludağ 66 km&#8217;dir.</p>
<p> Ovalar<br />
Kızılırmak ve Taybı ovası, İskilip; En bereketli ovaÇorum Ovası: arazi 375 km², yükseklik 800 m<br />
Bozboğa Ovası: arazi 70 km², yükseklik 820 m<br />
Ovasaray Ovası: arazi 75 km², yükseklik 700-800 m<br />
Hüseyin Ovası: arazi 264 km², yükseklik 725 &#8211; 875 m<br />
Dedesli Ovası: arazi 250 km² yükseklik 500 &#8211; 550 m<br />
Taybı Ovası: arazi 144 km², yükseklik 500 &#8211; 550 m<br />
Irmak Ovası: arazi 600 km², yükseklik 500-550 m<br />
Seydim Ovası: arazi 50 km², yükseklik 950 m<br />
Mecitözü Ovası: arazi 100 km², yükseklik 950 m<br />
Osmancık Ovası: arazi 300 km², yükseklik 300 &#8211; 350 m<br />
Düvenci Ovası: arazi 32 km², yükseklik 900 m<br />
Hamamözü Ovası: arazi 75 km², yükseklik 400 &#8211; 500 m<br />
Kuyumcu Ovası: arazi 72 km², yükseklik 400 &#8211; 500 m<br />
Sungurlu Ovası: arazi 750 km², yükseklik 550 -580 m<br />
 Akarsuları<br />
İskilip; Dedesli Ovası yakınları KızılırmakKızılırmak:<br />
Yeşilırmak,<br />
Çat suyu,<br />
Mecitözü çayı,<br />
Çekerek ırmağı.<br />
delice ırmağı</p>
<p> Dağlar Erenler tepesi, 2.097 m,<br />
Türbe tepe 1.981 m,<br />
Kara tepe &#8211; 1.846 m,<br />
Kırklar Dağ &#8211; 1.791 m,<br />
Çal dağı -<br />
Ada dağı -<br />
Teke dağı &#8211; 1.700 m,<br />
Kavak dağı -<br />
Göl dağı -<br />
Deveci dağı -<br />
Sakaröküz dağı -<br />
Çatalkaya Tepesi-Karadağ 1.566 m<br />
 İklim İlin genelinde genellikle Karadeniz İklimi görülür.</p>
<p>Karadeniz iklimi olan şehirler Kızılırmak havzasında olan: Bayat, Dodurga, İskilip, Kargı, Laçin, Oğuzlar, Osmancık ve Uğurludağ. Kışları çok yağış olur yazları iç anadolu iklim tesiri ile sıcak olur.</p>
<p>İç Anadolu iklimi; Kızılırmak havzasının güneyinde olan Çorum, Alaca, Boğazkale, Mecitözü, Ortaköy ve Sungurlu ilçelerinde olur.</p>
<p>Çorum ilinde bulunan şehir, bucak ve köyler genel olarak tipik karasal iklim özelliklerini gösterir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve genelde kar yağışlıdır. İlkbahar ve sonbaharda azda olsa yağmurludur. Yüksek yerleşimlerde özellikle yaz akşamları bile serin bir havaya sahiptir. Bu umumi durumun istisnası da İskilip ve havarisinin iklim tipi olup mikro klima iklim özelliklerini göstermektedir.</p>
<p> Yağmur İlçeler Süre Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara<br />
Çorum 54 il 39.8 30.2 37.9 45.9 60.6 48.9 17.7 11.9 20.1 24.9 30.9 43.3<br />
Bayat 18 il 69.3 62.2 51.2 52.2 60.9 38.9 17.8 15.9 22 30 32.1 75.9<br />
İskilip 32 il 70.1 51.7 56.4 55.4 69.8 47.3 17.6 15.1 16.5 27.5 35.8 70.1<br />
İlçelere Göre Aylık Yağış Grafiği </p>
<p> Jeolojik yapı Türkiye&#8217;nin önemli fay hatlarından Kuzey Anadolu Fay Hattı (K.A.F.), Çorum il sınırlarının kuzeyinden geçmektedir.</p>
<p>İlin jeolojik yapısında iki ana kütle (kayaç) grubu öne çıkar. Bunlardan birincisi “Metamorfik seri” (başkalaşmış kayaçlar), ikincisi ise, “Tortul Kütleler” dir. İlin asıl jeolojik karakterini 3. jeolojik zamanın sonları ile 4. jeolojik zamanda meydana çıkma oluşumlar meydana getirmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte, jeolojik devirlerden ilkel zaman olarak bilinen Arkean ve Prekambrien devirlerine ait Çorum merkez ilçe, Alaca, İskilip, Osmancık, Mecitözü ve özellikle Kargı ilçelerinde çeşitli metamorfik (başkalaşım) topraklarına rastlanılmıştır. Xüsusiy?tl? 3. jeolojik zamanın kütlelerinden olan jips (kireçtaşı) ve kayatuzu yatakları ile karbon miktari % 75 kadar olan zengin linyit kömürü yataklarına (Osmancık, Dodurga yöresinde 30 milyon ton rezervinde ayrıca Alpagut &#8211; Zambal &#8211; Karakaya &#8211; Ayva ve Ovacık köylerinde) rastlanmaktadır. Yine bu zamanın püskürük kütlelerinden olan Trakit, Granit, Bazalt ve Andezit kimi kütle arazisine de Çorum merkez ilçesinde, Kargı, Sungurlu, Alaca, Mecitözü, Osmancık ve İskilip ilçelerinde rastlanmaktadır. Tortul kütlelere ise vilayetin çok yöresinde rastlanmaktadır.</p>
<p>Çorum; Alp-Himalaya Orogenezi (Dağ oluşumu) olarak bilinen sistem dahilinde yer alan K.A.F. (Kuzey Anadolu Fay Hattı) üzerinde yer almaktadır. K.A.F. il merkezinin 20 kilometre kuzeyinde Osmancık ve Kargı ilçelerinin dahili sınırlarından geçmektedir.</p>
<p> Ekonomi Dosya:Osmancık ve çeltik tarlaları.jpg<br />
Osmancık ve çeltik tarlaları. Çeltik, Kızılırmak boyunca İskilip, Çorum, Osmancık ile Kargının tüm ovalarında olur ve Türkiye üretiminin yıllara göre %10 &#8211; 12&#8242;si Çorum ilinden çıkarÇorum ilinin ekonomisi; tarım, hayvancılık, sanayi ve ticarete dayanır.</p>
<p>2000 yılı istatistiklerine göre Çorum il ekonomisinde sektörlere göre dağılımı; hizmetler %32, ticaret %30, tarım %25, sanayi %9, inşaat %4 olarak meydana gelmiştir.</p>
<p>İlin coğrafi konumu nedeniyle İç Anadolu bölgesi ile Karadeniz bölgesi arasında önemli bir geçiş yolu üzerinde olması önemini artırmakta olup ekonomisini olumlu olarak etkilemektedir. Ankara ile Samsun arasında kuzey &#8211; güney doğrultusunda geçiş üzerinde yer aldığı gibi batı &#8211; doğu doğrultusunda da Kastamonu, Çankırı, Amasya ve Tokat illeride Çorum topraklarında yer alan yollardan yararlanmaktadırlar.</p>
<p>İl dışından alınan ürünler olarak; beyaz eşya, petrol ürünleri, otomotiv yedek parçası, makinalar, kazanlar, mekanik araçlar, hazır giyim gibi kalemlerdir. İl dışına satışı yapılan üretim kalemleri ise; süt ve süt ürünleri, çimento, bal, yumurta, kazanlar, makinalar, mekanik araçlar, hazır giyim, ayakkabı, değirmencilik ürünleri, kâğıt ve karton türleridir.</p>
<p> Tarım Dosya:Çorum cevizi.jpg<br />
İskilip cevizi; İskilip ve Oğuzlar ilçeleri ceviz üretiminde Türkiye&#8217;nin en önemli merkezlerinden biridir.Dosya:Çorum ekinler.jpg<br />
Çorum, ekin tarlasıDosya:Çorum kirazı.jpg<br />
Çorum kirazıDosya:Çorum ak kiraz.jpg<br />
Beyaz Çorum kirazı, değişik türde kiraz istehsal olurDosya:Çorum karası üzümü.jpg<br />
İskilip kara üzümü, kadim Hatti devirlerinden şimdiye sirke, pekmez, şarap, kurutmalık olarak istehsal olurDosya:Çorum misket üzümü.jpg<br />
Çorum misket üzümü, kurutmalık ve sofralık olup Alevi köylerinde boğma rakı yapımı için istehsal olurDosya:Çorum fasulye tarlası.jpg<br />
İskilip ilçesi civarı bir fasulye tarlası, yazın yeşil olarak, kurutup kışlık yahut konserve olarak tüketilir.<br />
Bamya, Kargı ve Hacıhamza Türkiye üretiminin %8 &#8211; 10&#8242;unu karşılar.<br />
Sarımsak<br />
Soğan; İskilip, Sungurlu ve Çorum ovaları ana üreticiler olup Türkiyenin yıllara göre %8 &#8211; 12&#8242;i karşılanır.<br />
HaşhaşÇorum ilinde çeşitlenmiş tarım yapısı olup ürün yelpazesi geniş üretim miktarları fazladır. En çok yetiştirilen tarım bitkileri; buğday, şekerpancarı, arpa, soğan, domates, patates, kavun, karpuz, hıyar, üzüm, nohut, fiğ, pirinç, ayçiçeği, yeşil mercimek, ceviz, elma, kiraz, gebere. 2002 yılı Türkiye istatistiklerine göre yeşil mercimeğin %14&#8242;ü, pirincin %11&#8242;i, soğanın %8&#8242;i Çorum ilinde üretilmiştir. Geleneksel yöre sebze ve meyvelerinin dışında olanlarda özellikle İskilip ve bölgesinin mikro klima iklimi sayesinde yetişebilmektedir; Antepfıstığı, haşhaş, kayısı, Trabzon Hurması gibi bitkilerde yetişebilmektedir. 2002 yılında ildeki traktör sayı 20.929 adet.</p>
<p>2004 Yılındaki Tarım Arazileri<br />
Arazi Miktar (ha)<br />
Ekili Arazi 474.126<br />
Nadas Arazisi 121.757<br />
Bağ Arazisi 9.093<br />
Meyve Arazisi 2.876<br />
Sebze Arazisi 11.753<br />
Tarıma elverişli kullanım dışı alan 2.863<br />
Tarım Arazisi 662.468<br />
Yıllara Göre Traktör Sayısı<br />
1970 1.862<br />
1979 9.234<br />
2002 20.929<br />
2005 30.505 </p>
<p>Ekin, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale böyük ölçüde kuru tarım arazilerinde üretilirek elde edilir. Mısır bitkisi iklim özelliğince su ister, çeltik tümüyle su içinde olan tavalarda üretilir. Üretim genellikle ve çoğunlukla üretici eliyle tahıl borsasında satılmakta yahut un ve yem fabrikalarına verilmektedir.</p>
<p>2005 yılı Tarla bitkileri üretimi<br />
Türü Alan (ha) Miktar (Ton)<br />
Buğday 292.610 924.396<br />
Arpa 87.632 282.604<br />
Çavdar 710 1.528<br />
Yulaf 660 1.581<br />
Çeltik 8.280 59.097<br />
Mısır 200 1.082<br />
Tritikale 875 274 </p>
<p>Nohut ve yeşil mercimek kuru tarım arazilerinde istehsal edilir yetiştirilmekte olup, kuru fasulye sulama yapmadan yetişmemektedir.</p>
<p>2005 yılı baklagiller üretimi<br />
Türü Alan (ha) Miktar (Ton)<br />
Nohut 25.676 28.406<br />
Kuru Fasulye 1.468 1.600<br />
Yeşil Mercimek 9.054 9.173<br />
2005 yılı Yem bitkileri üretimi<br />
Türü Alan (ha) Miktar (Ton)<br />
Fiğ (Dane) 17.755 17.945<br />
Fiğ (K.Ot) 4.005 10.428<br />
Mısır (Silaj) 993 46.035<br />
Yonca (K.Ot) 2.365 25.598<br />
Korunga 1.191 4.193<br />
Heyvan Pancarı 12 450<br />
2005 yılı Endüstri bitkileri üretimi<br />
Türü Alan (ha) Miktar (Ton)<br />
Şeker Pancarı 7.555 310.198<br />
Haşhaş 634 205<br />
Ayçiçeği (Yağlık) 6.955 10.004<br />
Ayçiçeği (Çerezlik) 425 732<br />
Patates 1.262 29.040<br />
2005 yılı Bahçe bitkileri üretimi<br />
Türü Alan (ha) Miktar (Ton)<br />
Lahana (Beyza) 161 3.811<br />
Ispanak 220 1.321<br />
Pırasa 73 689<br />
Kabak (Sakız) 32 378<br />
Kabak (Bal) 108 1.427<br />
Hıyar 411 5.315<br />
Patlıcan 64 444<br />
Bamya 130 536<br />
Domates 1.810 46.845<br />
Biber (Sivri) 132 836<br />
Biber (Dolmalık) 29 177<br />
Karpuz 508 8.426<br />
Kavun 1.736 30.799<br />
Fasulye (Taze) 718 3.761<br />
Barbunya (Taze) 201 1.366<br />
Sarımsak 8 61<br />
Soğan (Kuru) 4.689 109.659<br />
Havuç 22 198<br />
Turp (Bayır) 19 232<br />
Soğan (Taze) 110 1.174<br />
2005 yılı Meyve üretimi<br />
Türü Miktar (Ton)<br />
Erik 1.229<br />
Kayısı 391<br />
Gilas 1.104<br />
Vişne 683<br />
Badem 165<br />
Ceviz 2.902<br />
Dut 974<br />
Üzüm 14.623<br />
Elma 7.426<br />
2005 yılı il Gübre kullanımı<br />
Türü Miktar (Ton)<br />
Saf N 60.991<br />
Saf P205 45.559<br />
Saf K20 11,4 </p>
<p> Orman Vilayetin ormanlık arazileri daha çok kuzeyinde olup Çorum, Bayat, İskilip, Osmancık ve Kargıda sık olarak mevcuttur. Dağ köylerinin geçimi ormancılık üretimine bağlıdır.</p>
<p>Toplam ormanlık arazisi 373.825 hektardır. 185.873 hektar orman verimli, 187.952 hektar orman verimsizdir. Bu ormanların 194.564 hektarı koru ormanı, 179.261 hektarı baltalık ormandır. İl ormanlarının tümü kamu adına devlete ait olup şahıs ormanı yoktur.</p>
<p>Dosya:Çorum ili Iskilip ilçesi çukurhan yaylası.jpg<br />
İskilip &#8211; Çukurhan Yaylası, Ormanlar vilayetin önemli bir geçim kayanğıdır.Bayat ilçesinde: Göknar, Kayın, Karaçam, Meşe, Ardıç.<br />
Kargı ilçesinde Sarıçam, Göknar, Kayın, Karaçam, Kızılçam, Meşe, Ardıç.<br />
İskilip ilçesinde: Göknar, Kayın, Karaçam, Meşe, Ardıç.<br />
Osmancık ilçesinde: Kayın, Karaçam<br />
Laçin ilçesinde: Karaçam, Meşe.<br />
Uğurludağ ilçesinde: Karaçam, Meşe.<br />
Çorum ilçesinde: Sarıçam, Göknar, Kayın, Karaçam, Meşe.<br />
Mecitözü ve Sungurlu ilçel?rind?: Karaçam, Meşe.<br />
2005 yılı Orman üretimi<br />
Türü Miktar (m³)<br />
Tomruk 37.730<br />
Maden Direk 4.413<br />
Sanayi Odunu 3.641<br />
Kağıtlık Odun 13.580<br />
Lif Yonga Odunu 73.000<br />
Yakacak Odun 152.931<br />
2005 yılı Orman &#8211; Mera alanı<br />
Türü Miktar (ha)<br />
Çayır alanı 5.530<br />
Mera alanı 139.582<br />
Orman alanı 365.208<br />
Yoz alanı 145.593 </p>
<p> Hayvancılık Dosya:Kızılırmak mandalar.jpg<br />
Camışlar / Mandalar, Kızılırmak içinde serinleşiyor, Osmancık<br />
Koyunlar ve tavuklar<br />
Bal arısı<br />
Yumurta, Türkiye yumurta istehsalatının %5 faizi Çorum&#8217;da yapılır.<br />
Ankara &#8211; Tiftik Keçisi<br />
Sığır<br />
Tahıl Ambarıİl ekonomisinde hayvancılık üretimi ikinci derecededir. 2002 yılı Türkiye istatistiklerine göre il dahilinde 162.000 sığır, 139.000 koyun, 17.000 kıl keçisi, 3.000 Ankara keçisi, 5.000 manda mevcuttur. Yumurta, deri, süt, arıcılık, tavukçuluk önemli hayvancılık kaynaklı ürünlerdir.</p>
<p>Mera arazisi 139.582 hektar olup ilin hayvancılık üretimi için önem arz etmektedir.</p>
<p>1913 yılı hayvancılık üretimi; 89.059 sığır, 195.735 koyun, 220.856 keçi, 8.000 kömüş/camış vardır. Ek olarak 5.592 at, 12.575 eşek, 385 katır gibi çekim hayvanı vardı.</p>
<p>1927 yılında üretimi devlet istatistiklerine göre; ilde 83.000 kadar sığır, 160.000 kadar koyun, 230.000 kadar keçi, 230.000 kadar tavuk ile ek olarak 80.000 kadar eşek, katır ve at diğer çekim hayvanı vardı.</p>
<p>Lezzetli yoğurdu için özellikle camış sulak köylerde ve Kızılırmak kenar köylerinde beslenmektedir.</p>
<p>1980 yılına kadar ilde çok sayı kıl keçisi vardı. Orman alanlarında taze sürgünlere verilen zarar neticede çok sayı köyde yasaklandılar.</p>
<p>İlde dahilinde bir adet balıkçılık üretimi ile iştigal eden şirket var olup yıllık kapasitesi 15.000 ton olup ancak 10.000 ton kadar istehsal mümkün olmaktadır.</p>
<p>Büyük baş hayvan üretimi (adet)<br />
Türü 2003 yılı 2005 yılı<br />
Sığır (Kültür)  28.418<br />
Sığır (Melez)  89.465<br />
Sığır (Yerli)  46.461<br />
Sığır Toplamı 162.144 164.344<br />
Manda 4.830 3.297<br />
At 1.104<br />
Katır 1.245<br />
Eşek 10.766<br />
Küçük baş hayvan üretimi (adet)<br />
Türü 2003 yılı 2005 yılı<br />
Koyun 139.334 154.180<br />
Kıl Keçisi 17.125 17.249<br />
Tiftik Keçisi 3.285 3.649<br />
2005 yılı kuş &#8211; kanatlı ve yumurta üretimi<br />
Türü Miktar<br />
Yumurtacı Tavuk 2.426.200<br />
Et Tavuk 18.950<br />
Ördek 10.695<br />
Kaz 18.805<br />
Hindi 23.680<br />
Tavuk Yumurtası 514.318.000<br />
Ördek Yumurtası 372.750<br />
Kaz Yumurtası 621.400<br />
Hindi Yumurtası 798.500<br />
2005 yılı Arıcılık üretim bilgileri<br />
Türü Miktar<br />
Eski Usul Kovan Sayı 722<br />
Fenni Usul Kovan Sayı 44.384<br />
Bal Üretimi 565.120 kg<br />
Bal Mumu Üretimi 13.808 kg<br />
Arı Bakan Köy Sayısı 626 </p>
<p> Sanayi Çorum&#8217;daki başlıca sanayi tesisleri; çeşitli gıda maddeleri, süt ürünleri, un, yem, şeker, kereste, parke, alçı, kireç, çimento, prefabrik yapı elemanları, tuğla ve kiremit, demir &#8211; çelik döküm ve makina, dokuma, ayakkabı, ısıcam fabrikalarıdır. 2001 yılında Çorum&#8217;da 10&#8242;dan fazla çalışanı olan işletme sayısı 82&#8242;dir. Bunlardan 40&#8242;ı taş ve toprak sanayisi; 18&#8242;i gıda, içki ve tütün sanayisi; 10&#8242;u metal eşya, makina ve teçhizat sanayisi; 5&#8242;i metal ana sanayisi; 4&#8242;ü tekstil, giyim ve deri sanayisi; 2&#8242;si mobilya sanayisi; 1&#8242;i kâğıt, kâğıt ürünleri ve basım sanayisi ve 1&#8242;i de motorlu kara taşıtları sanayisine aittir. Çorum ilinin sembolü olan leblebi ise Çorum, Sungurlu ve Osmancık civarlarında küçük işletmeler tarafından üretilir.</p>
<p>2005 Yılında Çorum İlindeki Sanayi Tesisleri<br />
İlçə Gıda Sanayisi Faizi (%) Makina Sanayisi Faizi (%) Taş/Toprak Sanayisi Faizi (%) Diğer Faaliyetler Faizi (%) Toplam(cəm)<br />
Çorum 43 56 76 95 41 76 59 82 212<br />
Alaca 3 3 &#8211; - &#8211; - 1 1 4<br />
Bayat 1 1 &#8211; - &#8211; - 2 2 3<br />
Boğazkale &#8211; - &#8211; - &#8211; - &#8211; -<br />
Dodurga &#8211; - &#8211; - &#8211; - &#8211; -<br />
İskilip 3 3 &#8211; - &#8211; - 4 6 7<br />
Kargı 8 11 &#8211; - 1 2 &#8211; - 9<br />
Laçin 1 1 &#8211; - &#8211; - &#8211; - 1<br />
Mecitözü 2 2 &#8211; - 1 2 &#8211; - 3<br />
Oğuzlar &#8211; - &#8211; - &#8211; - &#8211; -<br />
Ortaköy &#8211; - &#8211; - &#8211; - &#8211; -<br />
Osmancık 16 21 &#8211; - 11 20 &#8211; - 27<br />
Sungurlu 9 12 4 5 &#8211; - 6 9 19<br />
Uğurludağ &#8211; - &#8211; - &#8211; - &#8211; -<br />
Toplam 79 &#8212;&#8212; 80 &#8212;&#8212; 54 &#8212;&#8212; 72 &#8212;&#8212; 285 </p>
<p> Madencilik Çorum&#8217;da işletilmekte olan çok sayıda linyit kömür işletmesi vardır. Bu işletmeler; İskilip, Dodurga ve Bayat ilçelerindedir.Son Zamanlarda Mecitözü İlçesi civarında yüksek rezervli linyit kömür sahaları bulunmuştur. Bu rezervlerden Bayat ve Dodurga&#8217;daki en zengin rezervdir ve en kalorili kömür de buradan çıkarılır.</p>
<p>Bayat&#8217;ta 4000 yıllık maden ocağı galerisi bulunmuş mevcut rezerv nabit bakırdan oluşmaktadır.Bayat Sağpazar köyünde 95 yılında petrol araştırmaları yapılmış ve TPAO nun 1.derece arama sahasında bulunmatır.Ayrıca ilçede Tuz ve Kireçtaşıda mevcuttur.</p>
<p>İl genelinde; bakır, manganez, çinko, antimon, demir, kurşun, asbest, linyit, grafit yatakları ile jeotermal kaynaklar olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p> Nüfus [değiştir]Günümüzde Çorum ilini meydana getiren şehirlere bakarsak üçü dışında olanlar kaza kimliğine 1866 yılından sonra ulaşmışlardır. 1866 yılına kadar üç şehir kaza statüsünde olup bunlar; Çorum, İskilip ve Osmancık&#8217;tır. Şimdiki il sınırları kalıcı haline 1924 yılında Türkiye Cumhuriyetince yapılan yasal düzenleme ile kavuşur. 1924 yılına kadar iskilip&#8217;e bağlı olan şimdiki Çankırı ilinin üç ilçe toprakları (Yapraklı, Kızılırmak, Merkez) alınmış ve Çankırı iline dahil edilmişlerdir. Öyleki 1900 yılında İskilip topraklarında şimdi tam sekiz adet ilçe kurulu olup bu ilçeler 4 vilayete (Çankırı, Çorum, Kastamonu, Kırıkkale) dağılmıştır. Birde Kargı ilçesinin özel durumu dışında il genelinde sınır değişiklikleri olmamıştır.</p>
<p>Aşağıdaki tabloda Çorum, İskilip, Osmancık, Sungurlu ve Mecitözü ilçelerindeki nüfus miktarındaki ani azalışların nedenleri;</p>
<p>Bayat 1958 yılında, Uğurludağ 1987 Oğuzlar 1990 yılında İskilip ilçesinden ayrılıp birer ilçe haline getirilmesi, buna birde 1945 yılında Harami ile Irmak arasında kalan ova köylerinin dönemin valisince Çorum merkez ilçeye bağlanması<br />
Alaca 1919 yılında, Laçin ise 1990 yılında Çorum&#8217;dan ayrılıp birer ilçe haline getirilmesi<br />
Ortaköy, 1959 yılında Mecitözü&#8217;nden ayrılıp bir ilçe haline getirilmesi<br />
Dodurga, 1990 yılında Osmancık ilçesinden ayrılıp bir ilçe haline getirilmesi<br />
Boğazkale de 1987 yılında Sungurlu ilçesinden ayrılıp bir ilçe haline getirilmesi<br />
2007 yılı sonunda yapılan adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına göre yirminci yüzyıl boyunca (cumhuriyet dönemi) Çorum merkez ilçenin nüfusu 22 kat artmıştır. Nüfus üzerindeki incelemelerde il genelinde nüfusun merkez ilçeye ve il dışına doğru bir göç akış içerisinde olduğu sonucu çıkmaktadır. 2007 yılındaki sayıma göre belediye yerleşimlerinde de görülen genel bir nüfus azalması olduğudur ki bunun istisnaları yalnızca Çorum ve İskilip merkezleridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/corum-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çankırı</title>
		<link>http://www.sohbet.net.in/cankiri-chat/</link>
		<comments>http://www.sohbet.net.in/cankiri-chat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 19:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbet.net.in/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
Çankırı, Çankırı ilinin merkezi olan şehirdir. Tarihi Çankırı,yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir.Çankırı&#8217;nın adı, Batılı kimi gezginler tarafından &#8220;Çangırı&#8221; ya da &#8220;Çengiri&#8221; biçiminde yazılmıştır. Kent eski Gangra adlı kentin yerinde kurulmuştur. Önceleri Paphlagonia&#8217;ya bağlıydı. Sonra Pontus devletine, ardından da Galatia&#8217;ya bağlandı. Galatia hükümdarı Deiotarus, Gangra&#8217;yı merkez yaptı. M.Ö. 25&#8242;te Roma imparatorluğunun topraklarına katılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  array_key_exists() [<a href='function.array-key-exists'>function.array-key-exists</a>]: The second argument should be either an array or an object in <b>/home/sohbetne/public_html/wp-content/plugins/related-posts-by-tags/widget_related-posts-by-tags.php</b> on line <b>175</b><br />
<p><a href="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Çankırı-Sohbet.jpg"><img src="http://www.sohbet-tr.org/wp-content/uploads/2011/08/Çankırı-Sohbet.jpg" alt="Cankiri Sohbet Chat" title="Çankırı Sohbet" width="275" height="183" class="alignleft size-full wp-image-3477" /></a><br />
Çankırı, Çankırı ilinin merkezi olan şehirdir.</p>
<p> Tarihi Çankırı,yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir.Çankırı&#8217;nın adı, Batılı kimi gezginler tarafından &#8220;Çangırı&#8221; ya da &#8220;Çengiri&#8221; biçiminde yazılmıştır. Kent eski Gangra adlı kentin yerinde kurulmuştur. Önceleri Paphlagonia&#8217;ya bağlıydı. Sonra Pontus devletine, ardından da Galatia&#8217;ya bağlandı. Galatia hükümdarı Deiotarus, Gangra&#8217;yı merkez yaptı. M.Ö. 25&#8242;te Roma imparatorluğunun topraklarına katılan yöre, Bizanslılar zamanında bir ara sürgün yeri idi. Kimi kaynaklarda anılan Germanikopolis kentinin Gangra olduğu sanılıyor. Emeviler zamanında İslam orduları birkaç kez saldırdılarsa da bu kaleyi ele geçiremediler.</p>
<p>Çankırı ve çevresi, 1071 Malazgirt zaferinden sonra Danışmendoğullarınca ele geçirildi.</p>
<p>Selçukluların Malatya&#8217;da tutsak edilip Niksar kalesine kapattıkları Antakya hükümdarı Bohemond&#8217;u kurtarmak için 1101&#8242;de İstanbul&#8217;dan yola çıkan Raymond de Toulouse komutasındaki Haçlı Ordusu Ankara&#8217;yı aldıktan sonra Çankırı&#8217;ya yöneldiyse de kaleye giremediler. Amasya yakınlarında Selçuklu ordusuyla karşı karşıya gelen Haçlı Ordusu, bozguna uğradı. 1134&#8242;te Bizans İmparatoru Ioannes Komnenos şiddetli çarpışmalardan sonra kaleyi ele geçirebildiyse de, o döndükten sonra Danışmendliler kenti geri aldılar. Daha sonra yöreye Selçuklular egemen oldular. I. Murad zamanında Çankırı ve çevresi Osmanlı topraklarına katıldı. Timur, 1402&#8242;de Çankırı&#8217;yı eski sahiplerine verdiyse de, 1439&#8242;da I. Mehmet geri aldı.</p>
<p>Osmanlı döneminde yönetim bakımından anadolu eyaletine bağlı bir Livanın merkezi olan Çankırı, Cumhuriyetin ilanından önce Kastamonu vilayetine bağlı bir sancağın merkezi idi. Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu üzerinden İstanbul&#8217;dan Ankara&#8217;ya yapılan malzeme ve insan naklinde Çankırı önemli bir aracı merkez rolünü oynamıştır. Cumhuriyet döneminde il merkezi haline getirilmiştir.</p>
<p>19. yüzyılın sonunda yaklaşık 16 bin olduğu tahmin edilen nüfusunu, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk yıllarında 10 binin altına düştüğü görüldü. (1927&#8242;de 8.847). Ancak 1940&#8242;da 10 bini yeniden aşabilen (10.235) nüfus 1970&#8242;te 25 bini geçti (26.124). 1990&#8242;da da 45.496&#8242;ya ulaştı.</p>
<p>(Kengırı) kelimesinin (Çankırı) suretinde yazılması 11/ 4/ 1341 (1925 Miladi) tarihinde Çankırı Milletvekili A.Talat ONAY&#8217;ın öncülüğünde TBMM&#8217;ye verilen bir teklifle değiştirilmiştir. ([1])</p>
<p>İlin merkezi olan Çankırı kenti, Kızılırmak&#8217;ın kolları Acıçay ile Tatlıçay&#8217;ın birleştiği yerde kurulmuştur. Deniz yüzeyinden 700-800 m. yüksekliktedir. Çankırı çok eskiden bir kale kentiydi. Kent, sonraları sırtını kaleye dayayarak, güneye doğru yayıldı. Günümüzde, Tatlıçay&#8217;ın her iki yakasına serpilmiş durumdadır. Kalenin eteklerindeki mahalleler, kentin çekirdeğini oluşturur. Bu mahalleler dar sokaklıdır. Kentin yeni kesimleri ise, daha modern görünüşlüdür.</p>
<p> Coğrafi konumu [değiştir]Orta Anadolu&#8217;nun kuzeyinde, Kızılırmak ile Batı Karadeniz ana havzaları arasında yer alan Çankırı, 40° 30&#8242; ve 41º kuzey enlemleri ile 32° 30&#8242; ve 34º doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlin komşuları batıda Bolu, kuzeybatıda Karabük, kuzeyde Kastamonu, doğuda Çorum ve güneyde Ankara ile Kırıkkale&#8217;dir. Denizden yüksekliği 750 metre olup, ülke topraklarının %o 94&#8242;lük bölümünü oluşturan toplam 7.388 Km²&#8217;lik bir alana sahiptir.</p>
<p> İklimi, bitki örtüsü ve yabani hayat Çankırı&#8217;da genellikle İç Anadolu ya özgü iklim etkisi görünmektedir. Merkez,Ilgaz ve Yapraklı ilçelerinde kışlar serin, yazlar ılık geçerken, Çerkeş ilçesinde kışlar soğuk, yazlar ise serin geçmektedir.</p>
<p>İlin en fazla yağış alan ilçesi, Yapraklı&#8217;dır. Yapraklı&#8217;da hemen hemen her mevsim yağış gözlemlenir. Merkezden, güneye doğru gidildikçe iklim ve bitki örtüsünde değişiklik ve zayıflama görünmektedir. Araştırmalar sonucu, il topraklarının 2-3 yüzyıl öncesine kadar bazı tuzlu bölgeler hariç, ormanlarla kaplı olduğu belirlenmiştir. Ne var ki, tarla açmak amacıyla yapılan bilinçsiz kesimler, hayvan otlatmak için ormanlardan yararlanılması, müdahale imkânı olmayan orman yangınları ve iklim değişiklikleri yüzünden, bu orman bölgelerinin büyük çoğunluğu yok olmuştur.</p>
<p>İlin, bütün bu tahribattan sonra geriye kalan ormanları, Ilgaz ilçesi başta olmak üzere Elaman, Eğirova, Ovacık, Düvenlik, Ilısılık, Yapraklı, Sarıkaya, Karakaya ve Erikli Dağları ve çevresindedir.İldeki bitki örtüsünün üst florasını oluşturan iğne yapraklı ağaçlar, özellikle de karaçam, sarıçam, ardıç, meşe, ladin ve köknar gibi orman ağaçlarıyla ahlat ve kızılcık ağaçlarıdır. Bitki örtüsünün alt florasında ise hububat, yemlik ve yemeklik baklagiller ile ayrıkotu, devedikeni ve yumak gibi bitkiler bulunmaktadır. Ayrıca akarsular boyunca söğüt ve kavak ağaçları ile zengin meyve bahçelerine de rastlanmaktadır.</p>
<p>İlde rastlanan başlıca av hayvanları, kurt, tilki, tavşan ve sincaptır. Uzun yıllar düzenli mücadele edilmediği için, yaban domuzu sayısından belirgin bir artış olmuştur. Fakat son yıllarda yapılan düzenli ve etkin mücadeleler nedeniyle, yaban domuzu sayısında belirgin bir azalma sağlanmıştır.Çankırı tuz fabrikası da büyük önem taşır.</p>
<p> Toprak yapısı ve sanayiisi Genellikle çıplak dağlarla kaplı olan Çankırı toprakları, şiddetli erozyon tehdidi altındadır. Bu yüzden il toprakları, tarımsal amaçla kullanılmamaktadır. Bu topraklar sadece hayvan otlatmada kullanılır.</p>
<p>Çankırı ili sınırları içerisinde alüvyal, kolüvyal, kestane renkli, kahverengi orman ve kireçsiz kahverengi orman toprakları olmak üzere toplam beş tür toprak bulunmaktadır. Çankırı sanayi bakımından geri kalmış illerden biridir.[kaynak belirtilmeli] Un, yem bitkileri ve askeri donatım fabrikaları vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbet.net.in/cankiri-chat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

